Sohbet (Söyleşi) Örneği | Sözden Söze

Bkz: Sohbet (Söyleşi) Nedir?

Sözden Söze

sözden sözeDaha böyle çok şeyler söylüyor. O mektubu okurken tatlı bir duygu sardı içimi, “mektup” değil de “beti” dediğim günleri andım. Doğru söylüyor, iyi söylüyor o genç. Utandım kendi kendimden, inandığım yoldan dönmenin yeri mi vardı? Bu çıkışmalarına karşılık ne diyeyim de bağışlatayım suçu mu? Var benim de bir özrüm, gelgelelim gençler anlamaz, anlamamaları daha da iyidir. Gene söyleyelim. A çocuğum, ben yaşlandım, kocadım da onun için saptım yolumdan. Bilin ki sevinerek olmadı bu. Gene durup durup o yola özlemle bakıyorum. Bir sevgilinin -bir daha evine varamayacağınız bir sevgilinin- yoluna nasıl bakılırsa öyle bakıyorum. Biliyorum ki doğru oradadır, güzel oradadır; ancak ben yoruldum, dizlerim kesildi. Bir de o işi başaramayacağımı anladım.

Yalnızdım, pek yalnız kaldım. Beni tutanlar, benim o yolda gitmemi dileyenler vardı, uzaktan seslenmekle yetiniyorlardı.

Beni özendirmek istemelerine ne denli sevinirsem sevineyim, yanımda kimseyi görememek üzüyordu beni. Doğrusu, büsbütün de bırakmadım o yolu. Böyle Arapça, Farsça tilcikleri kullandığım yazılarımda gene o sevdiğim, kimini de kendim uydurduğum tilciklere yer veriyorum. Biliyorum, yetmez bu, en doğrusu gene eskisi gibi öz Türkçe yazmaktır. Onu yakında, bir dergide gene deneyeceğim.

Çok sevindim o mektuba. Birkaç yıl benim yürüdüğüm bir yolu bırakmak istemeyenler olmasına çok sevindim. Gençler unutsun benim emeklerimi, onları hiçe saysınlar; Arapça, Farsça tilciklerden kaçınmadığım bir suda sevgiliden geliverecek bir esenleme gibi yüreğimi aydınlatır, güneşler doğurur gönlümde.

İtalyan yazarı Luigi Pirandello’nun bir iki oyununu görmüşsünüzdür, hikâyelerini okudunuz mu? Bay Feridun Timur onlardan otuz altısını dilimize çevirmiş, Millî Eğitim Bakanlığı da bastırmış. Hepsini okumadımsa da okuduklarım çok hoşuma gitti, diyebilirim ki o yazarın oyunlarından daha çok beğendim hikâyelerini.

Oyunlarında yüksekten atmayı andırır bir hâl vardır. Hikâyeleri öyle değil, Pirandello onlarda kişilerini daha iyi gösteriyor, canlandırıyor. Oyunlarında hep bir görüşü savunmak, okuyanları yahut seyircilerini düşündürmek ister. Hem de çözümlenemeyeceğini söylediği meseleler üzerinde düşündürmek ister. Bir gerginlik vardır oyunlarında, hikâyeleri ise öyle değil, onlardaki kişiler daha canlı, okuyana daha yakın.

Herhalde bana öyle geldi.Bay Feridun Timur da iyi çevirmiş dilimize. Belli ki İtalyanca cümleye bağlı kalmak istememiş, her yerde değilse bile çok yerde: “Bizim dilimizde nasıl söylemeli?” diye düşünmüş.

Örneğin bir yerde: “Don Lollo hiddetten küplere biniyordu.” diyor. “Küplere binmek” deyimi sanmam ki İtalyancada olsun. Daha böyle çok buluşlar var Bay Feridun Timur’un çevirisinde. Ama belli ki daha genç bir yazar, o cesareti daima gösteremiyor, bazen acemiliklere düşüyor. İşte bir örnek: “Don Lollo bu sözlere olmaz diyordu. Nafile; olan olmuştu fakat nihayet kabul etti ve ertesi sabah şafakla beraber, âlet ve edevat torbası sırtında olduğu halde, Zi Dima Locası Primosole’ye geldi.” “Nihayet kabul etti.”den önce bir “fakat” koymanın ne yeri var? Hele “avandanlığı sırtında” demek dururken “âlet ve edevat torbası sırtında olduğu halde” demenin cümleye bir ağırlık verdiğini nasıl anlamıyor? Daha böyle kusurlar var Bay Timur’un çevirisinde, “haykırmak” sözünü çok kullanıyor, hem de “bağırmak” yerine kullanıyor. Gene o hikâyenin bir yerinde: “Küpten olmamak için ihtiyarı orada mevkuf mu tutacaktı?” diyor. Burada “mevkuf” sözü hiç yakışıyor mu? “Kendisi küpten olmasın diye ihtiyarı hürriyetinden mi edecekti?” diyemez miydi?

Bir de şunu söyleyelim. “Ciddi Bir Şey Değil” adlı hikâyede şöyle bir cümle var: “Her defasında bir daha aynı hataya düşmeyeceğine dair yemin üstüne yemin ediyor, ahd ü peyman ediyor, yeniden âşık olmamak için kahraman bir deva araştıracağını söylüyordu.” Bay Feridun Timur böyle konuşmaz elbette “düşmeyeceğine yemin etti.” der. Düşmeyeceğine dair yemin etti.” demez. Belki İtalyanlar öyle der, biz demeyiz. “Kahraman deva” da ne oluyor? Belli, Fransızların “remede heroique” dedikleri, İtalyancada tıpkısı olabilir, Türkçede öyle denmez, başka bir şey arasın.

Luigi Pirandello’dan “Seçme Hikâyeler”de böyle ufak tefek kusurlar var, gene de o kitap tatlı tatlı okunuyor, Bay Feridun Timur’u iyi çevirmenlerimizden, yani mütercimlerimizden sayabiliriz. Ben adını yeni duyduğuma göre kendisinin bir genç olduğunu sanıyorum, bundan sonraki çevirileri elbette daha kusursuz olur. Siz de okuyun o hikâyeleri, eğlenirsiniz…

Nurullah ATAÇ



Sözde Söze İnceleme

  • Nurullah Ataç, Sözden Söze adlı sohbet yazısında dil ve dildeki gelişim ve değişimle ilgili duygu ve düşüncelerini içtenlikle dile getirmiş; kişisel görüşlerini detaya fazla inmeden, kanıtlama ve inandırma zorunluluğu hissetmeden, okuyucusuyla konuşurcasına bir üslûpla kaleme almıştır. Yazarın kimi zaman okuruna sorular yöneltmesi, seslenmesi sohbet havasını etkili kılmak amacı taşımaktadır.
  • Doğu’dan Batı’ya dilimizin yaşadığı serüvenlere samimi bir yaklaşımla değinen yazar, kendi dilindeki değişimi de yaşadığı dönemin sosyal, kültürel ve edebi gerçekliğini gözler önüne sererek okuyucusuna aktarmaktadır.
  • Metin, nesnellikten çok, öznelliğin ağır bastığı bir yazı türü olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu bağlamda oluşturulan dil birlikleri belli bir plân etrafında örülmüştür. Anlamsal ve yapısal kurallar dahilinde bir araya gelen sözcük ve cümleler temel yapıyı oluşturan ana unsurlardır. Metin diğer öğretici türlerde görüldüğü gibi giriş, gelişme ve sonuç bölümlerine sadık kalınarak oluşturulmuştur. Metnin giriş bölümünde aldığı bir mektuptan ve bu mektubun uyandırdığı çağrışımdan söz eden yazar, gelişme bölümünde yaşadığı değişimi, içinde bulunduğu dünya, zaman ve anlayış üçleminde değerlendirmiş; kimi örnek, açıklama ve değerlendirmelerle görüşünü geliştirip desteklemiştir. Sonuç bölümünde düşüncelerindeki haklılığı gözler önüne seren yazar, haklılığını okura tavsiyelerde bulunarak perçinlemiştir.
  • Nurullah Ataç’ın Sözden Söze adlı sohbet yazısında en çok üzerinde durduğu konu, öz Türkçenin doğru ve güzel kullanılmasıdır.
  • Metinde dil, göndergesel işleviyle kullanılmıştır. Yazar düşüncesini okuruna iletirken açık, anlaşılır ifadeler oluşturmaya özen göstermiş; kısa cümleler kurarak metnin akıcı olmasını sağlamıştır. Yazarın dilindeki içtenlik ve doğallık türün özelliklerine uygunluk göstermektedir. Yazar; açıklayıcı, öyküleyici ve söyleşmeye bağlı anlatım türlerini kullanmıştır.
  • Metin Cumhuriyet Dönemi öğretici metin geleneğine uygun olarak oluşturulmuştur. Tanzimat’la başlayan Batı’ya yöneliş ve dilde sadeleşme çalışmaları, Millî edebiyatla gelişmiş ve Cumhuriyet Dönemi’nde gerçek hedefine ulaşmıştır. Yazarın öz Türkçe yazma eğilimi bu geleneğin bir devamı olarak görülmektedir.
  • Nurullah Ataç; edebiyat, kültür ve dil alanında çok güçlü değerlere sahiptir ve bu sağlam birikim, kaleme aldığı deneme ve sohbet yazılarında da kendini göstermektedir. Sanatçının izlenim ve değerlendirmeleri, okuyucuyu -fikirleri paylaşsa da paylaşmasa da- söyleyecek sözü olan, birikimli bir yazarı okumaya ve onunla birlikte düşünmeye yöneltir. Dil ve edebiyatı toplumsal bir sorun olarak ele alışında da aynı tavır söz konusudur. Yazar, öz Türkçe yazma geleneğini ve dili tüm incelikleriyle kullanma yeteneğini Sözden Söze adlı sohbet yazısında da tüm yürekliliğiyle ortaya koymuştur.



İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.