Necip Fazıl Kısakürek Hayatı Edebi Kişiliği Eserleri

Hayatı

26 Mayıs 1904 tarihinde İstanbul’da doğdu. Babası Abdülbaki Fazıl Bey, annesi Mediha Hanım’dır.  Çocukluğu, mahkeme reisliğinden emekli büyük babasının İstanbul Çemberlitaş’taki konağında geçti. İlk ve orta öğrenimini Amerikan ve Fransız kolejleri ile Bahriye Mektebi’nde (Askeri Deniz Lisesi) tamamladı. Lisedeki hocaları arasında dönemin ünlülerinden Yahya Kemal gibi isimler vardı. Öğrencilik döneminde şiirle ilgilenmeye başladı, tek nüsha elle yazılmış “Nihal” isminde haftalık bir dergi çıkararak ilk yayıncılık faaliyetine başladı. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü’nde okudu. Bu okulda Ahmet Haşim, Yakup Kadri Karaosmanoğlu, Faruk Nafiz, Ahmet Kutsi gibi dönemin ünlü edebiyatçıları ile tanıştı. 1924 yılında Sorbonne Üniversitesi Felsefe bölümüne devlet bursuyla girdi. Bu okulda sezgici ve mistik filozof Henri Bergson ile tanıştı. Paris’te bohem bir yaşam sürdü, kumara ilgi duymaya başladı. Bir yılın sonunda bursu kesildi ve yurda dönmek zorunda kaldı. Paris’te geçen bohem günlerinden sonra yurda dönüşünde bankalarda müfettiş ve muhasebe müdürü olarak çalıştı. Çeşitli öğrenim kurumlarında öğretmenlik yaptı. 1934 tarihi, Necip Fazıl yaşamında bir dönüm noktası oldu. O yıl, bir Nakşî şeyhi olan Abdülhakîm Arvâsî ile tanıştı. Abdulhakim Arvasi ile tanışmasını kendisine milat kabul eden Necip Fazıl’ın şiirlerinde bu tanışmadan sonra tasavvufi düşüncenin izleri görülmeye başladı. 28 Haziran 1949’da Büyük Doğu Cemiyeti’ni kurdu. 1960 darbesinden sonra tutuklandı ve Toptaşı Cezaevi’ne sevk edildi. 1 yıl 65 günlük cezayı doldurduktan sonra 18 Aralık 1961’de serbest kaldı. Serbest kaldıktan sonra yayıncılık ve fikir hayatına devam etti. Konferanslar verdi. 25 Mayıs 1983’te İstanbul’da hayatını kaybeden Necip Fazıl Kısakürek Eyüp Sultan Mezarlığı’na defnedildi.

Edebi Kişiliği 

  • Çeşitli gazetelerde fıkra yazarlığı yapmış, Ağaç ve Büyük Doğu dergilerini çıkarmıştır.
  • Hayatının ilk dönemlerinde bohem hayatı yani zevk ve eğlenceye düşkün bir hayat yaşarken ikinci döneminde tasavvufla tanışması sonucu mistik bir yaşamı benimsemiştir. Bu, edebi kişiliğine de yansımıştır. İlk dönem şiirlerinde tedirgin bir ruhun gergin sesi duyulur, bu şiirleri arasında “Kaldırımlar, Otel Odaları, Bu Yağmur” sayılabilir. Sanatının birinci döneminde kent yaşamı içinde bireyin yalnızlığını, ölüm, tabiat, kadın gibi temaları mistik bir duyarlılıkla işlemiştir. Ben merkezli şiiri 1934’ten sonra dini bir eğilim göstermiştir. Bu dönem şiirlerinde toplumu, özellikle de gençliği uyarmış, Türk milletinin aslına dönmesi gerektiğini savunmuştur.
  • Şiirlerinde anlaşılmayan ayak sesleri, periler, cinler, hayaletler, kâbuslar, siyah kediler, geceleri insanın etrafında fıldır fıldır dönen kambur cüceler gibi ürpertici motiflerle, birtakım gerçeküstü varlıklara yer vermiştir.
  • Şiir konusundaki düşüncelerini şiir kitaplarının sonuna “Poetika” başlığıyla yazmıştır.
  • Modern Türk şiirinin mistik şairidir.
  • Düz yazı türünde yapıtları da olmasına rağmen asıl güçlü yanı şiirlerindedir.
  • Halk şiirimizin öz ve biçim yapısından yararlanmış, bunlara Batılı, modern bir özellik kazandırmıştır.
  • Sağlam bir teknikle, esrarlı iç âlemini, felsefi görüşlerini, etkileyici bir anlatımla dile getirir.
  • Şiirin yanı sıra makale, tarih, eleştiri, biyografi, öykü türlerinde de yapıtlar yazmıştır.
  • Garip akımını ortaya çıktığı dönemde şiirin basitleştirilmesine tepki göstermiştir.
  • Tiyatro oyunlarında korku ve kaygı psikolojisini işlerken; anı, makale ve inceleme türündeki eserlerinde daha çok dini ve siyasi konuları işlemiştir.
  • Bütün şiirlerini Çile adlı eserinde toplamıştır.

Eserleri

Şiir
Kaldırımlar
Örümcek Ağı
Ben ve Ötes
Sonsuzluk Kervanı,
Çile

Tiyatro
Künye
Sabır Taşı
Bir Adam Yaratmak
Para
Tohum
Reis Bey

İnceleme ve Monografi:
Namık Kemal
Ulu Hakan II. Abdülhamit Han
Çöle İnen Nur

Roman
Aynadaki Yalan

Hikâye
Hikâyelerim

Hatıra
Babıâli
Cinnet Mustatili

 



İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.