Halit Ziya Uşaklıgil Kimdir? Hayatı Edebi Kişiliği Eserleri

Hayatı

1866 yılında İstanbul’da dünyaya gelen Halit Ziya, aslen Uşak’ın Helvacızâdeler adıyla bilinen, daha sonra İzmir’e yerleşerek Uşakizâdeler adıyla anılan eski bir ailesine mensuptur. Halil Efendi ile Behiye Hanım’ın oğludur. Mahalle mektebindeki ilk eğitiminin ardından Fatih Askeri Rüştiyesi’ne devam etti. Halit Ziya, Fatih Askeri Rüştiyesi’ni bitirdikten sonra babasının isleri bozulup İzmir’e geri dönmesiyle öğrenimine İzmir’de devam etmiştir. Özel dersler alarak Fransızca öğrenmiş ve Avusturyalı Katolik rahiplerin yönettiği bir okula verilmiştir. İlk yazı denemelerini bu okulda okurken yapan Halit Ziya, bir yandan da babasının ticarethanesinde çalışmaya başlar. Bir süre sonra İzmir Rüştiyesi’ne Fransızca öğretmeni olmuş, sonra bunu Osmanlı Bankası’nda memurluk, İzmir Lisesi’nde edebiyat öğretmenliği ve İstanbul’da Tütün Rejisindeki başkâtiplik görevleri izlemiştir. 1908’de Reji komiserliğine atanır. Darülfünunda Batı edebiyatı dersleri okutmaya başlar. 1909’da İttihat ve Terakki’nin tavsiyesiyle V. Mehmet Reşat’ın mabeyin başkâtibi olur. 1911’de Ayan azası seçilir. 1937’de Tiran elçiliğinde görevli oğlu Halil Vedat’ın 33 yaşında intihar etmesi üzerine büyük bir yasa giren Halit Ziya, Yeşilköy’e yerleşip gazetelere yazı yazarak, anılarını yayımlayarak ve eserlerinin dilini yeni baskıları için sadeleştirerek hayatını sürdürür. 27 Mart 1945’te hayatını kaybeden yazar Bakırköy Mezarlığı’na defnedilmiştir.

Edebi Kişiliği

  • Servet-i Fünun döneminin roman ve öykü türündeki en büyük yazarıdır.
  • Servet-i Fünun Edebiyatının en kültürlü yazarlarındandır. Almanca, Fransızca, İngilizce, İtalyanca, Farsça ve Arapça bilir.
  • Modern Türk romancılığının babası sayılır. Edebiyatımızda roman sanatı ilk defa onun romanlarıyla yetkinlik doruğuna erişmiştir.
  • G. Flaubert, H.de Balzac, A. Daudet, Goncourt Kardeşler gibi Fransız realist ve natüralist yazarlardan etkilenmiştir. Realizmin tüm ilkelerini başarıyla uygulamıştır.
  • Sanatlı ve ağır bir dil kullanan sanatçı Arapça, Farsça sözcük ve tamlamalara sıkça yer vermiştir.
  • Romanları teknik açıdan güçlüdür, kusursuzdur.
  • Romanlarında ruh çözümlemelerine önem veren sanatçı, kahramanların iç ve dış dünyalarını anlatırken olabildiğince nesnel davranmıştır.
  • Roman ve öykülerinde kişiliğini gizlemiş, gözlemci gerçekçiliği başarılı bir şekilde uygulamıştır.
  • Romanlarında sadece İstanbul’u anlatmış; öykülerinde ise Anadolu ve köy yaşamına, kasabalardaki yaşayışa yer vererek İstanbul dışına çıkmıştır. Öykülerinde dili romanlarına göre daha sadedir.
  • Recaizade Mahmut Ekrem’in de bazı örneklerini verdiği mensur şiir tarzının öncülüğünü yapmıştır.
  • Servet-i Fünun dergisinde tefrika edilen “Mai ve Siyah”, “Aşk-ı Memnu” ve “Kırık Hayatlar”, en başarılı romanları olarak gösterilir.
  • 1897 yılında yayımlanan ve kendisine şöhret kapılarını açan “Mai ve Siyah”, ustalık döneminin ilk eseridir. Bu eser, aynı zamanda Edebiyat-ı Cedide hareketinin ve eski ile yeni arasındaki zihniyet mücadelesinin romanıdır. Roman ana çizgileriyle realist olmakla birlikte roman kahramanı romantiktir. Roman kahramanı Ahmet Cemil, sanat ve aşk hayalleriyle, hayatın acı gerçekleri karşısında yaşadığı büyük hayal kırıklığıyla Servet-i Fünun neslinin sembolü gibidir.
  • En başarılı romanı olan “Aşk-ı Memnu” Türk romanının da en büyük örnekleri arasında yer alır. Eserde Boğaziçi’nde alafranga bir hayat yaşayan aileler ile bu ailelerin bireyleri arasındaki aşk ve kıskançlık duygularına dayanan çatışmalar anlatılır.
  • Servet-i Fünun dönemi romanlarının üçüncüsü olan “Kırık Hayatlar”da konak ve yalı hayatından toplumsal hayata açılarak orta halli ve yoksul ailelerin dramını ya da kırık hayatlarını nispeten sade bir anlatımla objektif olarak gözler önüne serer.
  • Küçük hikâyelerinde aile ilişkileri, yoksul insanlar, hayvan sevgisi, aşk ve töre gibi konuları ele almıştır.
  • Edebiyatımızın en güzel anı örneklerinden biri olan “Kırk Yıl” sadece kendisinin yetişme tarzı ve edebiyat hayatının değil, Abdülhamit devri sanat ve edebiyat hayatının da bir hikâyesi sayılabilir.
  • “Kırk Yıl”ın devamı olan; ancak siyasi nitelikteki anılarını anlattığı “Saray ve Ötesi” mabeyin kâtipliğine tayininden (1909) Almanya gezisinden dönüşüne (1916) kadar olan süreyi kapsar.

Eserleri

Roman
Mai ve Siyah
Aşk-ı Memnu
Kırık Hayatlar
Sefile
Nemide
Ferdi ve Şürekâsı
Bir Ölünün Defteri
Nesl-i Ahir

Öykü
Bir Yazın Tarihi,
Solgun Demet
Aşka Dair,
Hepsinden Acı
Bir Kadın Pençesi
Şi’ri Hayal
İzmir Hikâyeleri
Bir Muhtıranın Son Yaprakları
Onu Beklerken

Mensur Şiir
Mensur Şiirler
Mezardan Sesler

Anı:
Saray ve Ötesi
Kırk Yıl
Bir Acı Hikâye

Tiyatro
Kâbus
Fare
Füruzan

Deneme
Sanata Dair



İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.