Şathiye Nedir? Şathiye Örnekleri

Halk edebiyatının; anonim halk edebiyatı, aşık tarzı halk edebiyatı ve tekke-tasavvuf edebiyatı olmak üzere üç alt kolu vardır. Bunlardan tekke-tasavvuf edebiyatının kendine has nazım türleri bulunmaktadır. Bu yazımızda tekke tasavvuf şiiri nazım türlerinden biri olan şathiye hakkında bilgi verecek, “şathiye nedir?” sorusuna örneklerle yanıt vereceğiz.

Şathiyenin Genel Özellikleri

  • Şathiye, dinî inançlardan teklifsizce ve alaylı biçimde söz eder gibi yazılan tekke tasavvuf edebiyatı nazım türüdür.
  • Daha çok Bektaşi şairlerin kullandığı bu tür, medrese hocaları tarafından şiddetli tepkiler görmüş, küfür sayılmıştır.
  • Ancak görünüşte saçma ve alaycı sanılan sözler aslında tasavvufi açından değerlendirildiğinde farklı anlamlara çıkabilmektedir.
  • Edebiyatımızda bu türün en büyük ismi, 15. yüzyıl şairlerinden Kaygusuz Abdal’dır.

Şathiye Örnekleri

Tekke tasavvuf edebiyatı nazım türü şathiye hakkında örnekler aşağıda verilmiştir.

Örnek-I

Yeri göğü ins ü cinni yarattın
Sen ey mimar başı eyvancı mısun
Ayı günü çarhı burcu var ettin
Ey mekân sahibi rahşancı mısun

Denizleri yarattın sen kapaksuz
Suları yürüttün elsiz ayaksuz
Yerleri temelsüz göğü direksüz
Durdurursun acep iskancı mısın

Kullanırsun kanadsuzca rüzgârı
Kürekle mi yaptun sen bu dağları
Ne yapıp da öldürürsün sağları
Can virip alırsın sen cancı mısın

Sekiz cennet yapdun sen âdem içün
Aldın büyük bağışla anın suçun
Âdem’i Cennet’ten çıkardun niçün
Buğday nene lazım harmancı mısun

Bir iken bin itdün kendi adını
Görmedüm sen gibi iş üstâdını
Yeşerdirsün kurutursun odını
Sen bahçıvan mısun ormancı mısun

İnip Beytullah’tan kendün dinlersün
Cibril’e perde altunda söylersün
Bu âteş-i Cehennemi neylersin
Hamamın mı var ya külhancı mısun

Hafâya çekilüb seyrâna durdun
Aklı yitmezlerün aklunı vurdun
Kıldan ince köprü yapdun da kurdun
Akar suyun mu var bostancı mısun

Bu kışlara bedel bu yazı yapdun
Evvel bahara karşı güzel yapdun
Mîzânı iki göz terâzi yapdun
Bakkal mısun yoksa dükkancı mısun

Kazanlarda katranlarun kaynarmış
Yir altında balıklarun oynarmış
On bu dünya kadar ejderhan varmış
Şerbet mi satarsun yılancu mısun

Esirci misün koydun tamuya arab
Hoca mısun okur yazarsun kitab
Aslın kâtib midür görürsün hisab
İntisabun mı var yoksa hancı mısun

Yüz bin tamut olsa korkmam birinden
Rahman ismi nâzip değil mi senden
Gaffâr-ı zebûnum demedün mi sen
Avf et günahımı yalancı mısun

Beni affeylesen düşen mi şandan
Şahlar bile geçer böyle isyândan
Ne dökülür ne eksülür haznenden
Affetsen günahımı yalancı mısun

Şanına düşer mi noksan görürsün
Her gönülde oturursun yürürsün
Bunca cânı alup yine virürsün
Götürüp getiren kervencı mısun

Bilirsün ben kulum sen Sultânımsun
Kalbde zikrüm dilde tercemânımsın
Sen benüm cânımda cân mihmânumsun
Gönlümün yarısı yabancı mısun

Belî delîl eyler kendün söylersün
İçerden Azmî’yi pazar eylersün
Yücelerden yüce seyrân edersün
İşin seyrân kendin seyrâncı mısun

Örnek-II

Yâ Rab senin mekânın yok
Yatağın yok yorganın yok
Hem dinin hem imânın yok
Her bir şeyden münezzehsin

Sesin çıkmaz âvâzın yok
Abdestin yok namâzın yok
Hiçbir yere niyâzın yok
Kul huvallahü Ahad’sin

Kapın büyük açan yoktur
Seni kapıp kaçan yoktur
Anan yoktur baban yoktur
Yâ Râb Allahü’s-Samed’sin

Elmasın yok boncuğun yok
Abân keben gocuğun yok
Karın kızın çocuğun yok
Lemyelid ve lemyelüd’sin

Her bir şeye kudretin var
Akla sığmaz hikmetin var
Yetmiş iki milletin var
Sen Hallâk-ı Kün Fekân’sın

Sağın da var solun da var
Eğri doğru yolun da var
Bir Harâbî kulun da var
Sen Hallâk-ı Kün Fekân’sın

Örnek-III

Âdem’i balçıktan yoğurdun yaptın
Yapıp da neylersin bundan sana ne
Halk etdin insanı saldın cihana
Salıp da neylersin bundan sana ne

Bakkâl mısın terâziyi neylersin
İşin gücün yok da gönül eylersin
Kulun günâhını tartıp neylersin
Geçiver suçundan bundan sana ne

Katran kazanını döküver gitsin
Mümin olan kullar dîdâra yetsin
Emr eyle yılana tamuyu yutsun
Söndür şu âteşi bundan sana ne

Sefil düştüm bu âlemde nâ-çârım
Kıldan köprü yaratmışsın geçerim
Şol köprüden geçemezsem uçarım
Geçir kullarını bundan sana ne

Behlül Dânâ’m eydür cennet yaratdın
Cehenneme nice kulları atdın
Nicesin âteş-i aşk ile yakdın
Yakıp da neylersin bundan sana ne

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.