Neşati Kimdir? Hayatı, Edebi Kişiliği, Eserleri

Hayatı

Neşati, 16. yüzyılın sonlarında, Edirne’de doğmuştur. Doğum tarihi bilinmemektedir. Asıl adı Ahmet’tir. Gelibolu ve Beşiktaş Mevlevihaneleri şeyhliklerinde bulunan Ağazade Mehmet Dede isimli bir dervişin oğludur. Küçükken aldığı eğitim hakkında da net bilgimiz bulunmamaktadır. Babasının ölümünün ardından bir süre Konya’da bulunmuştur. 1670 yılında Edirne Mevlevihanesi şeyhliğine atan Neşati, 1674’te Edirne’de vefat etmiştir.

Edebi Kişiliği

  • 17. yüzyıl divan şairlerinden olan sanatçı, önceleri Semendi mahlasını kullanmış, daha sonra mahlasını “Neşati” olarak değiştirmiştir.
  • Birçok genç şaire hocalık etmiş, Farsça öğretmenliği yapmıştır.
  • Neşati, dünya nimetlerine sırt çeviren dervişlerden değildi. IV. Murat başta olmak üzere birçok padişaha ve devlet adımına kasideler yazmıştır.
  • Şiirlerinde tasavvufun izleri çok azdır. Mevlevi bir şair olmasına rağmen şiirlerinde Mevleviliğin etkisi pek görülmemektedir.
  • Şiirlerinde devrinin önde gelen şairi Nefi’yi örnek aldığı söylenebilir. Divanı’ndaki yirmi bir kasideden onunda, Nefi Divanı’ndaki kasidelerle vezin, kafiye ya da redif birliği vardır.
  • Gazellerinde Sebk-i Hindi üslubunun etkileri bulunmaktadır. Onun gazelleri “aşıkane” olarak tanımlanabilir.
  • Gazellerindeki engin hayal gücüne ve söyleyişteki ustalığına rağmen, Neşati’nin önde gelen şairler arasına giremeyişinde, Farsça tamlamaları çok kullanmasının önemli bir payı vardır.
  • Farsçayı iyi derecede bilen şair, İranlı şairleri de okumuştur.
  • Şiirlerinin dili kusurludur. Farsçanın etkisiyle söz diziminde değişikliklere gitmiştir.
  • Memleketi Edirne’nin güzelliklerini anlatan 114 beyitlik bir “Edirne Şehrengizi” yazmıştır.
  • Divanında yirmi bir kaside, biri “Miraciyye” öbürü de Mevlânâ övgüsünde olmak üzere iki mesnevi, terkib-i bend nazım şekliyle yazılmış iki mersiye, 128 gazel, 4 tarih kıt’ası ve 11 rubai bulunmaktadır.



Eserleri

Divan
Hilye-i Enbiyâ
Edirne Şehrengîzi
Şerh-i Müşkilât-ı Urfî
Kavâ’id-i Deriyye

Neşati Gazel Örneği

Bî-safâ-yı aşk olup bî-derd-i yâr olmak da güç
Bir sitem-ger âfetin çevriyle zâr olmak da güç

Evc-i istiğnada pervâz etmedikçe murğ-ı dil
Pây-bend-i aşk ile âşüfte-kâr olmak da güç

Bir nigâh-ı gamzeye tâkat getirmezken gönül
Günde bin tir-i cefâya sîne-dâr olmak da güç

Va’de-i ferdâsına gâhî ederdim i’timâd
Hayret’âlûd-ı belâ-yı intizâr olmak da güç

Gerçi yok tâkat Neşâti seyr-i didâr etmeğe
Gûşe-gir-i hesret-i dîdâr-ı yâr olmak da güç



İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.