Mevlüt Yıldırım Kimdir? Hayatı, Edebi Kişiliği, Eserleri

Hayatı

Mevlüt Yıldırım, 1896’da Niğde/Bor’a bağlı Ortaköy bucağının Asımaz köyünde doğmuştur. Küçük yaşta ailesi tarafından Ortaköy’deki Kur’an kursuna verilen sanatçı, burada okumayı yazmayı ve Kur’an’ı öğrendi. Bir kıza gönül veren Mevlüt, ilk şiirlerini de bu kız için söyledi. Borlu Âşık Kemalî Baba’yla tanıştı. Kemalî Baba, Mevlüt’teki kavrayış yeteneğine bakarak ona “Yıldırım” mahlâsını verdi. Soyadı yasası çıkınca Mevlüt, mahlâsını soyadı olarak aldı. I. Dünya Savaşı’nda askere alınan Mevlüt, önce Çanakkale’de savaştı; sonra da Adana’da Fransız kuvvetlerine karşı savaşan çetelere katıldı. Savaş sonunda köyüne dönen Mevlüt, evlendi. 1950 yılında hayatını kaybetti.

Mevlüt Yıldırım’ın Edebi Kişiliği

  • Genç yaşta sanat dünyasına giren Mevlüt Yıldırım’ın Behçet Kemal Çağlar ile tanışması ile hayatı değişmiştir.
  • Behçet Kemal Çağlar, Mevlüt Yıldırım’ın şiirlerini beğenmiş ve yayımlaması yönünde Mevlüt Yıldırım’ı yüreklendirmiştir.
  • Şiirlerinde aşk, tabiat, yaşadığı sıkıntılar, yaşadığı yörenin güzellikleri gibi temaları işlemiştir.
  • 20. yüzyıl halk şairlerinden olan sanatçı, şiirlerinde sade ve içten bir Türkçe kullanmıştır.

Mevlüt Yıldırım Eserleri

Şiir

Millî Deyişler (1946)
Vatan Bülbülü (1950)

Şiirlerinden Örnekler

I

Birikti gam keder dolu bir şelek
Dırmaşlanıp size gitmek göründü
Zulmün bize midir ey kahpe felek
Her hal kudret yolun tutmak göründü

Mecâlim kalmadı menzil çok uzak
Halden bilen yoktur kime yalvarak
Bundan sonra bize yoktur gün durak
Bu cezayı baştan atmak göründü

Bazan coşkun sular gibi çağladık
Bazan güldük ise bazan ağladık
Yüküm doldu, gayri ağzın bağladık
Şimden sonra bize yatmak göründü

Bilinmez ömürler geçiyor boşa
Görüp geçirdiğim dönüyor düşe
Dönmüştür Yıldırım yavrusuz kuşa
Bülbül gibi feryat etmek göründü

II

Benim sevdiceğim niçin kaçarsın
Eğlen birazcık dur yavaş yavaş
Koygun yârelerim derdim açarsın
Şöyle bir tenhaya var yavaş yavaş

İncedir endâmı sırma tel gibi
Kızarmış yanaklar gonce gül gibi
Leblerin ağzıma versen bal gibi
İncitmem sevdiğim sor yavaş yavaş

Elâ gözlerine sürmeler çeksin
Tarasın zülfünü gerdana döksün
Gündüz akşamadek salınsın gezsin
Gece sabahadek sar yavaş yavaş

Der Yıldırım bilemedim n’olduğum
Dünden beri sararıp da solduğum
Giyinmiş kuşanmış kurban olduğum
Salınır karşımda yar yavaş yavaş

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.