Tekerleme Nedir? Özellikleri, Tekerleme Örnekleri

Anlamlı ya da anlamsız sözlerin aliterasyonlardan, secilerden, kafiyelerden yararlanarak ahenkli bir şekilde art arda sıralandığı manzum ya da mensur söz kalıplarına “tekerleme” adı verilir. Tekerlemeler bilmece, masal, ninni, oyun gibi birçok halk edebiyatı ürünü içinde karşımıza çıkabilir. Tekerleme; meddahlar, ortaoyunu sanatçıları ve masalcılar tarafından sıkça kullanmıştır.

Tekerlemenin Özellikleri Nelerdir?

  • Tekerlemelerde gerçeküstü bir dünya vardır.
  • Tekerlemelerde şaşırtma, tuhaflık ve güldürü ögeleri ön plandadır.
  • Birbirine benzeyen sesler arka arkaya kullanılması tekerlemelerin öne çıkan özelliğidir
  • Tekerlemelerde kelimelerin anlamlı ya da anlamsız olması çok önemli değildir. Önemli olan ahengin yakalanabilmesidir.
  • İki mısra ile yirmi mısra arasında değişen tekerlemelerin yanında özellikle masallarda kullanılan nesir şeklinde tekerlemeler de vardır.
  • Düzenli bir şekilde yazılan tekerlemede genellikle 7’li hece ölçüsü kullanılır.



Tekerleme Örnekleri

Örnek – 1

Mustafa mıstık
Arabaya kıstık
Bir mum yaktık
Seyrine baktık

Örnek – 2

Cik cik: Ayşecik
Dalda erik: Fatma Girik
Tarlada tren: Zeki Müren
Evi yakın: Filiz Akın
Duvarda kan: Ajda Pekkan
Bir bardak su: Sezen Aksu
Duvarda kaşık: Ayhan Işık
Dolapta et: Kartal Tibet

Örnek – 3

Kışı aştık yaz geldi / Abdal geldi saz geldi
Yol verin dikenle güller / Evlere çiğdem geldi
Çiğdem çiğdem çiçecik / Ebem oldu köçecik
Çiğdem geldi kapıya / Yağ gönderin kapıya
Yağ olmazsa bal olsun
Bir verenin kızı, iki verenin oğlu olsun
Çok verenin çok olsun / Kız başımıza taç
Oğlan yanımıza yoldaş olsun / Dam başında boyunduruk
Dura dura yorulduk
Verirseniz gideriz vermezseniz dururuz

Örnek – 4

Hakkı hakkının hakkını yemiş. Hakkı Hakkı’dan hakkını istemiş. Hakkı Hakkı’ya hakkını vermeyince Haklı da Hakkı’nın hakkından gelmiş. Yağmur yağarsa raylar ıslanır, yağmur yağar saraylar ulanır.

Masal tekerlemesi örneği

“Bir varmış, bir yokmuş. Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde, ben çok çok küçükmüşüm. Azığımız azmış, anam kızmış. Dedem eşikte, ninem beşikteymiş. Anam dedem ağlar dedemi sallarmış, ninem ağlar ninemi sallarmış. Bu sırada bir ses gelirdi tavandan, ben tavana çıkardım. Orada bulurdum bir sandık. Açardım sandığı, içinde kırk anahtar. Alırdım elime birini sarıdır diye, bir kapıya varırdım yalıdır diye, açardım kapıyı aradığım yer buradır diye, bir hasır çıkardı karşıma, basardım üstüne halıdır diye, halı uçmaya başlamaz mı! Uçardım uçardım, bulut oluklardan su içerdim, ilden ile göçerdim, lale sümbül biçerdim. Sulu yerde kavun karpuz, susuz yerde peynir ekmek yerdim. Yerdim ama dedem bir ağlardı, bir ağlardı, şaşardım, çağırırdım arap bacıyı, başlardı dedeme bir masal anlatmaya, evvel zaman içinde kalbur saman içinde, develer tellalken eski hamam içinde, hamamcının tası yokmuş, külhancının baltası yokmuş, yalanların, uyduranların da arkası çokmuş. Eski zamanların içinde bir padişahla üç oğlu yaşarmış büyük bir ülkenin birinde…”



İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.