Dünya Edebiyatında Tiyatro

Yunanca’da “seyirlik yeri” anlamına gelen “theatron”dan türetilmiş olan tiyatro, bir öyküyü sahne olarak ayrılmış bir yerde, oyuncuların söz ve hareketleriyle canlandırma sanatıdır. Tiyatronun kökleri ilkel toplulukların dinî törenlerine kadar uzanır. Bu yazımızda dünya edebiyatında tiyatro türünün gelişimini kısaca açıkladık.

Bu törenlerde kutsal sayılan varlıklar, taklit yoluyla canlandırılmaya çalışılmıştır. Günümüzdeki anlamıyla tiyatro, eski Yunan kültürüne dayanmaktadır. Yunanlılar bağbozumu tanrısı Dionysos adına düzenledikleri dinî törenlerde kimi gösteriler düzenlemişler ve “ditirombos” adı verilen şiirler okumuşlardır. Bu şiirlere, derilere bürünüp teke kılığına giren bir koro, şarkıları ile eşlik etmiştir. Bu törenlerin geliştirilmesiyle diyaloglu gösteriler oluşturulmuş ve tragedya, komedya adları verilen klasik tiyatro ortaya çıkmıştır.

Roma tiyatrosu

Tiyatroya katkı yapmaktan çok Yunan tiyatrosuna öykünmekle yetinen Roma toplumunun yöresel oyun gelenekleri vardır. Bunlardan biri evlilik törenlerinde ve hasat şenliklerinde oynanan oyunlar, diğeri de siyasal taşlama ögeleri içeren oyunlardır.

Orta Çağ tiyatrosu

Orta Çağ, kilise tiyatrosunun yanı sıra akrobatların, soytarıların, hokkabazların tek kişilik ya da grup hâlinde yaptığı gösterilerde hem halk arasında hem de saraylarda ilgi görüyordu. Ama bu dönemde tiyatroyu sanata dönüştüren kilise olmuştur. Bunun ilk örnekleri Kitab-ı Mukaddes’ten belli bölümlerin seslendirilmesidir. Bu seslendirme daha sonra oyuncular ve diyaloglarla gerçek bir canlandırmaya dönüşmüş ve zamanla manastırların dışına yayılmıştır.

Orta Çağ tiyatro düşüncesi yeni bir görüş üretememiş, Antik Dönem’in tiyatro düşüncelerini yinelemiştir. Bu dönemde tiyatro düşüncesinin gelişmemiş olmasının nedeni, din adamlarının tiyatronun zararları konulu bildiriler yayımlamış olmalarıdır.

Rönesans tiyatrosu

16. yüzyılda Rönesans akımıyla birlikte dünya edebiyatında tiyatro değişerek dinsel temelli olmaktan çıkmıştır. Rönesans akımı ile beraber geleneksel İngiliz tiyatrosu filizlenmeye başlamış, kraliçe Elizabeth’in sanata verdiği destekle beraber, toplumun her kesimine seslenebilen bir tiyatro meydana gelmiştir. Tiyatroda dünyaya damgasını vuran Shakespeare bu dönemde yetişmiştir.

Orta sınıf tiyatrosunun doğuşu

18. yüzyılın Avrupa tiyatrosuna getirdiği en büyük yenilik, yükselmeye başlayan orta sınıf için üretilen burjuva oyunlarıydı. Orta sınıf tiyatrosu, ahlakçılığıyla Rönesans öncesi dinsel tiyatroya benziyor ama konularını aile yaşamından alması ve duygusallığı ile daha modern ruh hâlini yansıtıyordu. Bu dönemde ayrıca komedi türünün de en başarılı örnekleri verildi.

19. yüzyıl tiyatrosu

19. yüzyılda iki büyük sanatsal akım dikkati çeker: Romantizm ve gerçekçilik. Romantizm süresince oyun yazarlarının ilk ortak noktaları, klasik kuralların dışına çıkabilmeyi başaran Shakespeare’e duydukları hayranlıktır. Onun sanatsal başarısına öykünen romantik yazarlar, yeni bir dram biçimi geliştirme gayreti içinde olmuşlardır.

20. yüzyıl tiyatrosu

Bu yüzyılda tiyatro sanatına ağırlıklı olarak görüntülü unsurlar katılır. Sahne-seyirci ilişkisi ele alınır. Söz, ikinci plana düşer; görsel iletişim ön plana çıkar. Sahne ustalıkla kullanılır. 20. yüzyılda bu öncü tiyatroyu ateşleyen unsur, savaşlar öncesi insanın ve toplumun durumundan, savaşlar sonrası insanın ve toplumun durumuna uzanan değişimdir.



İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.