Namık Kemal Kimdir? Hayatı, Edebi Kişiliği, Eserleri

Hayatı

21 Aralık 1840’da Tekirdağ’da doğdu. Babası Yenişehirli Mustafa Asım Bey, annesi bir Arnavut olan Fatma Zehra Hanım’dır. Annesini küçük yaşta kaybetmesi nedeniyle çocukluk yıllarını vali olan dedesinin yanında Kars ve Sofya’da geçirdi. Kars’ta geçirdiği yıllarda Vaizzade Seyid Mehmet Hamid Efendi’den divan edebiyatını öğrendi. Dönemin klasik eğitim anlayışıyla yetişti. Nesime Hanım ile evlendi. Bu evlilikten iki kız bir erkek çocuğu oldu. 1857’de Tercüme Odası’nda göreve başladı. Bu görevi sırasında batıyı yakından tanıyanlarla tanışma imkânı buldu ve batı kültürüne ilgi duymaya başladı. Edebiyatta batılılaşmanın ilk adımlarını atan İbrahim Şinasi ile 1862 yılında tanışması hayatını değiştirdi. Sanat ve hayat görüşü değişti. Batı edebiyatını öğrenmeye başladı, ilgisi nesre yöneldi. Tarih ve hukuk alanında kendini geliştirmeye çalıştı. Tercüme Odasının bir kâtibinden Fransızca dersleri aldı. 1865 yılında Şinasi’nin Fransa’ya gitmek zorunda kalması üzerine Tasvir-i Efkarı’ı çıkardı. Yeni Osmanlılar Cemiyeti’nin kurucuları arasında yer aldı. Hükümete muhalif yazıları nedeniyle Erzurum’a sürgün gönderildi. Ancak o Erzurum’a gitmek yerine Ziya Paşa ile birlikte Paris’e kaçtı. Fransız hükümeti Genç Osmanlılar’ı ülkeden göndermesi üzerine yine Ziya Paşa ile Londra’ya geçti ve “Hürriyet” isimli gazeteyi yayımladı. 1870 yılında siyasetten uzak durması şartıyla affedilen Namık Kemal, yurda döndü. Sadrazam Ali Paşa’nın ölümü üzerine “İbret” isimli gazeteyi çıkararak yeniden muhalefete başladı. İstanbul’dan uzaklaşması için mutasarrıf olarak Gelibolu’ya atandı. 1872’de İstanbul’a döndü, tiyatroyla ilgilenmeye başladı. “Vatan yahut Silistre” isimli eseri 1 Nisan 1873’te Güllü Agop tiyatrosunda sahnelendi. Bu oyundan sonra İbret gazetesi kapatıldı, Namık Kemal ve arkadaşları sürgüne gönderildi. Hayatının geri kalanını önce Kıbrıs’ta sonra Midilli’de daha sonra da Sakız Adası’nda sürgün olarak geçirdi. 2 Aralık 1888 günü 48 yaşında hayatını kaybetti.

Edebi Kişiliği

  • Tanzimat edebiyatı birinci kuşağının en önemli isimlerindendir.
  • Şiir, roman, tiyatro, eleştiri, tarih, mektup, makale gibi farklı türlerdeki eserler yazmıştır.
  • “Vatan edebiyatı” çığırını başlatmış; sadece kendi kuşağını değil, kendinden sonraki kuşakları da etkilemiş; vatan – millet sevgisiyle doldurduğu gönüllerde “vatan şairi” olarak yaşatılmıştır.
  • “Sanat toplum içindir.” görüşünü savunarak halka iyiyi doğruyu anlatmayı amaçlamıştır.
  • Romantizm akımından etkilenmiştir.
  • Eserlerinde vatan ve millet sevgisinin yanı sıra özgürlük, meşrutiyet, hak, hukuk, adalet, ahlak, aile kavramlarına da geniş yer vermiştir.
  • Şiirlerinde coşkulu bir hitabet edası, içten ve cesur bir ses duyulur. Heceyle yazdığı birkaç şiir dışında aruzu kullanmıştır.
  • Yeni nazım biçimlerini denediği son birkaç şiirine kadar divan şiiri biçimlerini sürdürmüştür.
  • Vatan sevgisi ve hürriyet temalarını işlediği “Hürriyet Kasidesi”, “Vaveyla, “Hilal-i Osman” en önemli şiirleridir.
  • En faydalı eğlence gözüyle baktığı tiyatroyu halkın eğitilmesinde bir araç olarak kullanmış; bu nedenle tiyatro eserlerinde halk diline daha çok yaklaşmıştır.
  • “İntibah” adlı romanı ilk edebi romanımızdır. “Cezmi” romanı ise edebiyatımızın ilk tarihi romanıdır.
  • Yeni edebiyatı savunmak amacıyla eski edebiyatımızı en çok eleştiren sanatçı olmuş; bu konuda yazdığı yazılar eleştiri türünün ilk örnekleri arasına girmiştir.
  • Özellikle Osmanlı tarihine karşı sevgisinin bir sonucu olarak yazdığı tarih türündeki eserleriyle vatan-millet sevgisini duyurmaya çalışmıştır.

Eserleri

Tiyatro
Vatan Yahut Silistre
Gülnihal
Âkif Bey
Zavallı Çocuk
Kara Belâ
Celâleddin Harzemşah

Roman
İntibah
Cezmi

Tarih
Bârika-i Zafer
Devr-i İstîlâ
Evrâk-ı Perîşan Serisi
Silistre Muhâsarası
Kanije Muhâsarası
Osmanlı Tarihi Medhali

Edebi Tenkit
Mukaddeme-i Celal
Tahrîb-i Harabat
Takip
İrfan Paşa’ya Mektup
Renan Müdafaanamesi

Namık Kemal’in İlkleri

Tanzimat Edebiyatının en büyük yazarları arasında olan Namık Kemal, sadece dönemi için değil Türk tarihi için de çok büyük bir isimdir. Namık Kemal, Türk edebiyatına da önemli yenilikler getirmiş, Şinasi’den devraldığı edebiyatta yenileşme hareketini başarıyla sürdürmüştür. Namık Kemal, edebiyatımızda önemli ilklere de imza atmıştır. İşte Namık Kemal’in ilkleri:

İlk Edebi Roman: İntibah
İlk Tarihi Roman: Cezmi
Sahnelenen İlk Türk Tiyatrosu: Vatan yahut Silistre
İlk Eleştiri: Lisan-ı Osmanînin Edebiyatı Hakkında Bazı Mülahazâtı Şâmildir

Namık Kemal Eser İçerikleri

İNTİBAH: Edebi özellikleri taşıdığı için ilk edebi roman, sosyal bir konuyu işlediği için ilk sosyal roman olarak kabul edilmiştir. (Eserin geniş özeti için tıklayınız)

CEZMİ: İlk tarihi romandır. Konu Osmanlı tarihinden alınmıştır. Cezmi hem şair hem de savaşçıdır. II.Selim zamanında İran savaşlarına katılır. Kırım hanları Adil ve Gazi Giray ile tanışır. Savaşta onlar İranlılara esir düşünce Cezmi’nin serüveni başlar. Roman İslam birliği fikrini vermek için yazılmıştır.

VATAN YAHUT SİLİSTRE (TİYATRO) Olaylar 1853 yılında Osmanlı Devleti ve Rusya arasında başlayan Kırım Savaşı’nda gönüllü olarak orduya katılan İslam Bey ile onun peşinden Silistre’ye giden Zekiye adlı genç kızın aşkı etrafında gelişir. Silistre Kalesi, 15 Mayıs 1854’te Rus ordusu tarafından kuşatılmıştır. İmparatorluğun her yerinden gelen gönüllüler kaleyi savunmaktadır. Zekiye, erkek giysileri giyip Adem ismi ile gönüllülerin arasına karışır. İslam Bey yaralandığında ona bakar. İslam Bey, yaralı olmasına rağmen yanında Zekiye ile birlikte düşman cephanesini ateşlemeye gider. Kuşatma, haftalar boyu süren yoğun saldırılardan sonra Müslüman askerlerin kahramanca direnişi sayesinde kaldırılır. Döndüklerinde kuşatmanın kaldırıldığını gören Zekiye ile İslam Bey bu mutluluk içinde yapılan düğünle evlenir.

CELALETTİN HARZEMŞAH: Oyun, Ab-ı Sükûn adasında “şahane fakat eski” bir çadırda Celâlettin ile ilk eşi Neyyire arasında bir konuşma ile başlar. Harzemşahlar’dan Mehmet, bir Moğol ticaret kervanım yağma ettirince Cengiz ordularının saldırısına uğramış, yenilmiş, Hazar denizindeki bu adaya sığınmıştı. Ölümü üzerine yerine büyük oğlu Celâlettin Harzemşah geçti. Moğollarla savaşa giren, yenilgiye uğrayan, Hindistan’a kaçmak zorunda kalan, Sind nehrini geçerken de esir düşmemek için karısını ve oğlunu nehre atan, ancak on beş kişiyle kendisini kurtarabilen Celâlettin, Hindistan’da bir ordu topladı, Tebriz’e kadar geldi. Kalenin hükümdarı Mihricihan adındaki kadın, Celâl’e âşık oldu, kaleyi teslim etti ve evlendiler. Moğollarla savaşı sürdüren Celâlettin son yenilgisinde dağa kaçtı, dağda bir taş üzerinde otururken, Moğolların tarafına geçen komutanlarından birinin adamı eliyle öldürüldü, gömleğini kâğıt ve karısının parmağını kalem yaparak vasiyetnamesini yazdırdı. Kocasının öldüğünü gören Mihricihan da kalbine bir hançer saplayarak orada can verdi.

GÜLNİHAL: Tanzimat Dönemi’nin en önemli yazarlarından Namık Kemal “Gülnihal”de hem bir aşk öyküsünü hem de memleketin içinde bulunduğu kötü durumu anlatır. İsmet ve Muhtar birbirine âşıktır. Birçok şey yaşamış, görmüş geçirmiş bir insan olan İsmet’in dadısı Gülnihal, bu iki gencin mutluluğu için yaşamaktadır. Ancak Sancak Beyi olan ve halka kötülük ve işkence eden Kaplan Paşa, amcasının oğlu olan Muhtar’ı kıskanmakta ve birbirini seven bu iki genci ayırmaya çalışmaktadır. 1873 yılında sürgündeyken yazdığı bu eserde Namık Kemal, o dönemdeki baskıyı anlatırken iktidar mücadelesinin, kıskançlığın insanı içine düşüreceği durumları da çok iyi anlatır. İki gencin buluşmasına Gülnihal sebep olmuştur.

AKİF BEY: Bir deniz subayı olan Akif Dilrüba adında ahlakça zayıf bir kadınla evlidir. Dilrüba, kocasının Sinop muharebesinde öldüğüne dair yalancı tanıklar bularak başka biriyle evlenmek üzereyken, Akif ve babası Çürüksu’ya gelirler. Durumu öğrenen Akif, kadını hemen boşar, ama ayrılığına dayanamadığı ve kıskandığı için, öç almak üzere kadının evine gidince, Dilrüba’nın yeni kocasıyla vuruşmak zorunda kalır, ikisi de ölür, Akif in babası da evlat acısıyla Dilrüba’yı öldürür.

ZAVALLI ÇOCUK: Halil Bey kardeşinin çocuğu olan Atâ’yı evine almış ve onun Tıbbiye’ye devamını sağlamaktadır. Atâ on dokuz, Halil Bey’in kızı Şefika ise on dört yaşına gelmiştir. Yakında tamamıyla erkekten kaçacak olan Şefika, Atâ’yı sevmektedir. İlk perdede bu sevginin karşılıklı olduğunu karşılıklı konuşmalardan anlaşılır. İkinci perde Şefika’yı görüp beğenen bir paşanın onunla evlenmek istemesiyle başlar. Kız bu durumu biraz tutuk bir şekilde karşılar. Anne kızın evlenmesi için ailenin içinde olduğu durumu açık açık anlatır. Şefika, evlenme haberinin Atâ’ya geç iletilmesi koşuluyla evlenmeye karar verir; ancak Atâ o gün eve müjdeli bir haber vermek için beklenmedik bir şekilde gelir. Bu durum Şefika’nın yürek acısını ve bunu saklama çabasını ağırlaştırır. Üçüncü perdede Şefika vereme yakalanmıştır. Hastalığı çok şiddetli geçirmektedir. Hekim onun ertesi günü görebileceğinden bile emin değildir. Şefika, Atâ’nın onu bu halde görmesini engellemeye çalışır; ancak bu babası Atâ’yı eve çağırır. Atâ, Şefika’nın halini görünce eczaneden keskin bir zehir getirir, onu içer ve acı çekerek can verir. Bunun üzerine Şefika’da zayıflığından gücü tükenerek ölür.

KARA BELA: Kara Bela, Türk tiyatro edebiyatının teorisyeni olarak kabul edilen Namık Kemal’in 1976 yılında Magosa Kalesi’nde yazdığı beş perdelik bir trajedidir. Eserde, harem ağalarının entrikaları üzerine kurulu yerli bir dram anlatılmaktadır.

 

 



İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.