Servet-i Fünun Şiirinin Genel Özellikleri

Edebiyatımızda 1896-1901 yılları arasında geçen dönem Servet-i Fünun ya da Edebiyatı-ı Cedide Dönemi olarak adlandırılır. Bu dönem Türk edebiyatında köklü değişiklikler yaşanmış, Türk şiiri de bu değişiklikten payını almıştır. Tevfik Fikret ve Cenap Şahabettin başta olmak üzere Servet-i Fünun şairleri Türk şiirinde daha önce görülmeyen bir üslup yaratmışlardır. Servet-i Fünun şiirinin genel özelliklerini şu şekilde sıralayabiliriz.

  • Servet-i Fünun şiirinin en belirgin özelliği kullanılan dildeki farklılıktır. Tanzimat Dönemi şairlerinin dilde sadeleşme çabalarının aksine, daha ağır, sanatlı ve kapalı bir dili tercih etmişlerdir. Kendi estetik anlayışlarına uygun ve müzikalite yönünden ahenkli gördükleri sözcükleri kullanmışlar, yabancı sözcük ve tamlamalarla yüklü, seçkinci, yapay bir dil yaratmışlardır.
  • Türk şiirinin imge yapısında büyük değişiklikler yaratmışlar, Fransız şiirinden esinlenerek yeni bir imgelem sistemi kurmuşlardır. Bunun için de sözlüklerden o güne kadar kullanılmamış sözcükleri seçerek bunlardan yeni bir bileşim yaratmışlar, Şehik-i tenhayi (yalnız hıçkırık) İntizazat-ı leyl (gece titreyişleri) zulmet-i ebkem (dilsiz karanlık) saat-i semenfam (yasemin kokulu saatler) havf-i siyah (siyah korku) karha-ı hayat (hayat yarası) gibi alışılmadık bağdaştırmalara yönelmişlerdir.



  • Çok kırılgan duyarlılıkları vardır. Bu özellikleri de Servet-i Fünun şairlerinin şiirlerine yansımıştır. Üzüntü ifade eden “ah, of, vah” gibi ünlemleri sıkça kullanırlar. Bu aşırı duyarlılık giderek bir şiir üslûbuna dönüşür. Duygu ağırlıklı şiirler ortaya çıkar.
  • Servet-i Fünun şiirinin temelini “hayal-hakikat çatışması” oluşturur. Şairler, hayali gerçeğe tercih eder, gerçeklerden kaçıp hayallere sığınırlar. Bu da sanatçıların gerçek hayatın dışına çıkmalarına, bir hayal dünyası içinde gerçeklerden kopmalarına yol açar. İçe kapanık, toplumdan soyutlanmış bir şiir atmosferi ortaya çıkar.
  • Eski şiirde anlam bir dize veya beyit içinde tamamlanırdı. Servet-i Fünun şairleri bu düzeni tamamen değiştirmişlerdir. Anlamı bir dizede başlatıp bitirebildikleri gibi, dizenin ortasında da bitirmişler; hatta anlam itibariyle 7-8 dizede tamamlanan uzun cümleler kurmuşlardır.
  • Servet-i Fünuncuların şiir cümlesini bir dizeden başlatıp daha sonraki dizelere, hatta şiirin bütününe yayması (anjambman yapması) sonucunda nazmın nesre yaklaştırılması sağlanmıştır. Bu da şiirle düzyazı arasında bir tür sayılan mensur şiirin doğmasına yol açmıştır.
  • Servet-i Fünuncular şiirde ahenge çok önem vermişlerdir. Şiirde ses ögesini öne çıkarmak, yakın seslere sahip olan sözcükleri kullanmak, aliterasyondan yararlanmak onların belirgin özellikleri olmuştur. Bu yolla içerik ve biçimi ses uyumuyla kaynaştırmayı düşünmüşlerdir.
  • Servet-i Fünun şiirinde tasvirler geniş yer tutar. Bu tasvirlerin bir kısmı gözleme dayalı gerçekçi tasvirlerdir. Bir kısmı da tabloya dayalı doğa manzarası biçimindedir. Tablo altına şiir yazma eğilimi de bu dönem şiirlerinde görülmüştür. Bu şiirlere “pitoresk” şiir de denir.
  • Küçük şeyler ve eşya üzerine şiir yazma modası, Servet-i Fünun şairlerini büyük ve önemli konularda eser vermekten uzaklaştırmıştır. Şiirler genellikle bir ad taşır. Topyekün gazel, kaside, mesnevi gibi adlar yerine şiirlere bir ad, bir başlık konmuştur. Şairler bu yolla da divan şiiri anlayışının etkisini yok etmeye çalışmışlardır.
  • Aruz ölçüsü, Servet-i Fünun şiirinin temel ölçüsüdür. Özellikle Tevfik Fikret aruzu çok ustalıkla kullanmıştır. Hece ölçüsüyle yazılan şiirler yok denecek kadar azdır. Tevfik Fikret, sadece çocuklar için yazdığı Şermin adlı kitabındaki şiirlerini hece ölçüsüyle yazmıştır.
  • Divan şiirinde aruzun tek kalıbıyla yazılan “müstezat” biçimini “serbest müstezat”a çevirmişler, aruzun hemen hemen her kalıbını kullanarak serbest müstezat örneği vermişlerdir. Ölçü, ritm, ses, uyak ve diğer ahenk ögelerini önemsemişler, şiirin iç yapısını oluşturan unsurları ihmal etmemişlerdir.
  • Servet-i Fünun şairleri parnasizm ve sembolizm akımından etkilenmiştir.
  • Fransız sembolistlerinden Valery, Mallerme ve Verlaine gibi şairlerin Servet-i Fünuncuların şiirleri üzerinde büyük etkileri olmuştur.
  • Batı edebiyatında yaygın olarak kullanılan “sone, terza-rima ve triyole” gibi nazım biçimlerini kullanmışlar, özellikle gazele benzeyen biçimiyle soneyi yaygın olarak kullanmışlardır.



İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.