Tanzimat Dönemi Türk Hikâyesi

Tanzimat Dönemi’nde yazılan hikâyeler iki temel kaynağa dayanmıştır: Bunların birincisi Türk hikâye geleneği içindeki halk hikâyeleridir. Halk hikâyelerinin özellikle Hançerli Hanım, Çevri Çelebi gibi ibret dolu olayların anlatıldığı, tamamen hayal ürünü olan eserlerin etkisiyle oluşturulmuş örnekleridir. Diğeri de Batı edebiyatından yapılmaya başlanan çevirilerdir.

Giritli Aziz Efendi’nin yazdığı Muhayyelat (hayal içinde hayal), halk hikâyeleri geleneğinin devamı niteliğinde bir eserdir. Binbir Gece ve Binbir Gündüz hikâyelerinde olduğu gibi her hikâyede aynı kahramanlar bulunur, bunların değişik maceraları art arda anlatılır. Eserde sade bir dil kullanılmış, kahramanlar ait oldukları sosyal çevrelere göre konuşturulmuştur. 1860’tan sonra başlayan çevirilerle birlikte modern Türk hikâyesi, birçok yönden örnek alabileceği metinlerle karşılaşacaktır.

Ahmet Mithat Efendi, Türk edebiyatında ilk hikâye örnekleri olan Kıssadan Hisse (1870), Letaif-i Rivayat (1871) adlı eserlerinde bir meddah gibi davranmış, meddahlar gibi okuyucuyla konuşmuş, onların fikirlerini sormuş, okuyucunun sorabileceklerine cevap vermiş, kıssadan hisse çıkarmıştır. Tanzimat Dönemi sanatçılarından Emin Nihat’ın yazdığı Müsameretnâme adlı eser yedi uzun hikâyeden meydana gelmiştir. Bu hikâyeler bütünüyle eski edebiyatın kalıplaşmış anlatım tarzıyla oluşturulmuş, önemli bir yenilik yaratamamıştır.

Tanzimat Dönemi sanatçıları içinde hikâye alanında asıl önemli gelişmeyi Nabizâde Nazım sağlamıştır. 1891-1892 yılları arasında Yadigârlarım, Zavallı Kız, Karabibik, Sevda, Hâlâ Güzel, Haspa, Seyyie-i Tesamüh adlarında uzun hikâyelerden oluşan kitaplarını yayımlamıştır. Nabizâde Nazım, edebiyat dilindeki kargaşanın önlenebilmesi için konuşma dilini kullanmanın gerekliliğini savunmuş, hikâyelerindeki kişileri ait oldukları toplumsal çevreye göre konuşturmaya yönelmiştir. Kimileri tarafından uzun hikâye, kimileri tarafından roman olarak kabul edilen Karabibik adlı eserde Nabizâde Nazım gerçekçi bir öykü anlayışının ilk örneğini vermiştir. Bu uzun hikâyesinin / romanının ön sözünde gerçekçi öykünün ilkelerini açıklar. Antalya’nın Kaş ilçesine bağlı Beymelik köyünün insanlarını, köy yaşamını ve toprak sorununu ele alır.

Küçük Şeyler adlı kitabı yazan Sami Paşazâde Sezai, Batı edebiyatı hikâye anlayışının ilk örneklerini verdi. Küçük hikâyelerden oluşan bu eserde, olayların gerçeğe bağlı, gözlemlere dayanarak kurulduğu görülmektedir. Oldukça başarılı olan eser, sonraki kuşakların hikâye yazarlarına da kılavuz olmuştur.


Tanzimat Dönemi Türk Hikâyesinin Genel Özellikleri

  • Batılılaşma yolunda olan ilk örneklerde dahi geleneksel hikâyelerimizin izleri görülmüş; anlatım, dil ve konu yönünden uzun zaman geleneğe bağlı kalınmıştır.
  • Divan edebiyatı geleneğinde şiirin çok önemsenmesi ve değerli görülmesi, özellikle hikâye türünün değerli bir sanat olarak kabul edilmemesi; hikâye türünün yeni örneklerinin erken tarihlerde verilmesini önlemiş, böylece daha geç tarihlerde Batı’yı taklit ederek hikâyeler yazılmasına yol açmıştır.
  • Tanzimat Dönemi hikâye yazarları bir yandan geleneksel anlatı türlerimizin (halk hikâyesi, mesnevî) akıl dışı olaylara yer verdiğini savunmuş, bunları ilkel ve çocukça bularak yetişkin bir insanın bunlardan zevk alamayacağını iddia etmişlerdir. Diğer yandan da çocukluklarından beri dinledikleri ve okudukları masalların, halk hikâyelerinin, meddahların etkisiyle hikâyeler yazmışlardır.
  • Tanzimat edebiyatının birinci döneminde romantizm, ikinci döneminde ise realizm ve natüralizm akımları hikâye üzerinde etkili olmuştur.
  • Tanzimat Dönemi hikâyelerinde yanlış Batılılaşma, bunun yol açtığı aile içi yıkımlar, birden çok kadınla yapılan evliliklerin sonuçları, kölelik ve cariyelik kurumlarına yönelik eleştiriler, kıskançlık ve kıskançlığın yarattığı sonuçlar, aile baskısı, batıl inançlar, günün koşullarına uymayan geleneklerin eleştirisi, köy yaşamı, hürriyet gibi konular işlenmiştir.
  • Tanzimat edebiyatının birinci döneminde yazılan hikâyelerin dili daha sadeyken ikinci dönemde yazılan hikâyelerde dilin epeyce ağırlaştığı görülür.
  • Hikâyelerde mekân olarak genellikle İstanbul seçilmiştir. Hikâyeler genelde aile merkezli olduğundan mekân da aile çevresidir. Ancak İstanbul’un o dönemdeki eğlence mekânları, köy çevresi, Bağdat, Mısır gibi yerler de kimi hikâyelerin geçtiği mekânlardır.
  • Tanzimat hikâyelerinde zaman, Osmanlı toplumunun Batı kültürüyle doğrudan tanıştığı dönemdir. O dönemde yaşananlara ayna tutulur. Ancak kimi hikâyeler geçmiş zamanlarda yaşanan olaylar ve kişilerden söz eder.
  • Tanzimat Dönemi hikâye yazarları arasında Ahmet Mithat Efendi, Recaizâde Mahmut Ekrem, Nabizâde Nazım, Sami Paşazâde Sezai sayılabilir.



İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.