Servetifünun Edebiyatı’nın Oluşumu ve Dağılması

Türk Edebiyatı’nın 1896-1901 yılları arasını kapsayan dönemine Servetifünun Edebiyatı (Edebiyatıcedide) adını veriyoruz. Batı etkisinde gelişen Türk edebiyatının ikinci evresini oluşturan bu dönemde, Türk edebiyatının tam anlamıyla Avrupai bir kimliğe büründüğünü görüyoruz. Bu makalemizde Servetifünun Edebiyatı’nın oluşumu ve dağılması konusunu ele alacağız.

Servetifünun’u Hazırlayan Faktörler

II. Abdülhamit, 1878’de, Meclis-i Mebusan’ı kapatarak baskı rejimini başlatmış ve bunun sonucunda edebiyatta toplumsal konulardan ve kavramlardan uzaklaşılmıştır. İkinci dönem Tanzimat Edebiyatı sanatçıları, bu baskılar sonucu “sanat için sanat” görüşünü benimsemişler, yeni bir edebiyat anlayışı geliştirerek Servetifünun Edebiyatı’nın hazırlayıcıları olmuşlardır.

Kuşkusuz, Edebiyatıcedide’nin oluşumunda, Recaizade Mahmut Ekrem ve Abdülhak Hâmit’in eserleriyle meydana gelen yeni edebiyat anlayışının payı büyüktür.

Bunun yanında 1880’li yıllardan itibaren özellikle Recaizade Mahmut Ekrem ile Muallim Naci arasında meydana gelen edebî tartışmalarla, Recaizade’nin izinden giden genç bir sanatçının (Hasan Asaf) abes ve muktebes sözcüklerini kafiye yapması sonucunda ortaya çıkan gruplaşmalar da Edebiyatıcedide’nin doğuşunu hazırlayan etkenler arasında sayılmalıdır.

Servetifünun’un Doğuşu

Recaizade Mahmut Ekrem ile Muallim Naci’nin tartışmalarında Ekrem yeni edebiyatı temsil ederken Naci ise geleneksel edebiyat anlayışını temsil etmiştir. Muallim Naci yanlısı sanatçıların, yeni edebiyat yanlılarına ağır hücumlarından sonra Ekrem, yeni edebiyat taraftarlarını tek bir merkezde toplamayı hedeflemiştir. Aslında bilimsel içerikli bir yayın yapan Servetifünun dergisinin sahibi Ahmet İhsan Tokgöz, Recaizade’nin eski bir öğrencisidir. 1896 yılında Recaizade Mahmut Ekrem, Ahmet İhsan Bey ile konuşur ve derginin başına Tevfik Fikret’in geçmesini sağlar. Genç yaşına rağmen muteber bir sanatçı olan Tevfik Fikret, Servetifünun’u hızla edebiyat dergisi haline getirir. Kısa zamanda yeni edebiyat yanlısı genç sanatçıların derginin etrafında toplanmasıyla Servetifünun Edebiyatı’nın oluşumu tamamlanır. Tanzimat Edebiyatı’yla başlayan Batılılaşma, Servetifünun Dönemi’nde tam anlamıyla yerleşmiştir.

Servetifünun’un Dağılışı

Servetifünuncular ilk dönemlerinde kendilerine karşı yapılan ağır tenkitlere karşı birlikte hareket etmişlerdir. Hüseyin Cahit Yalçın ve Ahmet Şuayb başta olmak üzere karşı saldırılar da yapmışlar. Tam bir birlik içinde hareket etmişlerdir. Ancak ilerleyen yıllarda topluluk içinde de sıkıntılar başlamıştır. Bu tartışmaların sonunda Servetifünun’dan ayrılan ilk isim Ali Ekrem Bolayır olmuştur. Ali Ekrem’nin yazdığı ve Servetifünun’un şiir anlayışına bir öz eleştiri niteliği taşıyan “Şiirimiz” isimli makale sansüre uğramıştır. Bu olay üzerine Ali Ekrem topluluktan ayrılmıştır. Daha sonra Ahmed Reşid, Sâmîpaşazâde Sezâî ve Menemenlizâde Tâhir gibi isimler de dergi ile yollarını ayırmışlardır.

1901 yılının başlarında da büyük bir tartışma ortaya çıkmıştır. Bu sefer tartışma Tevfik Fikret ile Ahmet İhsan Tokgöz arasında yaşanmış ve Tevfik Fikret de dergiden ayrılmıştır. Derginin başına geçen Hüseyin Cahit Yalçın, bir sene kadar başarılı bir yöneticilik yapmıştır. Hüseyin Cahit’in Fransızcadan çevirdiği “Edebiyat ve Hukuk” isimli makale derginin sonu getirmiştir. Dergi mahkeme kararıyla altı ay kadar kapalı kalmıştır. Her ne kadar daha sonra yeniden açılsa da Servetifünun, bir daha eski günlerine dönememiştir.



İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.