Servetifünun Edebiyatında Tiyatro

Modern tiyatro edebiyatımıza Tanzimat Dönemi’nde girmiştir. Bu dönemde sanatçılar tiyatroya büyük önem vermişler, halkı eğitmede bir araç olarak gördükleri tiyatroyu geliştirmeye çalışmışlardır. Servetifünun dönemine geldiğimizde ise bu gelişme yavaşlamıştır. Servetifünun edebiyatında tiyatro türü önemsenmemiştir. Servetifünun döneminde yazılan tiyatroların sayısı oldukça sınırlı kalmıştır. Bu durumun meydana çıkmasında en önemli etken, dönemin siyasi baskısı olmuştur. Sultan Abdülhamid devrinin sıkı idaresi sırasında sanatçılar, sahneye eser koymayı mahzurlu görmüşlerdir. Bu yüzden de Servetifünun edebiyatında tiyatro sönük kalmıştır.

Servetifünun Döneminde Tiyatronun Özellikleri

  • Servetifünun döneminde en az gelişme gösteren tür tiyatro olmuştur.
  • Bu dönemde bazı tiyatro kumpanyaları idari ve siyasi havanın müsaadesi çerçevesinde bazı eserleri sahneleyebilmişlerdir.
  • Bu dönemde sahnelenmesine izin verilen oyunlarda, geleneksel Türk tiyatrosunun izleri açık biçimde görüşmüştür. Bu nedenler Servetifünuncular, kendi dil ve edebiyat anlayışına uygun olmayacağını düşündükleri oyunları yazmaktansa tiyatrodan uzak durmayı seçmişlerdir.
  • Servetifünun sanatçıları genellikle meşrutiyet döneminden sonra tiyatrolarını sahnelemişlerdir.
  • Halit Ziya, Cenap Şahabettin ve Mehmet Rauf gibi önemli Servetifünuncular az da olsa tiyatro yazmışlar, batı edebiyatından tiyatroları dilimize uyarlamışlardır.



Servetifünun Döneminde Tiyatro Türünde Yazılan Eserler

Cenap Şahabettin: Yalan, Körebe, Küçük Beyler
Halit Ziya Uşaklıgil: Füruzan, Fare, Kâbus
Mehmet Rauf: Pençe, Cidal, Sansar, Ceriha
Ali Ekrem Bolayır: Baria, Sultan Selim, Sükût, Mama Dadım Darılır

Körebe – Cenap Şahabettin

Komedi şeklindeki tek perdelik bir oyundur. 1917 yılında Tepebaşı Tiyatrosunda bu oyunuyla birinciliği kazanmıştır. Bu komedide sanatçı, evlilikte görücü usulü evliliği eleştirir. Boşanma davalarına bakan Avukat Yusuf Lemi’yi annesi evlendirmek istemekte ve durmadan görücü gitmektedir. Fakat Yusuf Lemi görmediği, tanımadığı biri ile evlenmek istemez, bu tür evliliği “körebe” oyununa benzetir. Yusuf’un annesi ve yengesi nihayet Musavver dergisi yazarlarından Bedia Hanım’a görücü giderler ve onu çok beğenirler. Bedia da tıpkı Yusuf gibi bilmediği bir erkekle evlenmeyi düşünmemektedir. Genç kız güya boşanmak isteyen bir kadın sıfatıyla Yusuf’u ziyaret eder ve onun evlilik hakkındaki düşüncelerini öğrenir. Bu ziyaret bir yanlışı önlemek bakımından da işe yaramıştır. Yusuf’un annesi Bedia’nın zannıyla ona züppe bir arkadaşının Nedime’nin yazdığı mektubu, oğluna getirmiştir. Bu mektupta Nedime, evlenmek istediği erkeğin sadece dış görünüşüyle ilgili isteklerde bulunmaktadır. Oyuna bir yanlış anlamadan doğan hafif bir gerilim katan bu motif aynı zamanda birbirinden farklı iki kadın tipini de ortaya koymaya yarar. Gençler, ailelerinden farklı olarak bir körebe oyununa benzettikleri görücü usulüyle evlenmeye karşı çıkar ve birbirlerini görüp tanıdıktan sonra evlenmeye karar verirler.

Fare – Halit Ziya Uşaklıgil

Edoard Pailleron’un “Souris” piyesinden uyarlanan üç perdelik eserdir. İlk defa Darülbedayi’nin Tepebaşı sahnesinde 1918 yılında oynanmış, 1926 yılında kitap olarak basılmıştır.

Fürüzan – Halit Ziya Uşaklıgil

Bu eser, A. Dumas’ın 1887’de yayımlanan “Francillon” adlı piyesinden uyarlamadır. Oyun ilk defa Darülbedayi’nin Tepebaşı sahnesinde 1918’de oynanmış ve aynı yıl kitap olarak yayımlanmıştır. Eser, eşler arası sadakat ve kadının kocasının karşısındaki hakları temasını işlemektedir.

Kabus – Halit Ziya Uşaklıgil

Halit Ziya’nın tek telif tiyatrosudur. Oyun ilk defa 1918’de oynanmış ve aynı yıl kitap olarak basılmıştır. Olay örgüsü bakımında Aşkı Memnu ile benzerlik gösterir. Burada da bir aileye kâbus gibi çökerek ailenin düzenini ve huzurunu bozan Bihter gibi bir kadın vardır.

 



İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.