Sümmani Kimdir? Hayatı, Edebi Kişiliği

Hayatı

1860 yılında Erzurum’un Narman köyünde doğan Sümmani’nin asıl adı Hüseyin’dir. Badeli bir âşık olan Sümmanî; rüyasında görerek âşık olduğu hayalî sevgilisi Bedehşan hâkimi Abbas Han’ın kızı Gülperi’yi bulmak için İran, Kafkasya, Hindistan, Kırım gibi pek çok yeri dolaşmıştır. Sümmani ve Gülperi’nin aşkı ile ilgili hâlen söylenmeye devam eden bir halk hikâyesi oluşturulmuştur. Mutlu sona bağlanamayan bu hikâyede daha çok Sümmanî’nin ülke ülke dolaşıp onu araması anlatılmaktadır. 5 Ocak 1915 tarihinde hayatını kaybetmiştir.

Edebi Kişiliği

  • Sümmani, 19. yüzyıl aşık tarzı halk şiiri temsilcilerindendir.
  • On bir Yaşında dönemin büyük şairlerinden olan Âşık Erbabi ile karşılaşmış kendisini ustası olarak kabul etmiş, ilk eğitimini Âşık Erbabi’den almıştır.
  • Çağdaşları “Erbabî, Muhibbî, Zuhurî, Nihanî, Celalî, Zülâlî, Şenlik” gibi âşıklarla tanışmış ve onlarla atışmalar yaparak kendini kabul ettirmiştir.
  • Hem hece hem aruzla yazan şairin, “destan, koşma, methiye, karşılaşma, öğüt, münacat ve müstezat” tarzında şiirleri vardır.
  • Aruzla yazdığı şiirlerinde başarılı olamayan şair asıl ününü 11’li hece ölçüsyle yazdığı şiirleri ile yakalamıştır.
  • Koşma ve semailerinde aşkı, ayrılığı, doğa ve insan sevgisini işlemiş; kendine özgü buluşlarıyla halk şiirinin güzel örneklerini vermiştir.
  • Sosyal konuları, deprem ve yangın gibi olayları işlediği destanları da bulunan şair, tasavvuf konularına da hâkimdir.
  • Doğu Anadolu çevresindeki âşıklık geleneğinin özellikle Sümmanî ve Âşık Şenlik etrafında şekillendiğini söylemek mümkündür.
  • Aşık Şenlik ile yaptığı karşılaşmalar Erzurum ve Kars’ta dillere pelesenk olmuş dizelerin ortaya çıkmasına neden olmuştur.



Ervah-ı Ezelde

Ervah-ı ezelde levh-i kalemde,
Bu benim bahtımı kara yazdılar,
Gönül perişandır devri alemde,
Bir günümü yüz bin zara yazdılar

Bulmadım şadlığın iradesini,
Çekerim bu gamın ziyadesini,
Herkes dosta verdi ifadesini,
Bizimkini ülüzgara yazdılar

Aşk benimle eyler daim kıyl-ü kal,
Daha sabretmeye kalmadı mecal,
Derdim taksimdara kıldım arzuhal,
Dedi neylim bahtın kara yazdılar.

Gönül gülşeninde har oldu deyu,
Hasretlik cismimde var oldu deyu, ;
Sevdiğim, sevdiğin pir oldu deyu,
Erbabı garezler yare yazdılar.

Dünyayı sevenler veli değildir,
Canı terkedenler deli değildir,
İnsanoğlu gamdan hâli değildir,
Her birini bir efkara yazdılar.

Nedir bu sevdanın nihayetinde,
Yadlar gezer yarin vilayetinde,
Herkes diyarında muhabbetinde,
Bilmem bizi ne civara yazdılar.

Kadrimi bilmeze eyledim minnet,
Derdimi artıran görmesin cennet,
Sarraflar verdiler yare bin kıymet,
Benim kıymetimi nere yazdılar.

Döner mi kavlinden sıdk-ı sadıklar,
Dost ile dost olur bağrı yanıklar,
Aşk kaydına geçti bunca aşıklar,
Sümmâni’yi derkenara yazdılar.



İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.