Deyim Nedir? Deyimlerin Özellikleri Nelerdir?

Anlamı güçlendirmek ve etkili kılmak amacıyla en az iki sözcüğün temel anlamından uzaklaşarak kalıplaşmasıyla oluşan söz öbeklerine deyim denir.

Deyimlerin Özellikleri

  • Deyimler, en az iki sözcükten oluşur.

⇒ Ağzı sıkı (sır saklayabilmek)
⇒ Boynu bükük (yardım bekler durumda olmak)
⇒ Kaşla göz arasında (çok az bir zaman içinde)
⇒ Etekleri zil çalmak (sevinmek)

  • Deyimler, tek kişiye yönelik kullanılabilir, bu yüzden çoğu deyim kip ve kişiye göre çekimlenebilir.

⇒ Pireyi deve yapmak (önemsiz bir olayı büyütmek)
⇒ Pireyi deve yapıyorsun. (şimdiki zaman, 2. tekil kişi)
⇒ Pireyi deve yapmış. (-miş’li geçmiş zaman, 3. tekil kişi)

  • Deyimler, kalıplaşmış sözler olduğu için deyimi oluşturan sözcüklerin yerine başka sözcük kullanılamaz, deyim sözcüklerinin yeri değiştirilemez.

⇒ Parmağını oynatmamak (bir iş için hiçbir eylemde bulunmamak)
⇒ Parmağını hareket ettirmemek (Yanlış)

  • Deyimlerde söz dizimi bozulmadan araya sözcük ya da sözcükler girebilir.

⇒ Ağzına bir parmak bal çalmak (birini tatlı sözlerle veya çeşitli hediyelerle bir süre için kandırmak, oyalamak)
⇒ Ağzına, her zamanki gibi, bir parmak bal çalıp işi tatlıya bağladılar.

  • Deyimlerde, sözcüklerin biri ya da hepsi gerçek anlamının dışında mecaz anlamdadır.

⇒ Çenesi düşük (geveze, çok konuşan)
⇒ Kabak tadı vermek (bıktırmak, usandırmak)
⇒ Saçını süpürge etmek (özveriyle çalışıp hizmet etmek)

“Ekmek” sözcüğünün mecaz anlam yüklenerek deyim içinde farklı durum ve nitelikler karşısında nasıl anlam bulduğunu görelim:

⇒ Ekmek parası (geçim sağlayan para ve kazanç)
⇒ Ekmek kapısı (geçim sağlanan iş yeri)
⇒ Ekmek aslanın ağzında (geçim sağlamanın çok zor olduğu şartlar)

  • Sözcüklerin tümünün gerçek anlamda kullanıldığı az sayıda deyim de vardır.

⇒ İyi gün dostu olmak
⇒ Kimi kimsesi olmamak
⇒ Alan razı satan razı



  • Deyimler, genel kural ve öğüt bildirmezler. Bu yönleriyle atasözlerinden ayrılırlar.

⇒ Arı gibi çalışmak (çok çalışmak)
⇒ Al gülüm ver gülüm (çıkar ilişkilerinde bazı sıkıntıları karşılıklı olarak görmezden gelme)
⇒ Yabana atmak (önem vermemek)

  • Deyimler, söz öbeği biçiminde olabildikleri gibi cümle biçiminde de olabilir.

⇒ Göze gelmek (birisine nazar değmiş olmak)
⇒ Dil dökmek (kandırmak, inandırmak veya yararlanmak için tatlı sözler söylemek)
⇒ Ateş püskürmek (çok öfkeli olmak)
⇒ Aklı yatmak (anlamaya başlamak, olacağına inanmak)

Yukarıdaki deyimler söz öbeği biçimindedir.

⇒ İğne atsan yere düşmez. (çok kalabalık)
⇒ Armut piş ağzıma düş. (bir işe emek harcamaksızın kendiliğinden olmasını beklemek)
⇒ Al gülüm ver gülüm. (bir kimseye yapılan hizmetin hemen karşılığını beklemek)
⇒ Kulakları çınlasın. (sevilen biri anıldığında söylenen bir söz)

  • Yukarıdaki deyimler yargı bildirmektedir, yani cümle biçimindedir.

⇒ Deyimler, genellikle mastar durumundadır, bir eylemi karşılar.
⇒ Arkadaşlarımın yanında beni küçük düşürmeyin. (küçük düşürmek değerini veya şerefini sarsmak)
⇒ Çam devirdiğinin farkında bile değilsin. (çam devirmek kötü bir sonuç doğuracak söz söylemek)

  • Kimi deyimlerin doğuşu tarihi bir olaya, fıkraya, efsaneye ya da bir hikâyeye dayanır.

DOLAP ÇEVİRMEK

Eskiden vezir, paşa, sadrazam gibi devlet büyüklerinin yanı sıra, toplumdaki zenginlerin de konakları olurdu. Kadın ve erkeklerin ayrı ayrı ağırlandığı bu konakların kadınlar kısmına haremlik, erkeklerin bulunduğu bölüme ise selamlık denirdi. Kadınlar tarafıyla erkekler bölümü arasındaki duvara bir eksen etrafında dönen, silindir şeklinde kapaksız bir dolap konulurdu. Bu dolabın içinde sıra sıra geniş raflar bulunurdu. Kadınlar kısmında pişirilen yemekler bu döner dolap aracılığıyla erkekler kısmına kolayca servis edilirdi.

İşte bu dolapların, zaman zaman gönül işlerinde, mektuplaşma, hediyeleşme ve gizli haberleşmelerde kullanıldığı da olurdu. Bu deyim gizli kapaklı işleri olan kimseleri tanımlamada “Yine bir dolap çeviriyor.” şeklinde kullanılır.



İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.