Psikolojik Roman Nedir? Özellikleri, Örnekleri

Psikolojik roman (ruhbilimsel roman), kişilerin ruhsal durumlarına fazlaca önem veren, olaya pek önem vermeyerek daha çok kişilerin iç dünyalarına, ruhsal durumlarına ön planda yer veren roman türüdür.

Bu tür romanlarda ruh tahlillerinin ağırlıkta olduğu, olayların asıl nedeninin psikolojik olgulara dayandırıldığı görülür. Modernleşmeyle birlikte ruhsal durumlar, sorunlar, beklentiler fazlaca atmış, insanların yalnızlaşması, kendi bireysel dünyasına ilişkin beklentileri, endişeleri, korkuları, ruhsal bozuklukları, iç çatışmaları belirgin bir biçimde gündeme gelmiştir. Bireyleşme, içe dönme ve ruhsal durumların önem kazanması, daha çok sosyal yapıların çözüldüğü, cemaatleşmeye dayalı cemiyetlerin kozmopolitleşerek bağımsız bireylerden oluşan modern yığın toplumlarında söz konusu olmaktadır. Tüm bu sebepler, psikolojik romanların da yaygınlaşmasına neden olmuştur.

Bkz: Roman Türleri

Psikolojik Romanların Özellikleri Nelerdir?

  • Bu tür romanlarda olay unsuru önemli değildir. Olaylara sebep olan, hazırlayan ve olayların sonucu olan ruhsal durumlar üzerinde yoğunlaşılır.
  • Psikolojik roman türü, natüralizm akımından sonra rağbet görmeye başlamıştır.
  • Kişilerin olayların çıkmasına sebep olan ruhsal durumları ve olaylar karşısındaki ruhsal tepkileri ön plandadır. Yazar, tip üretmek yerine insan karakterini derinlemesine açmaya çalışır.
  • Ruhbilimsel romanın bir çeşidi olan psikanalitik romanda Freud’un bilinçaltıyla ilgili düşünceleri, ruh çözümlemelerine uyarlanır.
  • Psikolojik roman, bireyi esas alır. Birey ve bireyleşme sorunu da daha çok modern zamanların, kent kültürünün ve sanayi/teknoloji medeniyetinin ürünüdür.
  • Psikolojik romanlarda daha çok dramlar, trajediler, hastalıklar, romantik aşklar, melânkoli, şizofreni, karamsarlıklar, bunalımlar, içe dönük kişilikler gibi hallerin sergilenmesi ya da sorgulanması söz konusudur.



Psikolojik Roman Örnekleri

Bilimsel psikoloji romanı yazan Paul Bourget, fizyolojik romana karşı 1889’da yayınlamış olduğu Le Disciple romanıyla ruhbilimsel romanı başlattı. O, natüralist romana karşı ruh romanını kurdu. Taine’in “Edebiyat bir ruh ilmidir” sözünü benimsemiş ve seçkin sınıfların manevi hastalıklarını açıklayıcı çözümlemeler yapmıştır. Bazı yazarlar tarafından psikolojik romanın değişik türleri ortaya konmuştur. Romanesk psikoloji sahasında Marcel Prevost, bilimsel psikoloji sahasında Paul Bourget, bilinçaltı psikolojisi sahasında André Gide ve Edouard Estaunie, psikolojik realizm sahasında da F. Dostoyevski ürün vermişlerdir. Marcel Proust, ruhsal derinlik ve incelikleri yoklayan romanlar yazdı.

Her romanda az çok ruh tahlilleri vardır. Ancak bazı romanlarda bu unsur, daha belirgindir. Türk edebiyatında ilk psikolojik romanı 1911 yılında Mehmet Rauf yazmıştır. (Eylül)

Nabizade Nazım’ın Zehra (1896), Halit Ziya’nın Aşk-ı Memnu (1900), Halide Edib’in Handan (1912), Samiha Ayverdi’nin İnsan ve Şeytan (1942), Hikmet Erhan Bener’in Ara Kapı (1961), Oyuncu (1981), Böcek (1982), Ölü bir Deniz (1983), Mehmet Önal’ın Şeffaf Kanatlı Zaman (1994) romanları, Türk edebiyatında psikolojinin öne çıktığı diğer romanlardır. Abdülhak Şinasi Hisar, Ahmet Hamdi Tanpınar, Peyami Safa, Oğuz Atay ve Yusuf Atılgan gibi romancıların romanlarında da ruhsal derinliklerin fazlaca irdelendiğini görülmektedir.



İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.