Edebiyat – Din İlişkisi Nedir? Örnekleri Nelerdir?

Edebiyat, toplumlarda şiir ile başlamış, tüm milletler gibi Türk şirinin temellendiği kaynak da “din” olmuştur. Tarihin ilk çağlarında, gönülleri, duygusu ve korkusuyla dolduran Tanrı düşüncesi, toplum hayatının ilk âdetlerini hatta kanunlarını oluşturmuş, ahlak kurallarını belirlemiştir. Tanrı inancıyla oluşan âdetler ve ahlak kuraları da doğrudan edebiyata yansımış, ilk edebî örnekler olan şiirlere konu olmuştur.

Her edebiyat eseri dilin imkânlarını kullanarak içinden çıktığı toplumun inançlarını, duygularını, yaşam biçimini yansıtır. Yalnızca Türk toplumunda değil, bütün toplumlarda edebiyat aynı zamanda dini, onun yarattığı ahlak kurallarını ve yaşam biçimini yansıtma görevi üstlenmiştir.

Türk şiirinin “sığır, şölen, yuğ” adı verilen ayinlerde ortaya çıktığı, bu ayinler sırasında söylendiği bilinmektedir. O dönemdeki din adamları aynı zamanda şairdir. İlk edebi ürünlerimizi oluşturan Göktürk ve Uygur edebiyatında “Şamanizm”in etkisi çok açıktır. Dini ayinleri yöneten Şaman, bu görevinin yanında şifacı, büyücü ve şairdir.

Toplumun en önemli aktörü olan Şaman, söylediği şiirlerle sözlü kültüre, sanata ve edebiyata temel oluşturmuştur. “Kam, ozan, baksı” gibi adlarla anılan bu şairler, toplumsal olayları destan şeklinde şiire dönüştürmenin yanında, ölenlerin arkasından “sagu” adı verilen duygusal şiirler, doğa ve aşk konulu “koşuk”lar, hikmetli sözlerden oluşan “sav”lar söylemişlerdir.

Türk edebiyatının her döneminde dinin etkisi görülmektedir. Hatta alfabe değişikliğinde bile dinin etkisi vardır. Türklerin Göktürk alfabesinden Uygur alfabesine geçişlerinde de belirleyici faktör dindir. Şaman inancından Brahman inancına geçen Türkler, o dini daha iyi anlamak için Uygur alfabesini seçmiştir. Türklerin Arap alfabesine geçmeleri de İslam dinini kabul ettikten sonra gerçekleşmiştir Türklerin İslam’ı kabul etmeleriyle birlikte Türk edebiyatı da ciddi bir değişim geçirmiştir. İslam dininin kabulü, edebi eserleri hem biçim hem de içerik yönünden değiştirmiştir.

İslam dininin kabulüyle birlikte Türkçeye Arapça ve Farsçadan pek çok sözcük ve tamlama girmiş, bu durum da Türkçenin arılığını yitirmesine yol açmıştır. Dildeki bu sözcük artışı hem dinin bir gereği hem de Arap toplumuyla kültürel etkileşimin bir sonucudur.

İslamiyet’e geçişin ilk eserlerinde (Geçiş Dönemi), İslamiyet öncesi Türk edebiyatı gelenekleri ile yeni benimsenen İslam kültürünün edebiyat gelenekleri birlikte kullanılır Türk sanatçıları, yeni kültürün edebiyat geleneklerini, Fars (İran) edebiyatından alırlar. Fars edebiyatındaki ölçüyü, biçimleri ve türleri kullanırlar.



İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.