İnce Memed | Özet, Olay Örgüsü, Kişiler, Çatışma

1955 yılında yayımlanan ve Yaşar Kemal’in ilk romanı olan “İnce Memed”, Çukurova köylüsünün ağalık düzenine karşı mücadelesini, haksızlığın ve adaletsizliğin karşısındaki emek gücünün dönüşümünü, isyanını anlatır. Dört cilt (bölüm) olarak yayımlanan eserde İnce Memed, ezilmekte ve sömürülmekte olan bir halkın sesi olmuş, bunu da en iyi şekilde yerine getirmiştir. Romanda Cumhuriyet Dönemi’nin ilk yıllarında geçen (1923 – 1933) olaylar anlatılır.

A. Konu, Ana Düşünce, Çatışma

Konu: Cumhuriyet Dönemi’nin ilk yıllarında Anadolu halkının geri kalmışlığı, cahil bırakılmışlığı, köy hayatının sefaleti ve ağaların yöreye tamamen hâkim olmasına karşı başlayan bir isyanın öyküsüdür.

Ana Düşünce: Zulme sessiz kalan, bir gün zulme uğrar; haksızlığa karşı durmak insanın onurudur.

Çatışma: Toplumsal bir yara olan, köylü – ağalık – eşkıyalık, sömüren – sömürülen, haklı – haksızlık çatışmaları

B. İnce Memed Olay Örgüsü

Dört ana bölümden (ciltten) oluşan bu romanda olayların genellikle Çukurova ve köylerinde geçer; zulme, haksızlığa, adaletsizliğe karşı bir başkaldırı vardır. Her bölümün başında farklı diken tasvirleri yapılmıştır. Bu dikenler, zulmeden, gözü dönmüş ağaları sembolize etmektedir. Olay örgüsü şöyle oluşmaktadır:

  • Birinci bölümde, kahramanın yaşadığı ortam ve başkaldırısına sebep olan ağaların ve beylerin zulmü anlatılmıştır. Gözü dönmüş ağalar “çalıdikeni”ne benzetilmiştir.
  • İkinci bölümde, ağaların ve beylerin bir kötülük ya da haksızlık yapmaları sonucu İnce Memed’in dağa çıkması, anlatılmış, zulmeden kişiler bu kez ‘karaçalı’ya benzetilmiştir.
  • Üçüncü bölümde, kahramanın kendisine kötülük yapanlardan öç alması ve ezilen köylülere adalet dağıtması anlatılmış, köylüye haksızlık yapan zalimler “keven dikeni” otuyla sembolize edilmiştir.
  • Dördüncü bölümde ise kahramanın sonu anlatılmış, halka zulmeden, adaletsiz kişiler “deve dikeni” ile simgelenmiştir. Her cildin sonunda halka zulmeden ağalar ölür, köylüler de tarlada çıkan bu dikenleri yakarlar.

C. Mekân (Yer), Zaman

Mekân: Romanın merkez mekânı Değirmenoluk köyüdür. Burada başlayan roman çevre köy ve kasabalara yayıldıktan sonra bütün Toros dağlarını kapsar. Bu nedenle mekân betimlemeleri çok fazla yapılmıştır. Hemen hemen her yer tasvir edilmiştir. Bu tasvirler kahramanların ruh hâline göre verilmiştir.

Mekânlar genel itibariyle kapalı / dar mekânlardır. Kapalı mekânlar, bireyin kıstırılmışlığını, kapatılmışlığını ve dünyadaki yer edinme çabalarını sembolize eder.

Romanda geçen hapishane, dağ, çadır, ocak, mağara… gibi mekânlar kişilerin ruh dünyasını anlatırken karakterlerin mekâna yansıyan suretlerini de vurgular.

Zaman: Zaman bir çocuğun eşkıya olma macerasıyla başlar, yirmi – yirmi beş yılı kapsar. Cumhuriyet Dönemi’nin ilk yıllarında geçen olaylar anlatılır. Şapka devriminden bahsedilmesi olayların bu dönemde geçtiğini gösterir. Olaylar kronolojik bir sırayla anlatılmıştır. Fakat zaman zaman geriye dönüşler (Memed’in geçmişte yaşadığı olaylar) ve ileriye sıçramalara (kahramanların hayalleri) yer verilmiştir.


D. Kişiler

İnce Memed: Romanın başkahramanıdır. Çocukluğu Abdi Ağa’nın zulmü, baskısı ve dayağı altında geçmiştir. Babasını küçük yaşta kaybetmiş, annesi Döne ile Değirmenoluk köyünde açlık ve sefalet içinde yaşamaktadır. Abdi Ağa’nın, sevdiği kızı yeğenine nişanlaması üzerine, Hatçe’yi kaçırır. Peşinden gelen Abdi Ağa’yı yaralar, yeğenini ise öldürür. Memed bu olaydan sonra dağlara çıkar, eşkıya olur.

Hatçe: İnce Memed’in çocukluktan beri birlikte büyüdüğü, çok sevdiği kızdır. Abdi Ağa, yeğeniyle zorla nişanlayınca Hatçe’nin Memed’le kaçmaktan başka çaresi kalmaz. Hatçe, Memed’le kaçar ancak kısa sürede yakalanırlar.

Iraz: Hatçe’nin hapishanede tanışıp arkadaş olduğu kadındır. Iraz, henüz yirmisindeyken kucağında bebeğiyle dul kalmıştır.

Döne: İnce Memed’in anasıdır. Kocası İbrahim’i yıllar önce kaybetmiştir. Oğlu Memed’le birlikte yoksullukla mücadele ederler. Sıkıntı çekmelerinin asıl kaynağı Abdi Ağa’dır.

Abdi Ağa: Dikenlidüzü’nde yerleşmiş beş köyün ağasıdır. Memed’in küçük bir çocukken köyden kaçmasına, sevdiği kızı elinden almaya yeltendiği için adam öldürüp dağa çıkmasına, eşkıya olmasına sebep olan kişidir. Romanın kötü kahramanıdır. Köylülerin çektiği sıkıntıların, açlığın, yedikleri dayağın, kısaca tüm kötülüklerin kaynağı durumundadır.

Ali Safa Bey: Ağalık sisteminin temsilcilerinden birisidir. Kurduğu ağalık sisteminin en güçlü dönemini yaşamaktadır. Abdi Ağa gibi topraklarını bin bir türlü hileyle almış, zalim, gaddar, çıkarına göre hareket eden, duygusuz biridir.

Süleyman Emmi: Kesme köylüdür. İnce Memed’in Abdi Ağa’nın zulmünden kaçtığında, sığındığı kişidir. Baba şefkati gösteren, yardıma muhtaçlara yardım eden, öğüt veren, yol gösteren bir insandır.

Hürü Ana: Direnişçi kadınları temsil etmektedir. Haksızlıklara karşı sessiz kalan köylünün sesi gibidir. Onlara haksızlıklara karşı susmamalarını söyleyen, haklarını aramaları için onları harekete geçirmeye çalışan bilinçli bir köylü kadındır.

Deli Durdu: İnsanların parasını pulunu alan, onları soyan, acımasız, ahlaksız, terbiyesiz, soysuz bir eşkıyadır. Memed, Abdi Ağa’nın yeğenini vurduktan sonra Deli Durdu’nun çetesine katılır.

E. İnce Memed Bakış Açısı ve Anlatım Teknikleri

Bakış Açısı: Olaylar, gözemci bakış açısı ve ilahî (tanrısal) bakış açısıyla anlatılmıştır. Anlatıcı bazen olayın içine girerek bilgi vermiş, bazen de konuyla ilgili yorum yapmıştır. Her şeyi önceden bilen, gören kişi olduğundan zaman zaman okuyucuyla diyaloğa girmiştir.

Anlatım Teknikleri: “İnce Memed” romanında anlatma ve gösterme tekniği kullanılmıştır. Kişilerin ruh hâlleri yansıtılırken iç monolog; okuyucuyla diyaloğa girmesiyle de iç diyalog ve geriye dönüş tekniklerine de başvurulmuştur.

F. Dil ve Üslup

  • Günlük konuşma diliyle, akıcı bir üslupla yazılmıştır.
  • Eserde değişik zamanlı eylemler kullanılmıştır. Bazen görülen geçmiş zaman, bazen geniş zaman, bazen de birleşik zamanlı eylemleri görmek mümkündür. Değişik zamanlı eylemlerin kullanılması geçmişe dönüşlerde kolaylık sağlamıştır.
  • Yazar Çukurova insanının dil özelliklerini, yöresel atasözleri, deyimleri, ikilemeleri sık sık kullanmıştır.
  • Öyküleyici, betimleyici ve açıklayıcı anlatım biçimlerine başvurulmuştur.
  • Masalsı bir anlatım tercih edilmiş, düşle gerçek bir arada verilmiştir. Diyaloglara sıkça yer verilmiştir.
  • Sembollerin kullanılması eserin alegorik bir dille yazıldığını göstermektedir.
  • Çevre egzotik ve başarılı bir biçimde tasvir edilmiştir.

G. Romanda Etkili Olan Edebî Akım

Eserde realizm akımı hâkimdir. Çevrenin insan ve toplum üzerindeki etkisiyle yörenin töreleri, gelenekleri, görenekleri ve folkloru tüm gerçekliğiyle esere yansıtılmıştır. O dönemde yaşayan halk ozanlarından derlenen türkü ve ağıtlara sıkça yer verilmesi de gerçekçiliği pekiştiren ögelerden biri olmuştur.



İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.