Hüseyin Atlansoy Kimdir? Hayatı, Edebi Kişiliği, Eserleri

Hayatı

Hüseyin Atlansoy, 1962 yılında Eskişehir’in Mihalıççık ilçesinde dünyaya gelmiştir. İlk ve ortaöğrenimini Eskişehir’de tamamladıktan sonra bir süre Boğaziçi Üniversitesi Temel Bilimler Fakültesi’nde öğrenim görmüş, daha sonra İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Sosyoloji Bölümü’nü bitirmiştir. Halen öğretmenlik yapmakta olan sanatçı, 1980 sonrası kuşağın önemli şairleri arasındadır.

Edebi Kişiliği

  • Hüseyin Atlansoy, 1980 kuşağının en önemli şairlerinden olup kendine has, naif ve ironik şiir diliyle tanınmıştır.
  • Diriliş, Yönelişler, Yedi İklim, Dergâh, Hece, Kaşgar gibi dergilerde şiirlerini yayımlamıştır.
  • Şiirlerinde aşk, ölüm, medeniyet ve şehir temalarını ele almıştır.
  • Modern hayat karşısında doyumsuz bir topluma doğru yol alan insanımızın durumunu mizahi bir üslupla seslendirmiştir.
  • Coğrafyaları, şehirleri, geçip giden medeniyetleri ve zamanın ruhunu anlatan şiirler yazmıştır.
  • Şehirleşme, modernizm ve küreselleşmenin yok ettiği değerleri savunmuş, bunların insan hayatına olumsuz etkilerini dile getirmiştir.
  • Mistik ve metafizik şiir anlayışına uygun eserler vermiştir.
  • “Şiir yazmasaydım bir hayatım olmazdı sanıyorum.” diyecek kadar şiiri önemsemiştir.
  • “Şehir Konuşmaları” kitabıyla 1990 Yazarlar Birliği Şiir Ödülü’nü almıştır.
  • “Karşılama Töreni” kitabıyla 2014 Necip Fazıl Şiir Ödülü’nü almıştır.



Hüseyin Atlansoy’un Eserleri

Şiir
Şehir Konuşmaları
Karşılama Töreni
Su Burcu
İntihar İlacı
Balkon Çıkmazında Efendilik Tarihi
İlk Sözler
Kaçak Yolcu

Balkon Çıkmazında Efendilik Tarihi

I

bir örnek giysili efendileri beklemekten yorgun
fincan gibi turtularının gülümsemesi yani afrikalı

artık kimseler gelmiyor; cezayir yabancı dil kursu
parmaklarını taklatınca kuşları havalanmıyor bella’nın

gece uçuşuna çıkamıyor azizler gece kuşları suskun
sigarasını tüttürüyor mısırlı üstüne ortadoğu’nun

efendi efendi hani kul köle korkutan seni
ki bir balkon çıkmazında güneşi seyrediyor

özgür atılımlarıyla sersefil gece ve zenne
hintyağı akışında boyuneğişini ölümlerin

kızların sevgiliye ortak dudaklarında duman
enişteler toplamı temerküz kampı gözlerinde

bir kraliçe özür dilemeye dili dönmüyor
bütün tarih kulağında küpe

bir hatırlatma tek kulağı küpeli şirpençe
kölemenlerin üstüne arasıra birkaç beyit

II

/anlamıyoruz sizi; sizin futbol sahası danslarınız
karşılamaya yetmiyor bir genç kızı

ve o genç kızın kulakmemelerinden
akan saf süt tazeliğinde pıhtılaşmış küpelerini

ana karnında cennetini yaşamış bir delinin
göğsüne bir zafer madalyası gibi iliştirilmesine yetmiyor/

yollar bomboş sürekli uykular mutluluğu
efendi utancından pembeleşmiş kekre gülüşlerde

aslı bilinmeyen fransızca şarkıları dinlemekten yorgun
kekeme gülümsemelerin mahmur yüzü ortadoğu

kesik öksürüklerini saçlarımıza düzensiz
zincirleme darbeleriyle savuruyor

atların terkisine uzanan eyerlerin saltanatında
efendi balkon çıkmazında canalıcı tavrıyla
arapkırması gözlerini kırpıyor ilgilerinin

III

yağmursuz çöllerin oruca niyetli kum taneleri
efendinin kulağına kaçıyor
sonu gelmiş haberi olmayan uykularda
bu sevgiyi orucuna bozmaya mahkûm bir derviş gibi

bitiriyorum
işte boynumuz vurun efendiler, yaşıyoruz
ölü toprağı dökülüyor üstümüzden
bir kumarbaz şansı ile çay içmeye geliyoruz.



İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.