Şiir İncelemesi | Gel Gör Beni

İlahi Günümüz Türkçesi
Ben yürürem yane yane
Aşk boyadı beni kane
Ne akılem ne divâne
Gel gör beni aşk neyledi
Ben yürürüm yana yana
Aşk(ın) boyadı beni kana
Ne akıllıyım ne de deli
Gel gör beni aşk(ın) ne hale getirdi
Geh eserem yeller gibi
Geh tozaram yollar gibi
Geh akaram seller gibi
Gel gör beni aşk neyledi
Kimi yeller gibi eser
Kimi yollar gibi tozarım
Kimi zaman da seller gibi akarım
Gel gör beni aşk(ın) ne hale getirdi
Akar sulayın çağlarım
Dertlü ciğerim dağlarım
Şeyhüm anuban ağlarım
Gel gör beni aşk neyledi
Akar sular gibi çağlarım
Dertli ciğerimi dağlarım
Şeyhimi anarak ağlarım
Gel gör beni aşk(ın) ne hale getirdi
Ya elüm al kaldır beni
Ya vaslına irdir beni
Çok ağlattın güldür beni
Gel gör beni aşk neyledi
Ya elimi tut, ayağa kaldır beni
Ya sana kavuşmamı sağla
Çok ağlattın güldür beni
Gel gör beni aşk(ın) ne hale getirdi
Ben yürürem ilden ile
Şeyh soraram dilden dile
Gurbette halim kim bile
Gel gör beni aşk neyledi
Ben o şehirden bu şehire sürekli gezerim
Gördüğüm her insana şeyhimi sorarım
Gurbetteyim halimi kimse bilmez
Gel gör beni aşk(ın) ne hale getirdi
Mecnun oluban yürürem
Ol yâri düşte görürem
Uyanıp melûl oluram
Gel gör beni aşk neyledi
Mecnun gibi deli olurum
Yarimi düşlerimde görürüm
Uyanıp bütün acılarımı yeniden duyar, üzülürüm
Gel gör beni aşk(ın) ne hale getirdi
Miskin Yunus bîçâreyem
Baştan ayağa yâreyem
Dost ilinden âvâreyem
Gel gör beni aşk neyledi
Zavallı bir Yunus’um çaresiz bir yoksulum
Baştan ayağa yara içinde her yerim
Senin bulunduğun yerde değilim, sana uzağım
Gel gör beni aşk(ın) ne hale getirdi

Metni Anlama ve Çözümleme

  • 13. yüzyıl tekke şiirinin en önemli şairlerinden biri olan Yunus Emre, bu ilahisinde Tanrı sevgisini işlemektedir. Tasavvuf anlayışına göre, insanın dünyadaki görevi Tanrı’ya ulaşarak onun varlığında yok olmaktır (fenafillah). İnsan gibi, bütün varlıklar da Tanrı’yı kendi dillerinde ve hallerinde arar, ona ulaşmaya çalışırlar.
  • Birinci dörtlükte şair Tanrı’yı yana yana aradığını, Tanrı’dan ayrı düştüğü için acı çektiğini, Tanrı’yla özdeşleşmeye hazır olduğunu bildiriyor. “Akıllı” ya da “deli” olmadığını söylemesi, onun artık bir dünya hali olan akılla ve delilikle ilgilenmediğini göstermektedir, çünkü akıllılığının ve deliliğin ötesine geçmiştir. Tanrı’ya ulaştıktan sonra ne akıllılığın ne de deliliğin değeri olacaktır.
  • İkinci ve üçüncü dörtlüklerde, şair bütün doğa ile birlikte Tanrı’yı aradığını söylemektedir. Yeller gibi eserek, yollar gibi tozarak, seller gibi çağlayarak Tanrı’yı aramakta, dertli ciğerini aşk ateşiyle dağlamakta, Tanrı’yı arayarak ağlamaktadır. O, bu dünyada Tanrı’yı aramaktadır ama henüz bulamamıştır. Bu da şaire büyük bir acı vermektedir.
  • Dördüncü dörtlükte, Yunus Emre Tanrı’ya yakarmaktadır. “Ya elim al kaldır beni ya vaslına erdir beni” diyerek Tanrı tarafından kabul edilme isteğini dile getirmektedir. Tanrı isterse Yunus’u elinden tutarak Tanrısal varlık içine alabilir. Bu dörtlükte “ağlatmak” sözcüğü dünya ile ilgilidir. Onun gülmesi ise Tanrı’ya ulaşmasıyla mümkün olacaktır.
  • Beşinci dörtlükte, bu dünyayı gurbet olarak niteleyen şair, ancak Tanrı’nın yanında gurbetliğin biteceğini belirtmekte, ona ulaşmak için de ilden ile gezdiğini, onu her yerde aradığını söylemektedir. Onun bu acılı halini de ancak Tanrı’nın anlayabileceğini düşünmektedir.
  • Altıncı dörtlükteki “yâri düşte görmesi, uyanınca üzülmesi”, yedinci dörtlükteki “dost ilinden avare olması” yine Yunus’un Tanrı katına ulaşamadığının göstergeleridir. Bu aşkın kendisini Mecnun’a döndürdüğünü ve kavuşamamanın verdiği acıyla çaresiz kaldığını belirten şair, bu çaresizliğine acımasını istemekte, onu yanına alması için Tanrı’ya olanca gücüyle yalvarmaktadır.



Şiirde Ahenk

Yunus Emre’nin ilahisi, bir tekke şiiri ürünüdür. Bu açıdan Anadolu halk edebiyatının özelliklerini taşımaktadır. Sade bir dille, dörtlük birimiyle ve 8’li hece ölçüsüyle kaleme alınmıştır. Kimi yerlerde 4 + 4 duraklı, kimi yerlerde de 5 + 3 duraklıdır. Şiirin uyak örgüsü aaab / cccb / çççb / dddb / eeeb / fffb / gggb olup “b” ile işaretlenen dizeler, hiç değişmeden tekrarlanmış olanlardır. Buna göre, her dörtlüğün ilk üç dizesi kendi arasında, son dizeler de birinci dörtlüğün son dizesiyle uyaklıdır.

Şiir Dili

Birinci dörtlükte “ne âkılem ne divâne” denerek iki karşıt kavram kullanılmış ve tezat yapılmıştır. İkinci dörtlükte, “yeller gibi esmek, yollar gibi tozmak, seller gibi akmak” sözleriyle teşbih (benzetme) yapılmıştır.

Üçüncü dörtlükte “akarsulayın çağlarım” (akarsu gibi çağlarım) sözü benzetmedir.

Yedinci dörtlükte şair “baştan ayağa yareyim” sözüyle çektiği acıları yara sözcüğüyle somutlamış, aynı zamanda abartma yapmıştır. Bunun dışında “Mecnun” sözüyle, “Leyla ile Mecnun” öyküsünden bir hatırlatma yapılması, telmih sanatına örnektir. Bu dünya “gurbet” olarak nitelendirilip eğretilemeye başvurulmuştur. Dördüncü dörtlükte “ağlatmak ve güldürmek” karşıt kavramları kullanılarak tezat yapılmıştır.



İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.