Muallim Naci Kimdir? Hayatı, Edebi Kişiliği, Eserleri

Hayatı

1849 yılında İstanbul’da doğmuştur. Asıl adı Ömer, babasının adı Ali, annesinin adı Fatma Zehra’dır. İlköğrenimine İstanbul’da başlayan Muallim Naci, küçük yaşta babasını kaybedince dayısının yanına, Varna’ya, giderek burada medrese öğrenimi görmüş, Arapça ve Farsça öğrenerek öğretmenlik yapmaya başlamıştır. Bir süre Sait Paşa’nın kâtibi olarak Anadolu ve Rumeli’de dolaşmış, onun Hariciye Nazırı olmasıyla İstanbul’a dönmüştür. 1883’te Hariciye Kalemi’nden istifa ederek Ahmet Mithat Efendi’nin çıkardığı Tercüman-ı Hakikat gazetesinin edebiyat sayfasını yönetmeye başlamış, bu arada onun damadı da olmuştur. Ancak kayınpederiyle arası açılınca başka bir gazeteye geçmiş, Mekteb-i Hukuk’ta ve Galatasaray Lisesi’nde öğretmenlik yapmış, II. Abdülhamit’in vakanüvisliğini de üstlenmiştir. 13 Nisan 1983 tarihinde kalp krizi nedeniyle hayatını kaybetmiştir.

Edebi Kişiliği

  • Tanzimat Edebiyatı’nın önemli şairlerdendir. Eski edebiyat geleneğine bağlı olan Muallim Naci, eski edebiyat-yeni edebiyat tartışmasında eski edebiyatı benimseyenlerin öncüsü olarak görülür.
  • Muallim Naci, edebiyatımızdaki aşırı değişme dönemi içerisinde, tutumu iyi anlaşılmamış, yeni sanata düşman, eskiye sıkı sıkıya bağlı olarak görülmüştür. Onun, eski edebiyata bağlılığı, körü körüne bir bağlılık değildir. Şiirde eskiye bağlı kalarak yenilik yapma düşüncesindedir.
  • Muallim Naci, “göz için kafiye” ilkesini benimser ve bu konuda Recaizade Mahmut Ekrem’le yaptığı tartışmalar ünlüdür. Recaizade Mahmut Ekrem’in “Zemzeme” sine karşılık “Demdeme”yi kaleme almıştır.
  • Muallim Naci, divan şiirinin etkisiyle yazdığı şiirlerinde Nedim ile Nabi’nin etkisindedir. Ancak yeniliklere de açıktır. Divan şiirini beğenmesine karşın onu gerçekçi olmadığı için eleştirir. Bu yüzden de birçok şiirinde gerçekçi tabiat tasvirlerine yer verir.
  • Eski şiirin savunucusu olarak ünlenmesine karşın Batılı şiir tarzında da başarılı şiirler yazar. Aruzu kusursuz olarak Türkçeye uygular. Veznin ve kafiyenin, şiirin çekiciliğini artıran bir süs olduğunu belirterek bu unsurları kullanmanın mecburi olmadığını dile getirir. Buna rağmen şiirde vezin ve kafiyeyi başarıyla kullanır.
  • Türkçenin kısa heceleri, ilk olarak Muallim Naci ile uzamaya başlar. Eski şiirin tadını duyan şair, mısralarını aksamayan güzel seslerle süsler. Onun Türkçe söyleyişteki etkin gücü, kendisinden sonra gelen Tevfik Fikret ve Mehmet Akif üzerinde etkisini gösterir. Bunu Mehmet Akif: “Naci olmasaydı, Fikret de ben de olmazdık.” sözüyle açıklar. Muallim Naci’nin şiir dili, Türkçe sözcüklere yer verişi yönünden döneminin şairlerinden daha ileri düzeydedir.
  • Muallim Naci’nin şairliğinin yanında, yazarlığı da önemlidir. Nesirleri yeni, sade ve düzgündür. Sade, basit ve konuşma diliyle yazı dili arasındaki ikiliği ortadan kaldırmaya çalışır. Nesir alanında güzel örnekler verir.
  • Şiirin yanında eleştiri, anı, tiyatro, tarih, sözlük, edebiyat bilgileri alanında eserler vermiştir. Arapça, Farsça ve Fransızcadan çeviriler yapmıştır.

Eserleri

Şiir
Ateşpâre
Şerâre
Fürûzan

Eleştiri
Demdeme (Şiir-eleştiri),

Düzyazı:
Istılahat-ı Edebiyye (Edebi Bilgiler)

Sözlük
Lugat-i Naci



İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.