Tanzimat Dönemi Romanlarının Kısa Özetleri

Roman türü edebiyatımıza Tanzimat dönemi ile girmiştir. İlk başta çeviri eserler verilmiş, ardından Türk yazarları da telif romanlar vermeye başlamıştır. İşte Tanzimat Dönemi Romanlarının Kısa Özetleri:

Tanzimat Dönemi Romanlarının Kısa Özetleri

Taaşşuk-ı Talat ve Fitnat

Yazarı: Şemsettin Sami
İlk Yayınlanma Tarihi: 1873
Önemi: İlk Yerli Roman

Taaşşuk-ı Talat ve Fitnat Kısa Özet

Bir tütüncü dükkânında Fitnat’ı gören Talat, ona âşık olur. Üvey babasının, kızı kimseyle görüştürmediğini öğrenen Talat, kız kılığına girerek ve Ragıbe adını alarak ortak bir tanıdıklarının evine nakış öğrenmeye gider. Şerife Kadın, Fitnat’la Ragıbe’yi tanıştırır. Talat, Fitnat’ın da kendisine âşık olduğunu bu sayede öğrenir. Talat, bir süre kız kılığında Fitnat’ın evine gider. Fitnat bir gün ona, ailesinin kendisini evlendirmek üzere olduğunu söyleyince Talat da gerçeği açıklar. İki genç şayet evlenemeyecek olurlarsa intihar etmeye karar verirler.

Ailesi Fitnat’ı Ali Bey’le nikâhlar ve yazlığa gidiyoruz diyerek düğün evine götürür. Gerçeğin farkına varan Fitnat, kendini Ali Bey’e teslim etmez. Aralarındaki tartışma esnasında Ali Bey, Fitnat’ın boğazından kopan ve elinde kalan muskayı açıp okuduğunda onun öz kızı olduğunu öğrenir. Ali Bey telaşla Fitnat’ın odasına geri döndüğünde vakit çok geçtir, genç kız bir çakıyla intihar etmiştir. Bu arada Talat da gelir. O da sevgilisini kanlar içinde görünce dayanamaz ve ölür. Şuur kaybı geçiren Ali Bey de sadece altı ay yaşar.

İntibah

Yazarı: Namık Kemal
İlk Yayınlanma Tarihi: 1874
Önemi: İlk Edebi Roman

İntibah Kısa Özet

Ali Bey, zengin bir ailenin bir evladı, çalışkan ve yakışıklı bir delikanlıdır. Babası oğlunu, oğlu da babasını birçok sevmektedir. Ama babasını kaybettikten bir sonra hayatında büyük farklılıklar olur. Annesi, babasının ölümünü unutması amaçlı Ali Bey’i Çamlıca’ya gezmeye götürmeye başlar. Ali Bey bu gezilere iyice alışır ve arkadaşlarıyla Çamlıca’ya eğlenmeye gider. Orada Mahpeyker’i görür ve ona âşık olur. Ama Mehpeyker’in bir sokak kadını olduğunu bilmez. Annesi Mahpeyker’i unutması için eve bir cariye satın alır. Dilaşup adlı bu cariyeyi seven Ali Bey onunla evlenir. Mehpeyker bunu öğrenir hazmedemez. İlk önce Dilaşub’un kötü yola düşmüş bir kadın olduğu yalanını uydurur. Ali Bey de inanır. Dilaşub’u evden kovar. Mehpeyker kızı evine alır ve onun sokak kadını yapmaya çalışır ama başaramaz. Mahpeyker, Ali Bey’i öldürmesi amaçlı bir kiralık katil tutar. Durumu öğrenen Dilaşup Ali Bey’in yerine geçer ve katil, Ali Bey zannederek Dilaşub’u sırtından vurur. Ali Bey de polislerle gelir ve yerde Dilaşub’un cesedini görür. Çok üzülür ve Mehpeyker’i yakalar öldürür. Hapse girdikten altı ay sonra yaşama veda eder.


Felatun Bey’le Rakım Efendi

Yazarı: Ahmet Mithat Efendi
İlk Yayınlanma Tarihi: 1876

Felatun Bey’le Rakım Efendi Kısa Özet

Felatun Bey, yarım Fransızcasıyla, şık giyimiyle, yabancı aileler arasında bulunmakla, lüks eğlence yerlerine gitmekle Batılılaştığını sanan zengin bir züppedir. Rakım Efendi, ailesi ölünce zor şartlarda dadısı tarafından büyütülür. Ciddi, sorumluluğunu bilen, ekmeğini taştan çıkaran, kendi kendini yetiştirmiş biridir. Fransızca öğrenir. Bir dairede kâtiplik yapmaya başlar. İşine olan bağlılığı, çevresine olan saygısı kısa zamanda yükselmesine yardım eder. Boş zamanlarında yabancı ailelere Türkçe dersleri verir. Felatun Bey ise zamanını eğlence ve içki evlerinde geçirir. Babası onu bir daireye kâtip olarak yerleştirmiştir, ama o haftada ancak bir gün işe gidebilir. Saatleri doludur. Her gün terzileri, ayakkabıcıları dolaşır. Tanıdıklarını ziyaret eder. Babası ölünce Felatun Bey’e yüklü bir miras kalır. Bu arada İtalyan olan bir oyuncu kadınla tanışır. Parasını onunla har vurup harman savurur. Kısa zamanda servetini bitirir. Borçlular kapıya dayanınca şaşkına döner. Neyse ki bir baba dostu yardımına koşar. Ona uzak bir şehirde iş bulur. Felatun Bey, utanç ve pişmanlık içinde, gizlice İstanbul’dan ayrılır.

Cezmi

Yazarı: Namık Kemal
İlk Yayınlanma Tarihi: 1883
Önemi: İlk Tarihi Roman

Cezmi Kısa Özet

Türk edebiyatının ilk tarihi romanı kabul edilir. Adını Cezmi isimli kahramanından almıştır. Cezmi 17. yüzyılda yaşamış şair, binici, kahraman bir sipahidir. İran’la yapılan savaşlardan birine katılır. Kırım şehzadelerinden biri olan Adil Giray da ordusuyla oradadır. İkisi arkadaş olur. Ne var ki Adil Giray İranlıların bir baskınında yakalanır. Şah’ın karısı Şehriyar, Adil Giray’ı sever fakat Adil Giray da Şah’ın kız kardeşi Perihan’a tutulmuştur. Kız da Adil Giray’a âşık olur. Araya mezhep çekişmeleri girer. İran saltanatını Şiilerden almaya çalışırlarken aşkına karşılık görmeyen Şehriyar öç almak ister. Bunun için iki sevgiliyi öldürme planı yapar. Şehriyar’ın yaptığı plan yanlış zamanda uygulandığı için suya düşer. Hatta planın istediği gibi gitmemesi kendisinin ölümüne sebep olur. Şehriyar’ın askerleri Perihan ve Adil Giray’ ı da öldürürler fakat aşklarını yok edemezler. Her ikisi de aynı mezara Cezmi tarafından defnedilir. Cezmi kılık değiştirerek vatanına geri döner.

Sergüzeşt

Yazarı: Samipaşazade Sezai
İlk Yayınlanma Tarihi: 1887
Önemi: Romantizmden Realizme Geçiş Eseri

Sergüzeşt Kısa Özet

Dilber, cariye olduğu evden bir esirciye satılır. İleri de çok para etmesi için kendisine ud çalması, şarkı söylemesi öğretilen, serpilip güzelleşen Dilber, bir süre sonra Asaf Paşa’nın konağına satılır. O konakta eğitim görür. Paşanın oğlu Celal Dilber’e âşık olur. Cariyeleri insandan saymayan annesi, oğlunu bu esir parçasından uzaklaştırmak için kızı konaktan uzaklaştırır. Dilber, bu kez Mısır’a sürülür, zengin bir Mısırlının cariyesi olur fakat Celal’i sevdiği için sahibinin odalığı olmayı kabul etmez. Ceza olarak bir odaya hapsedilir. Beri yandan Celal, üzüntüsünden yataklara düşer. Mısırdaki konakta Dilber’i seven harem ağası Cevher, kıza acır, onu kurtarıp İstanbul’a göndermek ister. Dilber’in hapsedildiği odaya dışardan bir merdiven dayar. Kızı aşağı indirirken kendisi düşüp ölür. Vapur bileti cebindedir. Ama Dilber, yol iz bilmediği için paniğe kapılır ve umutsuzluk içinde kendisini Nil nehrine bırakır.

Karabibik

Yazarı: Nabizade Nazım
İlk Yayınlanma Tarihi: 1889
Önemi: İlk Köy Romanı

Karabibik Kısa Özet

Karabibik, babadan kalma on iki dönümlük tarlasının dört dönümünü satarak askerlik görevi yerine verilen parayı ödeyen, kalan sekiz dönümlük tarlasıyla yaşamını sürdürmek zorunda olan bir köylüdür. Sekiz dönümlük tarlasından başka bir varlığı olmayan ve çok fakir olan Karabibik bu tarlayı ekerek geçimini sağlamaktadır. Tarlasını sürmesi için Koca İmam’ın öküzlerini kiralar. Kızı Huri’yi Koca İmam’ın kayınçosu Sarı İsmail’le evlendirebilse öküzleri kiralamaktan kurtulacaktır, ancak Sarı İsmail başka bir kadın ile evlenince bu umudu da suya düşer. Çaresiz kalan Karabibik en sonunda Rum bir tefeci olan bakkal Yani’den yüksek faizli borç para almak durumda kalır ve bununla bir çift öküz alır. Artık tarlası da vardır, öküzleri de. Bu durumda muhakkak kızını alacak birisi bulunacaktır. Ve sonunda kavgalı olduğu toprak ağası Yosturoğlu’nun yeğeni Hüseyin kızı Huri’yi sever. Bir süre sonra Yostuoğlu’nun yeğeni Hüseyin Huri ile evlenir. Karabibik artık mutludur. Bir süre sonra hastalanır, ancak kızının mürüvvetini gördüğü için huzurludur.

Zehra

Yazarı: Nabizade Nazım
İlk Yayınlanma Tarihi: 1896
Önemi: İlk Natüralist Roman

Zehra Kısa Özet

Şevket Efendi, kızı Zehra’yı kâtibi Suphi ile evlendirir. Suphi’nin annesinin hizmetkâr olarak eve Sırrıcemal adında bir cariye alması Zehra’yı kıskandırır. Bu sırada Şevket Efendi ölür. Mağazanın yönetimi Suphi’ye kalır. Suphi karısından giderek soğur ve ayrılır, Sırrıcemal’le evlenir. Zehra öç almak için Rum dilberi Ürani’yi Suphi’yi baştan çıkarmak için görevlendirir. Suphi tuzağa düşer ve Sırrıcemal’i bu Rum güzeli uğruna terk eder. Sırrıcemal, terk edilmeyi sindiremeyip intihar eder. Zehra, mağazanın kâtibi Muhsin’le evlenir, mağazanın yönetimini de yeni kocası üstlenir. Gelir kaynağı böylece kuruyan Suphi parasız kalır, sefil bir hayat sürmeye başlar, tulumbacı olur, yangınlara gider. Kendisini terk eden Ürani’yi ve onun yeni sevgilisini öldürünce tutuklanır, suçu kanıtlanamaz ve İstanbul’dan Trablusgarp’a sürülür. Yeni kocasını bir türlü sevemeyen Zehra eski kocasının başına gelenlerden üzgündür. Yeni kocası da ölünce yalnız kalır. Bir gün sokakta yoksul ve yaşlı bir kadının düşüp öldüğüne tanık olur. Bu kadının Suphi’nin annesi olduğunu anlayınca üzüntüsünden hastalanır ve kısa bir süre sonra ölür.

Araba Sevdası

Yazarı: Recaizade Mahmut Ekrem
İlk Yayınlanma Tarihi: 1898
Önemi: İlk Realist Roman

Araba Sevdası Kısa Özet

Bihruz Bey, şımarık büyütülmüş ve Batılılaşmayı yanlış anlamış bir gençtir. Yarım yamalak Fransızcası, şık giysileri ve güzel arabalarıyla kendini Batılı sanmaktadır. Hocasından öğrendiği kelimelerle Fransızca konuşmaya çalışır. Gösteriş için cebinde Fransızca dergiler taşır. Babası ölünce ona büyük bir miras kalır. O da kendisine kalan mirasla gezip tozar. Bir gün Çamlıca’da rastladığı Periveş’e tutulur. Onu kibar bir aile kızı zanneder. Her gün Çamlıca’ya gidip kızı görmek ister, bir defasında kıza bir mektup verir ancak kızı bir daha göremez. Arkadaşı Keşfi Bey, şakayla onu tanıdığını ve bir süre önce öldüğünü ve kızın bir de ablası olduğunu söyler. Bihruz Bey, uzun bir süre kendini üzüntüden kurtaramaz. Şehzadebaşı’nda bir gün âşık olduğu kıza rastlar ama onu ablası zannetmektedir. Kıza üzüntülerini bildirir ve kardeşinin mezarını sorar. Kız ona kardeşinin olmadığını söyler ve onunla alay eder. Bihruz Bey karşısındakinin Periveş olduğunu, Periveş’in de kötü meşrepli bir kadın olduğunu anlayınca hayal kırıklığına uğrar ve düştüğü durumlardan çok utanarak uzaklaşır.



İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.