Forsa | Olay Örgüsü, Kişiler, Zaman, Mekan

Ömer Seyfettin II. Meşrutiyet’in ilanıyla ortaya çıkan Millî edebiyat akımıyla birlikte hızlı bir gelişme gösteren “dilde ve edebiyatta millî benliğe dönüş” fikriyle eser yazmaya başlamıştır. Yazar, Maupassant öykücülüğüyle “millî duyguları, toplumsal sorunları” eserlerine konu yapmıştır. Bu hikâyesini de “millî duyarlılık” çerçevesinde oluşturmuştur. Yıllarca korsanların elinde tutsak hayatı yaşayan Kara Memiş’in Türklük bilinci ile hayata tutunması anlatılmaktadır.

A. Olay Örgüsü

Hikâyede, otuz yaşında dinç, levent, güçlü bir kahramanken Malta korsanlarının eline düşen Kara Memiş’ in tutsaklığı ve kurtuluşu için bekleyişi anlatılmaktadır. Hikâyede, yazar tek bir olayı ele almıştır. Bütün hikâye Kara Memiş’in etrafında şekillenir. Olay, kronolik bir sıraya göre verilmiştir.

Serim: Kaptan Kara Memiş’in ve kaldığı yerin betimlenmesi ve kurtuluşuyla ilgili gördüğü rüyalar

Düğüm: Uzun yıllar esir hayatı süren ihtiyar kaptanın umutlarının gerçekleşip gerçekleşmeyeceğini düşünürken kıyıda bir Türk gemisini görmesi ve koşa koşa oraya gidip askerlerle konuşması

Çözüm: Kara Memiş’in hem özgürlüğüne hem de oğluna kavuşması

B. Kişi, Mekan, Zaman

Kişiler:
Kara Memiş (asıl kişi, 60-70 yaşlarında), Malta Korsanları,
Kara Memiş’in oğlu Turgut ve askerler

Mekan:
Akdeniz kıyıları, Malta’dır.

Zaman:
Hikâyede zaman Kara Memiş’in hayatındaki kırk yılı aşkın bir zaman diliminde yaşadıkları ele alınmıştır. Geniş zaman dilimi ise olayın yaşandığı “Osmanlı Dönemi”dir.

C. Tema

Hikâyede, şartlar ne olursa olsun umudun ve inancın hiçbir zaman yitirilmemesi, kurtuluşu sabırla beklemenin gerektiği ifade edilmeye çalışılmıştır. Umudu canlı tutan, inançtır.

D. Dil ve Anlatım

Yazar, hikâyede ilahi bakış açısını kullanmıştır. Anlatıcı, hikâyede anlatılanları her yönüyle bilen bir varlıktır. Eserde dil sanatsal (şiirsel) işlevde kullanılmıştır. Açık, anlaşılır, sade bir dil kullanılmıştır.

E. Yorum

Eser Maupassant tarzı hikâye geleneğiyle yazılmıştır. Serim, Kara Memiş’ in tutsak edilişi, düğüm tutsaklıkta geçen kırk yılı aşkın zamanı, çözüm ise Türk gemileri tarafından kurtarılışıdır. Ömer Seyfettin, olay hikâyesinin önemli isimlerindendir.

Yazar millî duyarlılığı, vatan sevgisini metin aracılığıyla vermiştir. Dolayısıyla bunu bilimsel metinlerde olduğu gibi öğretmek amacıyla değil, hissettirmek ve çağrıştırmakla sağlamıştır. Okuyucu; metni o anda içinde bulunduğu ruh hâli, dünya görüşü, bilgi ve kültür seviyesine göre anlamlandırır.

F. Metin ve Yazar

Ömer Seyfettin Balkan Savaşı’nın başlamasıyla orduya çağrılır. Yanya Kuşatması’nda esir düşer. Nafliyon’da bir yıllık esareti sırasında sürekli okumuştur.

Esareti süresince gerek okuyarak gerekse yaşayarak yazarlık hayatında önemli tecrübeler kazanır. Esareti, sabrı ve kurtuluşu bizzat yaşayarak öğrenmiş, bunu da okuyucuya eserinde hissettirmeye çalışmıştır.

Ömer Seyfettin hikâye ile ilgili şöyle söyler: “Ben, her şeyden, en ehemmiyetsiz bir fıkradan, bir cümleden bir hikâye, koca bir roman çıkarabilirim. Sanat, o hikâye, koca bir romanı çıkardığım en ehemmiyetsiz şey değil, benim o şey etrafında canlandırdığım hayattır.”



İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.