Yakup Kadri Karaosmanoğlu’nun Romanları

Yakup Kadri Karaosmanoğlu roman türünde önemli eserler vermiş, Türk romancılığına damga vurmuş sanatçıların başında gelir. Yakup Kadri Karaosmanoğlu’nun romanları gerek roman tekniği gerekse dili bakımından son derece kuvvetlidir. O, bu yönüyle Halit Ziya’dan sonra son dönem Türk romancılığında en önemli isimlerden biri olmuştur. Romanlarında sağlam bir gözlem yeteneği ve güçlü bir realizm görülür.

Bkz: Yakup Kadri Karaosmanoğlu Kimdir? Hayatı, Edebi Kişiliği, Eserleri

Yakup Kadri Karaosmanoğlu’nun romanları kısaca şu şekilde özetlenebilir.

Kiralık Konak Kısa Özet

Realist bir özellik sergileyen eser, Yakup Kadri’nin ilk romanıdır. Romanda Tanzimat, Meşrutiyet ve Cumhuriyet kuşakları arasındaki görüş, anlayış ve yaşayış farkları ele alınarak; alafranga düşkünlüğü ve savurganlığın yol açtığı olaylar üzerinde durulur.

Osmanlı’nın çöküş dönemine ayna tutan eserde; yanlış Batılılaşmanın Türk ailesi üzerindeki olumsuz etkisi, Batılılaşma ile geleneksel değerlerin çatışması anlatılır. Romanın başlıca kahramanları; Naim Efendi, Sekine Hanım, Servet Bey, Seniha, Hakkı Celis’tir. Naim Efendi, devletin üst kademelerinde görev yaptıktan sonra emekliye ayrılıp İstanbul Cihangir’deki konağında yaşamını sürdüren dürüst bir Tanzimat efendisi ve konağın en yaşlı kişisidir. Gelenek ve göreneklere sıkı sıkıya bağlıdır, eşi ölünce konaktaki düzen bozulur. Naim Efendi, kızı Sekine Hanım, damadı Servet Bey, torunları Seniha ve Cemil ile aynı konakta yaşamaktadır. Damat Servet Bey, Batı tarzı yaşama heveslisi, bilinçsiz ve düşük ahlaklı biridir. Seniha da bu yaşama ayak uydurmuş ve serbest yetişmiştir. Bu arada Seniha konağa sık sık gelen ve Seniha’yı baştan çıkaran Faik’ten hamile kalır, durumu öğrenen Naim Efendi çok sarsılır. Bir yandan da I. Dünya Savaşı devam etmektedir. Seniha daha sonra özendiği Avrupa’ya kaçar, Servet Bey ise konak yaşantısından ve Naim Efendi’den kurtulmak için bir apartmana taşınır.

Seniha’yı saf bir aşkla seven Hakkı Celis, cepheye gider ve orada şehit düşer. Haberi alan Seniha buna kayıtsız kalır. Naim Efendi yaşanan hızlı değişimlere ayak uyduramaz. Konağı kiraya vermek ister ama kimse almaz ve tek başına bu konakta yaşamaya devam eder.

Nur Baba Kısa Özet

Roman, bir Bektaşi şeyhi olan Nur Baba ile genç sevgilisi arasındaki aşkın hikâyesidir. Roman bu aşkın sahnesini çizen bir dekorla başlar. Nur Baba dergâhı İstanbul’un yedi tepesinden birinde bulunmaktadır. Her zamanki ilahili, neyli, sazlı ve içkili dem âlemlerinden birine sahne olmaktadır. Bu âlemler sabaha kadar sürmekte ve sofralar çoğunlukla bir tekme ile devrilmektedir

Romanın başlıca kahramanları; Nur Baba, Ziba Hanım, Celile Bacı, Nigar, Süheyla, Nuriye Hanım’dır. Eserde, Anadolu’da ve Avrupa’da asırlarca birer eğitim yuvası olarak görev yapan tekke, zaviye ve dergâhların zamanla bu görevlerini yitirip yozlaşması anlatılır. İhtiraslı ve zevk düşkünü Nur Baba adlı bir Bektaşi şeyhinin aşk oyunları etrafında gelişen olaylardan hareketle tekke gibi bazı dinî kurumların bozulması ve sosyal yapıya verdiği zararlar üzerinde durulur.



Hüküm Gecesi Roman Özeti

İkinci Meşrutiyet sonrası parti kavgaları, İstanbul’un Birinci Dünya Savaşı yıllarındaki durumu işlenir. 31 Mart Olayı’ndan sonra iktidarı ele geçiren İttihat ve Terakki Cemiyeti ile muhalefet arasındaki siyasi çekişmenin öyküsü sergilenir.

Eserde, gazeteci Ahmet Samim’in öldürüldüğü 9 Haziran 1910 öncesiyle Sadrazam Mahmut Şevket Paşa’nın öldürüldüğü 11 Haziran 1913 sonrasını içine alan zaman dilimindeki olaylar ele alınır. Romanın başlıca kahramanları; Ahmet Samim, Ahmet Kerim, Samiye, Sırrı Bey’dir. Olay örgüsü; Başyazar Ahmet Samim, Ahmet Kerim ve Samiye arasındaki ilişki etrafında gelişir. Düştüğü bunalımdan kurtulamayan Samiye sonunda intihar etmek zorunda kalır. Hüküm Gecesi, siyasi bir roman niteliğinde olmakla beraber, yazar bir dönemde yaşanan siyasi olayları küçük fakat önemli bir aşk hikâyesi ile süslemesini bilmiştir. Kitapta her ne kadar siyasi sıkıcı bir hava ağır bassa da birtakım gerçek olaylardan bahsedilmesi bu havayı biraz olsun hafifletir.

Sodom ve Gomore Roman Özeti

Romanda Mütareke yıllarında işgal altındaki İstanbul’un ahlâk bozuklukları ve sosyal yaşam işlenir. “Sodom” ve “Gomore” İncil’de adları geçen iki şehirdir. Ürdün’ün bu iki şehri ahlaki bakımdan iyice çöktüğü için Tanrı’nın gazabına uğramış ve yerle bir edilmiştir. Yakup Kadri, Mütareke Dönemi’ndeki İstanbul’u bu iki şehre benzetir. Romanın başlıca kahramanları; Sami Bey, Necdet, Leyla’dır.

Olaylar; Sami Bey, ailesi ve bu aileyle ilişkili yerli ve yabancı kahramanlar etrafında gelişir. Romandaki tek olumlu kahraman Leyla’nın nişanlısı Necdet’tir. Birinci Dünya Savaşı’ndan sonra Fransız, İngiliz ve Amerikan kuvvetleri İstanbul’a yerleşir. Romana konu olan Sami Bey ailesi, başta olmak üzere bazı Türkler ülkenin kurtuluşunu yabancı güçlere sığınmakta özellikle İngiliz mandacılığında görürler. Sami Bey’in ailesi millî ve manevi değerlerden yoksun kalmış hatta menfaatleri için yabancı güçlerle iş birliği yapmaktadır. Sami Bey’in kızı Leyla, dayısının oğlu Necdet’le nişanlı olmasına rağmen bir İngiliz subayı ile ilişki yaşamaktadır. Necdet, bu durumu kabullenemez ve Anadolu’daki direniş hareketini destekler. Anadolu’da sürdürülen mücadele başarıyla sonuçlanır ve işgalciler, Anadolu’yu terk eder. Bu durumda Leyla tekrar Necdet’e yanaşmak istese de Necdet buna müsaade etmez.

Yaban Roman Özeti

Yakup Kadri Karaosmanoğlu’nun romanları içinde belki de en çok okunan ve sevilen eser “Yaban” olmuştur. Roman, Yakup Kadri’nin Millî Mücadele sırasında Yunanların yaptığı zulümleri incelemek üzere Batı cephesinde bulunduğu sıradaki gözlemlerine dayanır. Kendi dönemi içindeki gerçekçilik anlayışına uygun olarak yazılan romanda Yakup Kadri; I. Dünya Savaşı’nın bitimiyle birlikte Sakarya Savaşı’nın sonuna kadar olan sürede bir Anadolu köyünde, köylüleri, köyün durumunu, Milli Mücadele’ye ilişkin tavırlarını bir aydının gözüyle verir.

Romanın başlıca kahramanları; Ahmet Celal, Emine, Salih Ağa, Mehmet Ali’dir. Anı biçiminde yazılan romanda, Kurtuluş Savaşı yıllarındaki olaylar anlatılır. Savaş gazisi Ahmet Celâl, İstanbul’un işgal edilince emir eri Mehmet Ali’nin daveti üzerine Eskişehir Porsuk Çayı kıyısındaki köyüne gider. Köyde yoksul ve cahil kalan halkı aydınlatmaya çalışır fakat halk ona değil cahil kalmalarının asıl sebebi olan Salih Ağa’ya inanır. Ahmet Celal, kendini kurtarıcı olarak gören, halkı eğitmeyi (ya da adam etmeyi) görev edinmiş, kafasında yarattığı gerçekle yaşanan gerçeğin çatışması sonucu “yaban”laşan tipik aydındır. Ahmet Celal’e yanaşmayan halk, onu “yaban” olarak niteler.

Genç subay, bir ara karşılaştığı Emine’ye ilgi duymaya başlar fakat Emine evlidir. Daha sonra Yunanlar, köyü işgal eder ve köyde katliam yapar. Ahmet Celal ve Emine kaçmaya çalışırken yaralanırlar. Emine’nin durumu daha ağırdır. Ahmet Celal elindeki anı defterini Emine’nin eline sıkıştırır ve gözlerden kaybolur. Sakarya Savaşı’ndan sonra bölgedeki zulümleri araştırmaya gelen “araştırma kurulu” yıkıntıların arasında kenarları yanmış bir anı defteri bulur. Yaban’ın konusu işte bu anı defteridir.

Bir Sürgün Roman Özeti

Eserde, II. Abdülhamit Dönemi’nin aydın tipi olan “Jön Türkler”in çalışmaları, Paris’teki hayatları ve Batı medeniyetinin zayıf yönleri üzerinde durulur. Romanın kahramanı Dr. Hikmet, Abdülhamit devri aydınlarını ve onların zihniyetlerini temsil eden bir karakterdir. 29 bölümden oluşan eserde İzmir’de yaşadığı sürgün hayatından usanıp Paris’e kaçan Doktor Hikmet’in bu şehirdeki huzursuz yaşamı anlatılır. Doktor Hikmet, İstanbul’da yaşayan varlıklı bir ailenin çocuğudur.

Babası, Sultan Murat taraftarı olduğu için yıllardır göz hapsinde tutulmaktadır; kendisi de tıp eğitimini tamamladıktan sonra İzmir’e sürgün edilir. İzmir’de bir süre Gureba Hastanesi’nde görev yaptıktan sonra, özgür bir yaşam için Paris’e gitmeyi düşünür. 1904’te, İzmir’den kalkan bir vapura ani bir kararla kaçak yolcu olarak binip Paris’e gider. Orada kaldığı yıl, kitaplardan ve dergilerden tanıyıp hayranlık duyduğu Fransız kültürünü gerçek yüzüyle yaşamaya çalışır. Bu arada şehirdeki bazı “Jön Türkler”le tanışır. Paris günlerinde ekonomik sıkıntılar, vefasız aşklar, hastalıklar ve yalnızlık onun peşini bırakmaz. Paris’te geçirdiği yaklaşık bir yıllık sürenin sonunda verem hastalığına yakalanıp hayatını kaybeder.

Hep O Şarkı Roman Özeti

Yakup Kadri’nin son romanıdır. Romandaki olaylar, Abdülaziz, V. Murat ve Abdülhamit’in hükümdarlık dönemlerinde geçmektedir. Yazar, olayları romanın kahramanı Münire’nin ağzından anlatmaktadır. Münire, kendi hayatını anlattığı bir kitap yazmaktadır ve bu kitap aslında “Hep O Şarkı”dır. Romanda bir aşk hikâyesi etrafında Abdülaziz Dönemi’nden hayat sahneleri de yansıtılır.

Ankara Roman Özeti

Ankara, Yakup Kadri Karaosmanoğlu’nun romanları içinde özel bir yere sahiptir. Romanın başlıca kahramanları; Selma Hanım, Nazif Bey, Hakkı Bey, Neşet Sabit’tir. Ankara’nın üç ayrı döneminin konu edindiği romanda yazar; Ankara’dan hareketle Türkiye’deki toplumsal değişme ve gelişmeleri yansıtır. Roman üç bölümden oluşur:

Birinci bölümde Kurtuluş Savaşı yıllarındaki (1922’ye kadar) Ankara anlatılır. İstanbul’dan gelmiş Selma Hanım, kocası Nazif Bey’in etkisiyle bir zamanlar yadırgadığı Millî Mücadeleye inanmaya başlar ancak bu sefer de kocası Sakarya Muharebesi’nden korkarak kaçmanın yollarını arar. Selma, Binbaşı Hakkı Bey’le mücadeleye devam eder ve yaralılara hemşirelik yapar.

İkinci bölümde Cumhuriyet’in ilk yıllarındaki (1926’ ya kadar) Ankara anlatılır. Binbaşı Hakkı Bey’le Selma evlenir.

Üçüncü bölümde ise Cumhuriyet sonrası yıllarındaki Ankara (1937-1943) anlatılır. Bu bölümde Cumhuriyet ruhuyla yetişen gençlere de yer verilir. Bunlardan biri de Neşet Sabit’tir. Selma üçüncü evliliğini bu gençle yapar ve mutluluğa kavuşur.



İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.