Edebiyat Psikoloji İlişkisi

  • Her edebi metin, kurgulanmış da olsa hayattan önemli oranda sahneler yansıtır. Bu durumda edebiyat psikoloji ilişkisi kaçınılmazdır. Edebi metin kahramanları; üzüntü, sevinç, intikam, hırs, vefa vs. duyguları taşır, yansıtırlar ki bütün bunlar doğrudan psikolojiyi ilgilendiren insan hâlleridir.
  • Edebi eserler insanı psikolojik yapısı içinde ele alır ve insanların ruh dünyasını bütün çıplaklığıyla ortaya koyar. Eserlerin yazarlarından izler taşıdığı da düşünülürse edebi eserlerde psikolojinin etkisi barizdir.
  • Özellikle psikolojik romanlarda kahramanların ruh dünyalarının derinlemesine çözümlendiği görülür. Bu durumda yazar psikoloji biliminden faydalanır. Örneğin Peyami Safa’nın Dokuzuncu Hariciye Koğuşu adlı romanı on beş yaşındaki bir gencin (Peyami Safa’nın) hayatından izler taşıyan otobiyografik bir romandır. Yine Mehmet Rauf’un Eylül adlı romanı da psikoloji edebiyat arasındaki ilişkiyi gözler önüne sermektedir. Ayrıca “Eylül” Türk edebiyatının ilk psikolojik romanı olma özelliğini taşır.
  • Edebiyat psikoloji ilişkisi bazı metinlerin temelini oluşturur. Örneğin, Freud’un psikanaliz kuramı birçok sanatçıya ilham kaynağı olmuştur.
  • Kahramanların olaylar karşısında gösterdikleri tepki psikolojik açıklamalara uygun verilir.
  • Edebi eseri kaleme alan yazar da bir insandır. O da kendi ruhsal durumunu az ya da çok edebi esere yansıtır. Her edebi eser, yazarının iç dünyasından izler taşır. Bu durumda da psikoloji bilgisi bu malzemeden yararlanır.

Edebiyat Psikoloji İlişkisi | Örnek Metin

“Yoğun ve yorucu bir dönemin ardından hastaneye yatıyor ve savaşta kurşun saplanan sağ ayağımdan ameliyat oluyorum. İki aylık hastane safhasından sonra cumbalı evimdeki odamda istirahate çekiliyorum. Ayağım hekimlerin tüm uğraşlarına rağmen kesiliyor ve ben büyük bir sıkıntı içerisinde kalıyorum. Valideme yatağımı camın kenarına çekmesini söylüyor, dışarıda koşuşturan telaşlı insanları seyre dalıyorum. Onları seyrederken kendimi unutuyor ve bu halime rağmen o insanlardan daha sakin buluyorum kendimi. Ama hava kararıp da yine bu yarım halimle baş başa kalınca büyük bir dehşet içinde buluyorum yine kendimi. Cephede oradan oraya koşuşturup, vuruştuğum, vatanım için çarpıştığım anlar gelince aklıma bu yarım halimi kabullenemiyorum, gözlerim doluyor, baygınlık içinde kendimden geçiyorum.”

Bir romandan alınan bu metinde, metinde savaşta yaralanarak hastanede yatmak zorunda kalan bir askerin psikolojik durumu anlatılmaktadır.

Bkz: Edebiyat – Felsefe İlişkisi



İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.