Divan Şiirinin Genel Özellikleri

Divan şiiri, kendine özgü bir zevk ve anlayış ortamında oluşmuştur. Bu ortam, İslami ögelerle saltanat anlayışının bir arada düşünüldüğü Osmanlı Devleti’ndeki saray çevresidir. Divan şiiri, estetik zevki gelişmiş, kültürlü, yüce, yüksek ve ideal olana yönelik olduğu için genellikle soyut ve evrensel konular işlenmiştir. Şiirde soyut ögeler, hayalî güzellikler; efsaneler, tarihî ve dinî ögeler ağır basmaktadır. İnsan ve doğa gerçekte olduğundan farklı işlenmiştir. Günlük hayatın gerçeklerinden az söz edilmiştir. Divan şiiri, geleneksel bir şiirdir. Kuralcı ve biçimci olmayı ön plânda tutar. Yapı, ahenk, tema bakımından yüzlerce yıl süregelen ortak bir anlayışın ürünüdür. Bu çerçevede divan şiirinde özgün olanı yakalamak zordur.

Divan Şiirinin Genel Özellikleri

  • Hece ölçüsüyle yazılan birkaç şiir dışında, bütün şairler aruz veznini kullanmıştır. Kafiyeler kesin kurallara bağlanmış, özellikle tam ve zengin kafiye kullanılmış, göz için uyak ilkesi benimsenmiştir. Kuralları ve kalıpları belli olmasına karşın ölçüden ve uyaktan gelen ahenk, şiirin tümüne hakim olmuştur.
  • Divan şiirinin dili Osmanlıcadır. Aruz ölçüsünün Türkçenin yapısına uygun olmaması, şairlerin bu ölçüyü kusursuz kullanma çabası, dilimize Arapça ve Farsçadan birçok sözcük ve tamlamaların girmesine neden olmuş; böylece, Osmanlıca dediğimiz dilin oluşmasında önemli bir etken olmuştur.
  • Divan şiiri geleneğinde anlam ve ses kaynaşmasından oluşan birimler vardır. Bu birimlere beyit, dörtlük ve bent gibi isimler verilir. Bu birimler dize örgüsü ve uyakların biçimlenişine göre oluşur.
  • Divan şiirinde en küçük nazım birimi beyittir. Her beyit kendi içinde bir anlam bütünlüğüne sahiptir. Şair, hünerini bir beyitte göstermek durumunda olduğundan anlam yoğunluğuna ve biçimsel mükemmelliğe dikkat eder.
  • Tek dizeden oluşan ve “azâde mısra” adı verilen şiirler de vardır.
  • Her beyitte farklı temalar işlenmiş, düşünce ve hayaller, iki mısrada anlatılmaya çalışılmıştır. Bütün güzelliği, konu bütünlüğü değil, parça (beyit) güzelliği, bütünlüğü önemsenmiştir. Beyitlerdeki duygu değişik anlatımlarla diğer beyitlere geçer.
  • Şiirlerde “parça güzelliği” esası uygulanmış; murabba, muhammes gibi “bent” bütünlüğüne dayalı nazım şekilleri de kullanılmıştır. Nazım birimlerinden her biri (beyit de olsa, bent de olsa), kendi içinde ses ve anlam kaynaşmasından oluşan bir bütünlük taşır.
  • Şiirler şekil ve dil olarak daha çok Arap ve Fars kültürünü; zevk, zihniyet açısından ve estetik açıdan ise Türk kültürünü yansıtır.
  • Gazel, kaside, mesnevi, rubai, müstezat, musammat gibi Arap ve Fars (İran) edebiyatının ortak nazım şekilleri kullanılmıştır. Bu nazım şekillerine Türk şairleri tarafından divan şiirine kazandırılan şarkı ve tuyuğ nazım biçimleri de eklenmiştir.
  • Şiirlerin özel adları, başlıkları yoktur. Şiirler; gazel, kaside, murabba gibi başlıklarla adlandırılır. Gazeller kafiye ve rediflere göre, kasideler tasvir bölümündeki konuya ve redifine göre adlandırılır. Döne döne gazeli, su kasidesi, bahariye, nevruziye…
  • Konu değil, konunun işleniş şekli (üslûp) yani söyleyiş güzelliği,
    mükemmelliği hedeflenmiştir.
  • Sanat yapma amacı güdüldüğü için süslü anlatıma, söz sanatlarına çokça yer verilmiştir.
  • “Sanat, sanat içindir.” anlayışıyla hareket edilmiş, dolayısıyla bireysel ve soyut konular daha çok işlenmiştir.
  • Düşünce ve hayaller genellikle mazmun adı verilen kalıplaşmış  ortak sözlerle anlatılmıştır:
    Servi → boyu,
    ok → kirpiği,
    yay → kaşı,
    gül → güzel yanağı,
    mah → ay yüzlüyü sembolize etmiştir.
  • Divan şiiri soyut fikirlerle örüldüğü için bu edebiyatta genellikle  içki meclisleri, aşk, aşkın getirdiği çaresizlik, sevgiliye özlem, tasavvuf gibi temaların yanı sıra övgü, yergi, ölüm acısı, dinsel ve toplumsal konular da işlenmiştir. Bunlar soyut ve mecazlı bir anlatımla ifade edilmiştir. Bunun yanı sıra toplumsal yaşayıştan, geleneksel kültürden, halk söyleyişinden, deyimlerden olabildiğince yararlanılmıştır.
  • Bu edebiyat özünü, din, tasavvuf ve İran mitolojisinden alır. İşlenen temalar, motifler, kavramlar, ortak konular Arap – İran kaynaklıdır.
  • Divan şiiri geleneğinde aşk önemli bir yer tutar. Bu gelenekteki aşkla bazen dünyadaki güzellere duyulan sevgi, bazen tasavvufi yani ilahi aşk kastedilmektedir. Tasavvufi aşkı işleyenlerde amaç “mutlak güzellik” olan Allah’ı bulmaktır. Bu nedenle şiirlerde işlenen somut bir sevgili yoktur. Bu anlayışa göre ilahi aşk; maddi (beşeri, insani, mecazi) aşkla başlar. Bir güzele âşık olan şair daha sonra duygularını soyutlama yoluyla ilahi olana dönüştürerek Allah’a kavuşmak ister. Oldukça uzun ve engellerle dolu olan bu yolculukta çekilen çileler ve acılar her şeye değer. Çünkü bu yolculuğun sonunda sevgiliye kavuşmak vardır. Aşkı, tasavvuf dışı bir anlayışla işleyen şairlerin şiirlerindeki sevgili ise somut bir varlık olan kadındır.
  • Uyak, biçim ve sözcüklerdeki sıralanışı, vezin, imge ve söz sanatları da ortaktır. Söz sanatları şiirde gerçek anlamı ötelerken şiire derinlik katar, şiirin gizemselliğini ortaya koymuş olur. Şiirin imgeyle şiirsellik kazandığı ilk şiirlerdeki bu durumun divan edebiyatı şairlerinde doruğa çıktığını söylemek mümkündür.



İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.