Hüseyin Suat Yalçın Kimdir? Hayatı, Edebi Kişiliği, Eserleri

Hayatı

Hüseyin Suat Yalçın, 1867 yılında İstanbul’da doğmuştur. Servet-i Fünun edebiyatının önde gelen isimlerinden Hüseyin Cahit Yalçın’ın ağabeyidir. 1886 yılında tıbbiyeyi bitirdikten sonra öğrenimine Paris’te devam etmiş, yurda döndükten sonra çeşitli devlet memurluklarında bulunmuştur. Milli Kurtuluş Hareketi’nde yer almış, Cumhuriyet’in ilanından sonra Deniz Yolları hekimliğine getirilmiştir. Darülbedayi’nin kuruluşuna önemli katkı sağlamıştır. 21 Mart 1942 tarihinde İstanbul’da hayatını kaybetmiştir.

Bkz: Servet-i Fünun Edebiyatı

Edebi Kişiliği

  • Nükteli, esprili bir dili vardır. Lirizmin egemen olduğu şiirlerinde özellikle “aşk” ve “kadın” konularını işlemiştir.
  • Hüseyin Suat Yalçın, Servet-i Fünûn şiirinin genel duyarlılık ve hayal atmosferi içinde, bazen içine kapanık hâlinin ve hafif bir lirizmin yansımalarını taşıyan şiirlerini, sonraları “Lâne-i Melal” (1910) adı altında toplamıştır.
  • Cenap Şahabettin’den etkilenmiştir. Bu etki, LeyI-i Şitâ manzumesinde olduğu gibi, bazen çok açık şekilde kendini gösterir.
  • Suat, Gâve-i Zâlim mahlasıyla mizah yazıları yazmıştır. Manzum ve mensur olarak genellikle Kalem dergisinde çıkmış olan mizahî yazılarında, bayağılaşmaktan hep uzak kalma, nükteye ve zarafete dayanan temiz bir çığır açma başarısını göstermiştir. Bu tarz şiirlerinde, Divan edebiyatı nazım şekillerini ve bu şekillere uygun bir anlatım tarzını kullanmıştır.
  • Şekil ve dil bakımından olduğu gibi; konularını çok geniş tutması, toplumsal olaylara yoğunlaşması bakımlarından da diğer arkadaşlarından ayrılır.
  • Suat’ın 1908’den sonra ilgilendiği diğer bir alan da tiyatrodur. Dram ve komedi, mensur ve manzum olan bu piyesler, zamanlarına göre oldukça kuvvetli bir tekniğe sahiptir. Bunları o zamanki adı Darülbedâyi olan “Şehir Tiyatrosu’nda” oynatmıştır.
  • Birinci Dünya Savaşı’nın sonlarında şairler arasında büyük bir ilgi gören bu tarz piyes modasından kendisini kurtaramayarak kaleme aldığı manzum piyeslerinde, hecenin ve sade Türkçenin kullanılışında, genç nesil kadar başarı göstermiştir.
  • Duru ve doğal bir dille eserler vermiştir.

Eserleri

Şiir

Lâne-i Melâl
Gâve Destanı
Dehhak-i Zalim
Gâve-i Zalim

Tiyatro

Şehbâl yahut Istibdâd’ın Son Perdesi
Devâ-yi Aşk
Kirli Çamaşırlar
Çürük Temel
Kayseri Gülleri
Yamalar
Harman Sonu
Ahrette Bir Gün
Hülle
Şehbal
Kundak Takımları



İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.