İç Konuşma Tekniği Nedir? Özellikleri, Örnekleri

İç konuşma tekniği, romanı anlatıcı-yazarın işlevinin neredeyse yok olduğu sahneleme/gösterme yöntemiyle aktarmayı kolaylaştıran tekniklerden biridir. Özellikle yirminci yüzyılda ortaya konan romanlarda roman kişilerinin bolca kendi kendileriyle konuştuklarını, iç konuşmalar sergilediklerini görüyoruz.  Bu, biraz da çağın getirdiği bir özelliktir. Yirminci yüzyıl insanı sosyal anlamda bir uyum sorunu yaşar. Sosyal ilişkileri zayıflar, sıcak iletişim biçimleri hemen hemen ortadan kalkar ve bireysel bir yalnızlık, yalıtılmışlık, tecrid edilmişlik durumu içindedir. Dolayısıyla başka insanlarla sıcak iletişimleri kopan bu çağdaş insan, sürekli kendi kendine konuşmaya, sorunlarını kendi kendisiyle tartışmaya başlamıştır. Bu çağa ‘monolog çağı’ denilmesinin de bir anlamı var. Roman kişisi, aklından geçen her şeyi kendi kendisiyle konuşur.

Bkz: Romanlarda Kullanılan Anlatım Teknikleri

İç Konuşma Tekniğinin Özellikleri Nelerdir?

  • İç konuşma tekniği, kişilerin ruhsal durumlarını, suç, yanlışlık ve günahlarını itiraflarını, beklentilerini, hayal kırıklıklarını, özlemlerini, tasavvur ve tahayyüllerini sergilemede oldukça yararlı bir yöntemdir.
  • İnsan, gündelik hayatta da her şeyi dışa vuramayabilir, başkalarına söyleyemediği bazı şeyleri kendi kendine söyler ve iç itiraflarda bulunur. İç konuşmada kişi, iç dünyasını aracısız olarak doğrudan doğruya sergiler.
  • İç konuşma, bilinç akışından farklıdır. İç konuşmada kişi, sanki karşısında bir muhatabı varmış gibi belli bir düzene ve sisteme bağlı kalarak konuşur. Cümlelerini akla, dil bilgisine, görgüye, toplumsal kurallara uygun biçimde düzenler. Yalın ve doğal bir konuşma dili vardır. Roman kişilerinin iç konuşmaları, kimi zaman kendi kendine, bazen de bir başkasına konuşuyormuş gibi olur. Yani orada bedenen olmayan ve hayaline çağırdığı bir kişiye konuşur. Yalnızlıktan bunalan bir adamın ölen karısına konuşması gibi.
  • İç konuşma tekniğinde, anlatıcı yazarı bulamayız. Roman kişisinin aklından, kalbinden geçenleri sinema izler gibi seyrederiz.
  • İç konuşmanın bir türü de kişinin farklı benliklerinin karşılıklı konuşmasıdır. Burada insanın 1. beni ile 2. beninin tartışması ya da karşılıklı konuşması söz konusudur. Kişinin 1. beni sağ duyusu, öz kişiliği; 2. beni de yanılabilen, başka yönlere kayabilen, şartlara, ortama göre sonradan edinilebilen kişiliğidir.



İç Konuşma Örnekleri

Örnek – 1

“Nedir, nedir Yarabbi bu kördüğümü, onun eline teslim ettirmeyen sır nedir? Hastalığımın en vahim dakikalarında bile yalnız bunu düşündüm; iyileştim, gene düşündüm ve hâlâ da boş yere düşünmekteyim. O benim her zamanki dost, insan, faziletli kadınım değil mi? Bir kahpenin marifetini niçin ondan sakladım? Söylemek için çabaladığım, yanıp tutuştuğum halde dudaklarımı kim tuttu, kim bağladı?..”

Samiha Ayverdi – İnsan ve Şeytan

Örnek – 2

“Ve şimdi onun sufle ettiklerini kendi kendine söylüyor: “Görüyorsun, bu kız senin onu çıkarmak istediğin kademeden çok aşağılara düşüyor. Anlamıyor, görüyorsun. İnat ediyor. Bu katılıkta sana en büyük ihtar var. Realite haykırıyor. Sen de bunu anlamıyorsun. Meral senin Meral’in değil. Onun sahicisi senin hayalinin yanında sahte görünüyor sana. Yalancı senin hayalindir. En büyük yalanı sen kendi kendine söylüyorsun. Kendi hayaline kendini kandırmaya çalışıyorsun. Böyle bir Meral yok. Asıl Meral’in küçük realitesi seni bir saniye düşündürmeye bile değmez. Sen onu bırak da benimle hesaplaş. Kendi ölçünü bu kadar nasıl şaşırabiliyorsun? Bana tanıdıkların ve tanıyabileceklerinin arasında en liyakatlisinin Meral olduğunu söyleyebilir misin?

Samim ayakta hareketsiz dururken başını sağa eğdi ve omuzlarını kaldırıp indirerek içinden kendine cevap verdi:

– Şimdi hayır. Şimdi haklısın.
– Uzun zamandan beri nasıl aldanabildin? Böyle bir hadise olmasaydı bile, senin toz zerresi halindeki işaretleri bile manalandıran anlayışın, gerçek Meral’i kat kat aşan bir hayale çevrilmekten niçin alıkoyamadı?”

Peyami Safa – Yalnızız



İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.