Orhan Şaik Gökyay Kimdir? Hayatı, Edebi Kişiliği, Eserleri

orhan şaik gökyayHayatı

Orhan Şaik Gökyay, 16 Temmuz 1902 tarihinde, babası Mehmet Cevdet Efendi’nin öğretmenlik vazifesi için bulunduğu İnebolu’da dünyaya gelmiştir. Asıl adı Hüseyin Vehbi’dir. İlk öğrenimine Kastamonu’da başlamış, dokuzuncu sınıfta iken ailesinin yaşadığı geçim sıkıntısı nedeniyle eğitimine ara vermek zorunda kalmıştır. Özeli idarede kâtip olarak çalışmaya başlamıştır. Kurtuluş Savaşı yıllarında Mehmet Akif ile tanışma fırsatı bulmuştur. Daha sonra öğrenimini tamamlamak için Ankara’ya giderek Ankara Öğretmen Okulu’na kaydolmuştur. Okulu çok iyi derece ile bitiren Orhan Şaik Gökyay, daha sonra İstanbul Darülfünunu Edebiyat Fakültesi’ne Yüksek Öğretmen Okulu’da eğitim görmüştür. Anadolu’nun çeşitli şehirlerinde edebiyat öğretmenliği yapmıştır. 1939 yılında Ankara Musiki Muallim Mektebi’nde hem öğretmenlik hem müdürlük yapmıştır. Bu vazifesinde bulunurken Nihal Atsız’ı evinde misafir etmesi üzerine “Irkçılık-Turancılık davası”nda yargılanmış ve görevine son verilmiştir. On bir ay süren tutukluluk ve yargılanma sürecinin ardından beraat ederek Galatasaray Lisesi’nde öğretmenliğe dönmüştür. 1959-1962 yılları arasında Londra’da bir okulda Türk Dili ve Edebiyatı okutmanı olarak çalışmış, 1962’de yurda dönerek Çapa Eğitim Enstitüsü’nden emekli olmuştur. Emeklilikten sonra da eğitimden kopmayan sanatçı, Marmara ve Mimar Sinan Üniversitelerinde dersler vermiştir. 1989’da İstanbul Üniversitesi tarafından kendisine fahri doktorluk diploması verilmiş 1991’de Devlet Sanatçısı unvanı ile ödüllendirilmiştir. 2 Aralık 1994 tarihinde İstanbul’da hayatını kaybetmiştir.

Bkz: Milli Edebiyat Zevk ve Anlayışını Sürdüren Şairler

Edebi Kişiliği

  • Orhan Şaik Gökyay, şair ve araştırmacı kimliğiyle edebiyat dünyasında yer edinmiştir.
  • Edebiyat Fakültesi’nde hocası olan Fuat Köprülü’den etkilenmiştir.
  • Öğretmenlik yaptığı dönemde “Çağlayan” isimli bir dergi yayımlamıştır.
  • İlk şiirlerini aruzla yazmış, daha sonra hece ölçüsüne yönelmiştir.
  • Tekke ve âşık edebiyatından ve özellikle koçaklama türünden sentezlediği yeni ve güçlü bir şiire ulaşmıştır.
  • Ömrünün sonuna kadar kahramanlık/koçaklama şiir tarzını sürdüren sanatçı, şiirlerinde milli konulara ağırlık vermiştir.
  • Gür bir edayla ve cesurca söylediği şiirlerinde Köroğlu’yu hatırlatan destansı bir hava görülür.
  • En ünlü eseri olan “Bu Vatan Kimin” şiiri bestelenerek günümüzde de canlılığını korumaya devam etmiştir.
  • Eski metinlerle uğraşanların yanlışlarını sert ifadelerle tenkit ettiği “Destursuz Bağa Girenler” eleştiri kitabını yazmıştır.
  • Divan ve halk edebiyatı üzerine araştırmalar yapan sanatçı Dede Korkut Hikâyeleri’ni de sadeleştirmiştir.
  • Kâtip Çelebi’nin eserleri üzerinde çalışmalar yapmış, “Tuhfetü’l-Kibar fi Esfari’l-Bihar” ve “Mizanü’l-Hakk fi ihtiyari’l-Ahakk” adlı eserleri günümüz Türkçesine uyarlamıştır.
  • Tarih ve Toplum dergisinde dört bölümde yayınlanan “Kızıl Elma Üzerine” adlı makalesinde Kızıl Elma’nın Türk mitolojisindeki, dinî inanışlardaki, halk edebiyatındaki yerini açıklayarak Türk edebiyatından çeşitli örnekler vermiştir.



Eserleri

Şiir
Bu Vatan Kimin
Birkaç Şiir
Poems

Eleştiri
Destursuz Bağa Girenler

İnceleme – Sadeleştirme
Dede Korkut Hikâyeleri
Kâtip Çelebi’den Seçmeler
Dede Korkut, Bugünkü Dille Dede Korkut Masalları
Kâtip Çelebi Hayatı, Şahsiyeti, Eserleri
Kabusnâme (Mercimek Ahmed’in Keykavus’undan çeviri)
Eşkâl-i Zaman (Ahmet Rasim’den)



İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.