Hikâye (Öykü) Nedir? Hikâyenin Özellikleri, Hikâye Çeşitleri

Yaşanmış ya da yaşanabilecek olayların mekân ve zaman unsurlarına bağlı olarak anlatıldığı, insan yaşamından kesintiler sunan kısakurmaca yazı türüne hikâye (öykü) adı verilir. Hikâye, olay çevresinde gelişir ve anlatmaya bağlı bir metin türüdür.

Hikâye Türünün Genel Özellikleri

  • Hikâye, insan hayatının bir kısmını, yer ve zaman kavramına bağlayarak anlatır.
  • Hikâyede olay veya durum, şahıslara bağlanır; mekân ve zamanı belirtilir, bunlar sürükleyici ve etkileyici anlatım ile işlenir.
  • Hikâyede okuru düşündürmekten çok duygulandırmak ve heyecanlandırmak ön plandadır.
  • Hikâye kısa bir edebî tür olduğu için geniş tasvirler ve tahliller hikâyede yer almaz.
  • Hikâyeler Avrupa edebiyatında romanla hemen hemen aynı zaman diliminde ortaya çıkmıştır. Özellikle realizm akımının etkili olduğu dönemde bağımsız bir tür olarak kendini göstermiştir.
  • Genellikle tek bir olay etrafında gelişir, geniş bir kişi kadrosu yoktur.
  • Kişiler çoğu zaman hayatlarının belli bir ânı içinde anlatılır.
  • Hikâyenin dili açık, akıcı ve günlük konuşma dilinden farklı olarak deyim atasözü ve tamlamalarla zenginleştirilmiş bir dildir.
  • Hikâyeler üç farklı bakış açısıyla kaleme alınır (Bkz: Hikayelerde Kullanılan Bakış Açıları)
  • Diğer düzyazı türlerinde olduğu gibi hikâye de bir plan çerçevesinde yazılır. Hikâye de plan; serim (giriş), düğüm (gelişme) ve çözüm (sonuç) bölümlerinden oluşur. Bazı hikâyelerde sonuç okuyucuya bırakılmış, sezdirilmiştir.



Hikâyenin Unsurları

Anlatmaya bağlı bir tür olan hikâyenin yapısını; olay örgüsü, kişiler, zaman ve mekân oluşturur.

a) Olay Örgüsü: Olay, kişilerin başından geçen, geçebilecek, gündelik hayatta yaşanabilecek gerçek durumlardır. Olay örgüsü ise kurgusal olayların edebî metinde sıralanışı ile oluşan bir düzenlemedir. Bu bakımdan olay örgüsünde bir olayın karşılığını gerçek hayatta bulmak zorunluluğu yoktur, yazar kafasında kurgu yaparak da hikâyesini oluşturabilir.

b) Kişiler: Hikâyede yer alan olay, genellikle kişilerin çevresinde gelişir. Kişiler, olay örgüsünde üstlendikleri işlevlere göre önemli hâle gelirler. Bu kişiler, olay örgüsü içindeki tutum ve davranışları ile bireysel veya toplumsal bazı değerleri temsil ettiğinden “tip” veya “karakter” olarak ele alınır.

c) Zaman: Hikâyede olayların yaşandığı saat, gün, yıl hikâyenin zaman çerçevesini oluşturur. Hikâyelerdeki olaylar genellikle kısa zaman dilimlerinde oluşur ve tamamlanır.

d) Mekân: Hikâyede olayın oluştuğu, geliştiği çevre veya yere “mekân” adı verilir. Edebî metinlerde mekân, genellikle kişilerin psikolojik özelliklerini ortaya çıkarmanın bir aracı olarak kullanılır.

Hikâye Türleri

Olay Hikâyesi (Maupassant Tarzı Hikâye)

  • Klasik hikâye olarak da bilinen olay hikayeleri bir ana olay etrafında anlatılır.
  • Bu tarz hikayelerde serim-düğüm ve çözüm bölümleri belirgin biçimde birbirinden ayrılır.
  • Olay hikayelerinde çatışma önemli yer tutar.
  • Merak unsuru ön plandadır.
  • Dünya edebiyatında bu öykü türünün en büyük temsilcisi Fransız yazar Guy de Maupassant olduğu için olay öyküsü Maupassant ismiyle anılır olmuştur. Edebiyatımızdaki en önemli olay hikayesi temsilcisi ise Ömer Seyfettin kabul edilir. Refik Halit Karay, Sabahattin Ali, Orhan Kemal, Tarık Buğra gibi isimler de önemli olay hikayesi yazarlarımızdandır.

Durum Hikâyesi (Çehov Tarzı Hikâye)

  • Bir ana olay etrafında gelişmeyen, okuyucuya yaşamdan bir kesit sunmayı amaçlayan hikâye türüdür.
  • Durum hikayesinde önemli olan, belli bir insanlık durumunu belirli bir ortam içinde anlatmaktır.
  • Merak unsuru önemli değildir.
  • Dünya edebiyatında durum hikayeciliğinin kurucusu Rus yazar Anton Çehov’dur. Bu nedenle durum hikayesine Çehov tarzı hikâye de denir.
  • Anton Çehov’a göre durum hikayesi, “hayat denilen film şeridinden bir kesiti makaslamaktır.”
  • Edebiyatımızda durum öykücülüğünün en büyük temsilcisi olarak Sait Faik Abasıyanık gösterilir. Memduh Şevket Esendal, Nezihe Meriç diğer durum öyküsü ustalarımız arasındadır.

Türk Edebiyatında Hikâye

Batılı anlamda hikâye, edebiyatımıza Tanzimat döneminde girmiştir. Tanzimat öncesi halk hikâyeler, destanlar, masallar ve efsaneler hikâyenin yerini tutan türlerdi. Emin Nihat’ın “Müsameretname” isimli eseri masal özellikleri taşımasına rağmen hikâyeye geçişin habercisidir. Ahmet Mithat Efendi’nin Letaif-i Rivayat adlı eserindeki kimi bölümler edebiyatımızın ilk hikâye örnekleri kabul edilir. Batılı anlamda ilk başarılı hikâyeleri veren sanatçı ise Samipaşazade Sezai olmuştur. “Küçük Şeyler” isimli eseriyle Samipaşazade Sezai, edebiyatımızın ilk müstakil hikâye kitabını yayımlamıştır.

Tanzimat döneminde başlayan Türk hikâyeciliği asıl gelişimini Servet-i Fünun döneminden itibaren yaşamıştır. Cumhuriyet dönemine geldiğimizde ise modern Türk hikâyeciliği zirveye ulaşmıştır.

Edebiyatımızda hikâyeciliği meslek haline getiren ve ilk gerçek hikâyeci olarak nitelendirebileceğimiz yazarımız Ömer Seyfettin’dir. Ömer Seyfettin’in dışında, Sait Faik Abasıyanık, Memduh Şevket Esendal, Orhan Kemal, Sabahattin Ali, Haldun Taner, Halikarnas Balıkçısı, Mustafa Kutlu, öykü denince ilk akla gelen Türk yazarlar arasında gösterilebilir.



İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.