Fecriâti Edebiyatı, Özellikleri, Sanatçıları

Fecriâti Edebiyatı, batı etkisinde gelişen Türk edebiyatının üçüncü dönemidir. Tanzimat ile başlayan edebiyatımızda yenileşme hareketi Servetifünûn ile devam etmiştir. 1901 yılında Servetifünûn topluluğunun dağılmasının ardından Türk edebiyatında bir boşluk oluşmuştur. Bu boşluğu doldurmak isteyen genç sanatçılar, bir araya gelerek Fecriâti’yi kurmuşlardır. Bu yazımızda Fecriâti nedir? Fecriâti nasıl oluştu ve nasıl dağıldı? Fecriâti’nin temsilcileri kimlerdir? sorularına yanıt vereceğiz.

Fecriâti Edebiyatı’nın Oluşumu

Fecriâti’ye değinmeden önce bu topluluğun oluşumunda etkisi olan önemli bir tarihi olaydan bahsedelim. 1908 yılında ilan edilen İkinci Meşrutiyet ile birlikte Osmanlı toplumunda birçok gelişme yaşandı. Bu gelişmelerden biri de toplantı özgürlüğü oldu. Bu özgürlükten yararlanan genç şair ve yazarlar, Hilal Basımevi’nde edebî toplantılar yapmaya başladı. Batı dünyasında yaygın olan edebî toplulukları ülkemizde de kurmak istiyorlardı. Bu sanatçılar, 11 Şubat 1909 tarihinde, Servet-i Fünûn dergisinde yayımladıkları beyanname ile kuruluşlarını açıkladılar. Kendilerine isim olarak da Fecriâti’yi seçtiler. Peki Fecriâti ne demek? Servetifünûnculara içten içe saygı duymalarına rağmen, onlardan daha farklı şeyler yapmak istiyorlardı. Gelecekte daha aydınlık günler yaratacaklarını düşünüyorlardı. Bu nedenle uzun tartışmalarında ardından kendileri Fecriâti adını uygun görüler. Fecriâti, “geleceğin şafağı” ya da “geleceğin aydınlığı” anlamına gelmektedir.

Fecriâti’nin Önemi Nedir?

Aslında Fecriâticiler, topluluk olarak amaçlarına ulaşamadılar. Yapılan toplantılarda ileri sürülen fikirleri, beyannamede ilan ettikleri amaçları uygulayamadan dağıldılar. Ancak Fecriâti’yi edebiyat tarihimizde önemli bir yere koymamızın iki temel nedeni vardır.

  • Edebiyatımızda beyanname ile ortaya çıkan ilk topluluk olmaları
  • Başta Ahmet Haşim olmak üzere topluluk içinde bulunan sanatçıların, ileride Türk edebiyatında söz sahibi olmaları

Bu özellikler nedeniyle Fecriâticiler, her ne kadar istediklerini yapamasalar da edebiyat tarihimizde isimlerini duyurmuşlardır. Gelin şimdi de Fecriâti’nin genel özelliklerine göz atalım.

Fecriâti Edebiyatı’nın Genel Özellikleri

Yukarıda da belirttiğimiz gibi Fecriâticiler, amaçlarını bir beyanname ile ilan etmişlerdi. Bu beyannameden yola çıkarak Fecriâti’nin genel özelliklerini kısaca şu şekilde sıralayabiliriz:

  • Servetifünûn topluluğunun dağılmasının ardından edebiyatımızda oluşan boşluğu doldurmuşlardır. Bu bakımdan Servetifünûn ile Millî Edebiyat arasında bir köprü işlevi görmüşlerdir.
  • Servetifünûn topluluğuna karşı ortaya çıkmışlar, onları Batı edebiyatını yeterince takip etmemekle itham etmişlerdir. Ancak Servetifünûn’un bir kopyası olmaktan öteye geçememişlerdir.
  • Edebiyatımızda beyanname ile ortaya çıkan ilk edebî topluluktur.
  • Edebiyat hakkındaki görüşlerini “Sanat şahsi ve muhteremdir” sloganı ile açıklamışlardır. Bu görüş doğrultusunda bireysel konuları tercih etmişler, toplumsal sorunlardan uzak durmuşlardır.
  • Özellikle tabiat tasvirleri ve aşk temasını işlemişlerdir.
  • Ağır, sanatlı bir dil kulanmışlar, Arapça ve Farsça sözcüklere sıkça yer vermişlerdir.
  • Düzyazıda başarılı olamamışlar, şiire ağırlık vermişlerdir.
  • Şiirlerinde aruz ölçüsü kullanmışlar, serbest müstezatı daha da geliştirmişlerdir.
  • Sembolizm ve parnasizm akımlarından etkilenmişler, özellikle Fransız sanatçıları örnek almışlardır.

Fecriâti’nin Temsilcileri Kimlerdir?

Fecriâti beyannamesine 20 sanatçı imza atmıştır. Bu sanatçılardan önemli olanlar şunlardır:

Ahmet Haşim
Ahmet Samim
Refik Halit Karay
Şahabettin Süleyman
Fuat Köprülü
Yakup Kadri Karaosmanoğlu
Müfit Ratip
Tahsin Nahit
Faik Ali Ozansoy
Ali Canip Yöntem
Hamdullah Suphi Tanrıöver
Emin Bülent Serdaroğlu
Celal Sahir Erozan

Fecriâti Topluluğunun Dağılması

Büyük hedeflerle yola çıkan Fecriâti’nin en büyük şanssızlığı kuruldukları dönemde yükselen milliyetçilik hareketi oldu. Kısa süre içinde her alanda etkili olan milliyetçilik, 1911’de yayımlanan Yeni Lisan makalesi üzerine edebiyata da sirayet etti. Millî Edebiyat anlayışının yaygınlaşmasının ardından Fecriâti, popülerliğini yitirdi. Yakup Kadri Karaosmanoğlu, Fuat Köprülü, Refik Halit Karay, Hamdullah Suphi, Ali Canip Yöntem gibi önemli isimler Millî Edebiyat anlayışı ile yazmaya başladılar. Bu nedenle topluluk kısa süre içinde dağıldı. Fecriâti çizgisinde kalıp da başarılı olan tek isim ise Ahmet Haşim oldu.

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.