Yedi Meşaleciler Hakkında Bilgi

yedi-mesalecilerYedi Meşaleciler, Cumhuriyet Dönemi Türk Edebiyatı’nın ilk edebi topluluğudur. Altı şair, bir hikâye yazarından oluşan bu topluluk 1928 yılında yayımladıkları bir beyanname ile ortaya çıkmıştır. “Canlılık, samimiyet ve daima yenilik” sloganıyla hareket etmişlerdir. Yedi Meşaleciler, saf şiir anlayışını sürdüren şairler içeresinde değerlendirilirler.

Yedi Meşale kimin eseri?

Bu genç sanatçılar, yaptıkları toplantıda ortak bir kitap çıkarma kararı alırlar. Türk şiirinin geleceğine ışık tutmayı planladıkları için bu kitaba “Yedi Meşale” adını verirler. Yedi Meşale; Ziya Osman Saba, Sabri Esat Siyavuşgil, Yaşar Nabi Nayır, Muammer Lütfi Bahşi, Vasfi Mahir Kocatürk, Cevdet Kudret Solok ve Kenan Hulusi Koray’ın ortak eseridir.

Bu kitabın ardından birlikte bir dergi de yayımlamışlardır. “Meşale” adını verdikleri bu dergi çok uzun soluklu olamamıştır.

Yedi Meşaleciler neye tepki olarak doğdu?

Yedi Meşaleciler, Beş Hececiler’e tepki olarak ortaya çıkmışlardır. Beş Hececiler’in savunduğu sanat anlayışına karşı içtenliği ve saf (öz) şiiri savunmuşlardır.

“Yazılarımızda ne dünün mızmız ve soluk hislerini, ne son zamanların renksiz ve dar Ayşe, Fatma terennümünü bulacaksınız. Biz her şeyden evvel duygularımızı başkalarının manevi yardımına muhtaç kalmadan ifade etmeye çalıştık.” diyerek Servet-i Fünuncuları ve Beş Hececileri eleştirmişlerdir.

7 Meşaleciler kimler

7 Meşaleciler; biri hikayeci, altısı şair yedi genç sanatçıdan oluşmuş bir edebi topluluktur. Bu sanatçılar şunlardır:

Ziya Osman Saba
Sabri Esat Siyavuşgil
Yaşar Nabi Nayır
Muammer Lütfi Bahşi
Vasfi Mahir Kocatürk
Cevdet Kudret Solok
Kenan Hulusi Koray (Hikâye)



Yedi Meşale Beyannamesi

Büyük iddia ve düşüncelerle ortaya çıkan bu topluluk kısa sürede dağılmıştır. Topluluk üyelerinin çoğu, ilerleyen dönemde şiirden uzaklaşırken sadece Ziya Osman Saba, hayatının sonuna kadar Yedi Meşale anlayışına sadık kalmıştır.

“Bu eser size her türlü müşkilâta rağmen yalnız sanat aşkıyla çalışan birkaç gencin bir senelik edebî mahsulünü takdim ediyor. Yazılarımızı müştereken neşretmemizin sebebi memleketimizde son edebî cereyanları gösterecek toplu bir eser vücuda getirmek arzusudur.

Biz bu eserle, gençliğin yazılarını takip etmek külfetine bile girmeden, yalnız fuzulî bir tefahur ve malumat-füruşlukla “Edebiyatımız öldü, ölüyor!” diye kıyametler koparan bazı sanat kâhinlerine yanıldıklarını ispat etmek istiyoruz.

Hem gazete sütunlarını ve hem de karilerin sabrını suiistimal ederek boş sözlerle vakit geçirmedense cevabımızı müspet bir misalle vermeyi tercih ettik.

Mamafih zannedilmesin ki biz, kendilerini dev aynasında görenlerdeniz.

Hayır, cihan edebiyatına nazaran ne kadar ehemmiyetsiz kaldığımızı pek âlâ takdir ediyoruz. Yalnız göğsümüzü gere gere söyleyebiliriz ki taklitten, edebiyatın bu baş belâsından kendimizi kurtarmayı en büyük vazife bildik.

Yazılarımızda ne dünün mızmız ve soluk hislerini, ne son zamanların renksiz ve dar Ayşe, Fatma terennümünü bulacaksınız. Biz her şeyden evvel duygularımızı başkalarının manevî yardımına muhtaç kalmadan ifade etmeye çalıştık. Eğer muvaffak olduysak, bu da bize kâfi bir şeydir.

Yazılarımızı tetkik ediniz; kendi dar hususiyetimize, aşkımıza, sevinç ve kederlerimize ne kadar az yer verilmiş olduğunu göreceksiniz.

Hem artık bugünkü nesil hislerin aynen terennümünden zevk almıyor. Meselâ ıstırabı niçin bir kahkaha şeklinde anlatmayalım. Bazen öyle tebessümler vardır ki en derin hıçkırıklardan fazla elem ifade ederler.

Ye sonra mevzularımızı da kabil olduğu kadar genişletmeye çalıştık. “Hep aynı vefasız sevgiliden başka bahsedecek bir şey bulamıyor musunuz?” diyenlere, onu bize değil, bizden evvelki nesillere sormaları daha münasip olacağını hatırlatmak isteriz.

Kariler aynı his ve fikirlerin değiştirile değiştirile kendilerine sunulmasından bıktılar, usandılar. İşte biz edebiyatta bu çürük zihniyetle mücadele etmek istiyoruz.

Canlılık, samimiyet ve daima yenilik: Bizi müşterek bir eser neşrine teşvik eden fikirlerimizi bu suretle izah edebiliriz.

Hakikî bir sanat eseri vücuda getirmek için yazılarımızı sıkı bir tasniften geçirdik ve mümkün olduğu kadar teksif edilmiş bir eser elde etmeye çalıştık.

Eline her kalem alanın neşriyat sahasına atılarak kari bulduğu bu zamanda sanat eserlerini bekleyenlerin de bulunduğunu biliyor ve eserimizi onlara ithaf etmekle büyük zevk duyuyoruz.



İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.