Türk Edebiyatının Doğal Destanları

Türk edebiyatının doğal destanları, dünyanın belki de en zengin destan kültürü örneklerindendir. Asya kıtasının çeşitli bölgelerinde yaşayan Türk boyları arasında zengin bir destan geleneği vardır. Türk Edebiyatının doğal destanları şunlardır:

İslamiyet Öncesi Türk Edebiyatının Doğal Destanları

Altay Türkleri: Yaratılış Destanı
Saka Türkleri: Şu Destanı, Alp Er Tunga Destanı
Hun Türkleri: Oğuz Kağan Destanı, Atilla Destanı
Göktürkler: Bozkurt DestanıErgenekon Destanı
Uygur Türkleri: Göç Destanı, Türeyiş Destanı

İslamiyet Sonrası Türk Edebiyatının Doğal Destanları

Battal Gazi Destanı
Satuk Buğra Han Destanı
Cengizname
Timur ve Edige Destanları
Danişmend Gazi Destanı
Köroğlu Destanı
Manas Destanı

Destan Nedir? Destanların Özellikleri Nelerdir?
Türk Destanlarında Kullanılan Mitolojik Ögeler

A. İslamiyet Öncesi Türk Destanları

İslâmiyet’ten önceki Türk destanlarının orijinal, tam metinleri elimize geçmemiştir. Bilinen Türk destanları arasında en eskisi “Yaratılış Destanı”dır. Bu destan, Altay Türkleri arasında söylenmiştir. Rus Türkolog Radlof tarafından saptanıp yazıya geçirilmiştir.

Altay – Yakut Türklerinin Destanı

Yaratılış Destanı

XIX. yüzyılda Alman asıllı Rus Türkolog Wilhelm Radloff tarafından Şamanist Altay Türkleri arasından derlenen destan, bütün Türk kavimlerinin yüzyıllardan beri ortaklaşa meydana getirdiği bir ürün olarak kabul edilmektedir. Bu destanda dünyanın nasıl yaratıldığı, insanların ne şekilde meydana geldiği, Tanrı ile şeytan arasındaki diyalog, şeytanın kötülüğü temsil ettiği ve Tanrı’nın gücü karşısında yetersiz kaldığı konularına yer verilmektedir.

Saka (İskit) Türklerinin Destanları

1. Alp Er Tunga Destanı

MÖ VII. yüzyılda yaşayan, Sakaların ünlü komutanı Alp Er Tunga’nın yiğitliklerinin ve Türk – İran savaşlarının anlatıldığı destandır. MÖ 624 yılında İran – Turan savaşları sırasında Keyhüsrev tarafından hileyle öldürülen Alp Er Tunga, İran kaynaklarında Efrasiyab adıyla anılmaktadır. Kaşgarlı Mahmut’un Divanü Lügati’t-Türk adlı ansiklopedi özelliği taşıyan sözlüğünde kaydedilen ve Alp Er Tunga’yı anlatan sagu parçaları, Türkler arasında onun hatırasının yaşatıldığının göstergesidir. Alp Er Tunga hakkında bilgi veren diğer bir kaynak ise Yusuf Has Hacip’in Kutadgu Bilig adlı eseridir.

2. Şu Destanı

MÖ IV. yüzyılda yaşadığı sanılan Türk hükümdarı “Şu”nun hayatı, tarihî kişiliği etrafında oluşan bir destandır. Türklerle İskender arasındaki savaşları konu alan ve hükümdar Şu’nun yiğitliklerinin anlatıldığı bir destandır.

Eserde, Oğuz boylarının ve Türkmenlerin kaynağı hakkında bilgiler hikâye edildikten sonra Makedonya Kralı Büyük İskender’in (Zülkarneyn) Asya seferinde Türklerle savaşmayı göze almadığı ve İskender’in ordusunun bir gece baskını sırasında Türklerce yenilgiye uğratıldığı anlatılmaktadır. Şu Destanı’yla ilgili bilgileri de yine Kaşgarlı Mahmut’un Divanü Lügati’t-Türk adlı eserinden öğreniyoruz.

Hun Türklerinin Destanları

1. Oğuz Kağan Destanı

Hun Hükümdarı Mete’nin (Oğuz’un) hayatını, yiğitliklerini, Orta Asya’da Türk birliğini nasıl sağladığını, Hun İmparatorluğu’nu nasıl kurduğunu, ölümünden önce ülkesini genişletip oğulları arasında nasıl bölüştürdüğünü anlatan destandır. Destan, Türklerin İslamiyet’i kabulünden sonra Oğuzname adıyla anlatılmaya devam etmiştir. Destanın bu şeklini Moğol tarihçisi Reşidüdin’in Camiü’t-Tevârih ve Ebulgazi Bahadır Han’ın Şecere-i Terakime adlı eserlerinden öğreniyoruz.

2. Atilla Destanı

Avrupa Hun Devleti’nin efsanevi kağanı Atilla’nın hayatını ve fetihlerini konu edinen destandır. Ancak tarih kaynaklarında coşkun kahramanlık türküleri halinde söylendiği haber verilen bu destanlar da Türk diliyle yazıya geçmemiştir. Bu mevzuda bildiğimiz, bir destan değil, Attila’nın çadırı çevresinde kahramanlık türkülerinin nasıl söylendiğine dair bir hatıradır. Destanın büyük bir bölümü, Alman destanı Nibelungen’de yer almaktadır.

Göktürk Destanları

1. Bozkurt Destanı

Ailesinin tamamı öldürülmüş bir Türk çocuğunun dişi bir kurt tarafından beslenmesi, onunla evlenmesi sonucu Göktürklerin yeniden türeyişlerinin anlatıldığı bir destandır.

2. Ergenekon Destanı

Bozkurt Destanı’nın devamı niteliğinde olan destanın konusu şöyledir: Moğol olarak gösterilen Göktürk Hakanı İl Han ile Tatar Sevinç Han’ın savaşmaları sonucunda Göktürkler kılıçtan geçirilir. Savaştan sadece İl Han’ın oğlu Kayan, karısı; Kayan’ın amcasının oğlu Tukuz ve eşi kaçarak etrafı geçit vermeyen dağlarla çevrili Ergenekon denen bir bölgeye sığınırlar. Burada 400 yıl kalıp çoğalırlar ve bulundukları yere sığmaz olurlar. Bir demirci, dağın demirini eriterek yol açar ve Göktürkler bir dişi kurdun yol göstermesiyle Ergenekon’dan çıkarak ana vatanlarına dönerler ve Tatarlardan atalarının intikamını alırlar. Ergenekon Destanı Moğol tarihçisi Reşidüddin tarafından yazıya geçirilmiştir.

Uygur Türklerinin Destanları

1. Türeyiş Destanı

Uygurların var oluşunu anlatan bir destandır. Destanda Uygurların bir kurttan türeyişleri anlatılır. Bu yönüyle Bozkurt Destanı’yla benzerlikler gösterir. Destandaki hikâye şöyledir: Eski Hun hanlarından biri, sadece Tanrı ile evlenebileceklerine inandığı iki güzel kızını bir kuleye kapatır ve gökten Tanrı’nın gelmesi için yalvarır. Bu esnada kulenin dibinde uluyan bir kurt belirir ve küçük kız, babasını kendilerini evlendirmek istediği Tanrı’nın bu kurt olduğuna ikna eder. Kızların bu kurtla evlenmesiyle Uygur nesli türemiş olur.

2. Göç Destanı

Türeyiş Destanı’nın devamı niteliğinde olan destanda; Çinlilerle yapılan savaşın kaybedilmesiyle birliğin bozulması, Çinlilere verilmek zorunda kalınan kutsal dağın parçalanarak götürülmesiyle ana vatanlarında daha fazla kalamayan Uygurların göç edişleri hikâye edilir.

Diğer bir rivayete göre, Tanrı, Uygurlara Türk birliğinin simgesi olan Yada Taşı adı verilen bir taş armağan eder. Türkler savaşta yenilince bu taşı Çinlilere vermek zorunda kalırlar, bu yüzden Tanrı tarafından cezalandırılırlar. Ardından kuraklığın başlamasıyla ülkelerinden göç etmek zorunda kalırlar.

B. İslamiyet Sonrası Türk Destanları

Satuk Buğra Han Destanı

Karahanlılar dönemine ait olan en önemli eserdir, aynı zamanda İslami Türk destanlarının ilk örneği olarak kabul edilir. 995 yılında ölen Satuk Buğra Han, Karahanlı Devleti’nin kurucusudur. İslam dinini resmen kabul etmiş, halkına ve beylerine de kabul ettirmiştir.Satuk Buğra Han Destanı, bu hükümdarın hayatını, yaptığı savaşları ve İslam dinini kabul edişini efsaneli bir tarzda anlatır.

Manas Destanı

Kırgız Türkleri arasında ortaya çıkmış, büyük bir kahramanlık hikâyesi olarak hâlâ anlatılmakta olan bir destandır. Sarp kayalarda yaşayan Kırgızların bir tek destanı vardır. Bu destan Nogay devrine ait Manas Destanı’dır. Bu destan, Kırgızların bütün mitolojisini, masallarını, geleneklerini bir kahraman etrafında toplamıştır. Kırgızların yaşam biçimini, göreneklerini, ahlak ve din anlayışlarını, başka uluslarla olan ilişkilerini yansıtır bir genişliktedir.

Çin esareti altında yaşayan Kırgız Hükümdarı Yakup’un bir oğlu olur, adını Manas koyar. Destan üç bölümden oluşur: Manas’ın doğumu; Almambet’in Müslüman olup Manas’ın yanına geçmesi, Manas’ın birçok milletle savaşarak büyük kahramanlıklar göstermesi; Manas’ın evlenmesi ve karısı Kanikey’in uyarılarını dinlemeyerek tuzağa düşürülmesi, zehirlenerek öldürülmesi. Oğlu Sametey’in onun yerine geçerek hanlığını sürdürmesi, savaşlarını devam ettirmesi.

Cengiz Han Destanı (Cengiznâme)

13. yüzyılda oluştuğu sanılan, Büyük Moğol Hükümdarı Cengiz’in hayatını, seferlerini, savaşlarda gösterdiği kahramanlıkları ve ülkesini kalkındırmak için verdiği büyük mücadeleyi anlatan bu destan, 15. yüzyılda nesir biçiminde yazıya geçirilmiştir. Orta Asya’da çok yaygın olarak bilinen ve sevilen Cengizname, batıdaki Türkler arasında pek bilinmez ve sevilmez. Bunun nedeni de Moğolların batıya yaptıkları akınlarda büyük yıkımlar yapması olarak gösterilir. Aynı destana Aksak Timur olarak da bilinen Moğol hükümdarının yaşamı ve savaşları da eklenmiştir. Bu destanda İslamlık öncesi Türk destanlarına özgü birçok motif yer almaktadır.

Timur Destanı

Cengiz Han Destanı’nın bir devamı olarak kabul edilen bu destanda Timur’un hayatı, yaptığı savaşlar ve fetihleri anlatılır.

Edige Destanı

15. yüzyılda Altınordu Devleti’nin Timur’a karşı verdiği ölüm kalım mücadelesini ve Altınordu Devleti’nin Timur tarafından nasıl yıkıldığını anlatır. Destanda Hükümdar Edige Mirza’nın devletini kurtarmak için verdiği mücadele ve gösterdiği kahramanlıklar anlatılmaktadır.

Battal Gazi Destanı (Battalnâme)

Battalnâme, edebiyatımızın İslamiyet sonrası destanlarındandır. Bu destanın kahramanı Türkler arasında Battal Gazi diye benimsenmiş bir Arap savaşçısıdır. Asıl destan VIII. asırda, Emeviler’in Bizans’a karşı açtıkları savaşlarda büyük şöhret kazanmış Abdullah İbni Amr adlı bir kahraman hakkında söylenmiştir. Öyle sanılıyor ki Bizans’a savaş açmış Emevi kumandanlarının hatırasıyla Anadolu’da fetihler yapan ilk Türk kahramanlarının ülküleri birleşince, daha XII. asırda Danişmendliler bölgesindeki Anadolu Türkleri arasında Seyyid Battal Hikayeleri büyük rağbet görmüştür

Danişmend Gazi Destanı (Danişmendnâme)

Türk büyüklerinden ve kahramanlarından biri olan Danişmend Gazi’nin hayatı çevresinde, 12. yüzyılda oluşmuş, 13. yüzyılda yazıya geçirilmiş bir destandır. Bu destanın başkahramanı Danişmend Ahmet Gazi aynı zamanda Kızılırmak-Yeşilırmak çevresinde yaşayan, Pontus Rumları ve Gürcülerle devamlı savaşan yiğit Türk hükümdarıdır. Danişmend Ahmet Gazi, Büyük Selçuklu Sultanı Melik Şah’ın emirlerinden olup 1085’te Anadolu’yu fethetmekle görevlendirilen Oğuz akıncı beylerindendir. Yüksek kumandanlık vasıfları, Türk töresine bağlı İslam ahlakı, Ahmet Gazi’yi bir devlet adamı iken ayrıca bir destan kahramanı da yapmıştır.

Sarı Saltuk Destanı (Saltukname)

Anadolu ve Rumeli topraklarının fethedilmesi ve Müslümanlaştırılmasında Sarı Saltuk’un gösterdiği kahramanlıklar ve verdiği mücadeleler anlatılmaktadır. Bu destan da Battalname ve Danişmendname gibi İslami temelleri ve Müslümanlığı konu almaktadır. 15. yüzyılda derlenerek yazıya geçirilmiştir.

Köroğlu Destanı

Bu destanda Köroğlu lakabıyla bilinen Ruşen Ali’nin, babasının gözlerini mil çekerek kör eden Bolu Beyi’ne karşı verdiği mücadele anlatılır. Babasının öcünü alan kahraman Köroğlu’nun hikâyesi yalnızca Anadolu’da değil, farklı Türk coğrafyalarında da anlatılmaktadır.



İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.