Cumhuriyet Dönemi Türk Romanı

Cumhuriyet Dönemi Türk Edebiyatı 1923’te Cumhuriyet’in ilanıyla başlamış, toplumsal yaşam ve yönetim biçimindeki değişimler edebiyata doğrudan yansımıştır. Cumhuriyet Dönemi Türk romanı, siyasi ve sosyal olaylar göz önünde bulundurularak üç ana döneme ayrılır.

1923-1950 Arası Türk Romanı
1950-1980 Arası Türk Romanı
1980 Sonrası Türk Romanı

Cumhuriyet Dönemi Türk Romanının Genel Özellikleri Nelerdir?

  • Cumhuriyet Dönemi’nin ilk yıllarında roman yazarlarının önemli bir kısmı Birinci Dünya Savaşı ve Millî Mücadele ile ilgili olayları konu edinmişlerdir.
  • Atatürk ilke ve inkılâpları çevresinde oluşan konuların işlenmesine önem verilmiş, Atatürk devrimlerine bağlı olarak ortaya çıkan çağdaş yaşam ele alınmıştır.
  • Romanların birçoğunda Anadolu insanının yaşam tarzı ele alınmış; ahlak bozuklukları, yanlış Batılılaşma ve hurafeler üzerinde durulmuştur. Yine bu dönemde Doğu-Batı çatışması temasının işlenmesi sürdürülmüş; savaş sonrası şehirde ve kırsalda sürdürülen hayat, değişik eserlerde ele alınmıştır.
  • Halk-aydın yabancılaşması işlenen temalardan biri olmuştur.
  • Genellikle realist bir bakış açısıyla gerçekçi ve gözlemci anlatım tercih edilmiş; eserlerde sade bir dil kullanılmıştır.
  • Romanların içeriği toplumsal ve siyasal nitelik kazanmış; tezli, güdümlü romanlar yazılmıştır. Millî Mücadele, savaş yılları, savaş yıllarında toplumun durumu ve yaşananlar, savaş sonrası durum birçok romana konu olmuştur.
  • Cumhuriyet’in ilanından sonraki yıllarda ülkemizde çok hızlı bir sosyo-ekonomik değişim yaşanmış, toplumun tüm kesimleri bu değişimden etkilenmiştir. Romanlarda halkın yaşadığı sorunlar gerçekçi ve toplumcu bir yaklaşımla dile getirilmeye başlanmıştır. Sanatçıların dünya görüşleri ve benimsedikleri ideolojiler de bunda etkili olmuştur.
  • Toplumcu gerçekçilerin yanı sıra insanı psikolojik yönüyle ele alan, olaylardan ve insanlardan hareketle bireyin iç dünyasını/ruhsal durumunu anlatan romanlar yazılmıştır.
  • Bireyin toplumla çatışması ve yaşadığı topluma yabancılaşması anlatılırken bunun sosyo – ekonomik yönünden çok, bireyin ruh durumunun analiz edilmesine çalışılmış, bireyin toplum içindeki ruhsal durumu yansıtılmıştır.
  • Bu dönemde dikkati çeken gelişmelerden biri de modernizm akımıdır. Modernizm, bütün dünyada yankı uyandırmış, bir sanat-edebiyat akımı hâline gelmiştir. “Modernizm”, “geleneksel olanı reddetme tavrı”dır. Bu bağlamda modernizmi benimseyen romancılar, geleneksel ve yerleşik roman anlayışını reddederek eser vermişlerdir.
  • Üslup, konu ve sanat anlayışı yönünden farklılık gösteren Cumhuriyet Dönemi romanını aşağıdaki şekilde inceledik:

Cumhuriyet Döneminda Roman

1) 1923-1950 Arası Türk Romanı

a. Millî Duyarlılığı Yansıtan Romanlar

Millî Edebiyat Dönemi’nde eser veren Halide Edip Adıvar, Yakup Kadri Karaosmanoğlu, Reşat Nuri Güntekin gibi sanatçılar Cumhuriyet’in ilk yıllarında da aynı sanat çizgisini devam ettirerek Millî Mücadele, Anadolu coğrafyası ve halkıyla ilgili konuları işlemişlerdir.

  • Anadolu’ya açılma ve Anadolu insanının yaşamını anlatma, Millî Edebiyat Dönemi’nde başlamıştır. Cumhuriyet Dönemi’nde sanatçılar bunu devam ettirmiş; özellikle Anadolu’yu gezerek, görerek daha gerçekçi bir şekilde eserlerine yansıtmışlardır.
  • Romanlarda Birinci Dünya Savaşı, Kurtuluş Savaşı ve sonrası Anadolu’daki hayat konu edilmiştir.
  • Bazı romanlarda Osmanlının son dönemleri ve Cumhuriyet’in ilk yılları ele alınmıştır.
  • Halk-aydın ilişkisi ve Doğu-Batı çatışması romanda işlenmeye devam etmiştir.
  • Ahlaki bozukluklar, hurafeler, yanlış Batılılaşma romanda üzerinde durulan konular olmuştur.
  • Atatürk ilke ve inkılâpları eserlere yansıtılmıştır.
  • Eserler, realist bir anlayışla kaleme alınmıştır.

Reşat Nuri Güntekin
Halide Edip Adıvar
Yakup Kadri Karaosmanoğlu
Mithat Cemal Kuntay
Refik Halit Karay

b. Bireyin İç Dünyasını Esas Alan Romanlar

“Cumhuriyet Dönemi Türk romanı”nın 1923 – 1950 yılları arasında yazarlar toplumsal konuların yanı sıra bireyin iç dünyasını yansıtan eserlere de yer vermişlerdir.

  • Psikolojik roman anlayışı benimsenmiştir.
  • İnsan gerçeği toplumsal yönüyle değil, psikolojik yönüyle anlatılmıştır.
  • Bireyin bunalımı, sıkıntısı, yalnızlığı, yabancılaşması, kendisiyle hesaplaşması gibi temalar işlenmiştir.
  • Olaylardan ve insanlardan hareketle bireyin iç dünyası aydınlatılmaya çalışılmıştır.
  • Olay örgüsü kişilerin ruh hâlini ve iç çatışmasını yansıtmak amacıyla kurulmuştur.
  • İnsan ruhunun derinliklerine inilerek bireyin toplum içindeki ruhsal durumu analiz edilmiştir.
  • Çağrışıma açık bir dil kullanılarak psikolojik tahlil ve tasvirlerin ağırlıkta olduğu bir anlatım sergilenmiştir.
  • Eserlerde özellikle bilinç akışı, iç konuşma, iç gözlem, empati (duygudaşlık) gibi teknikler kullanılmıştır.
  • Birey kavramından hareketle eserlerde toplumu açıklamaya ve yönlendirmeye ağırlık verilmiştir.
  • Psikoloji ve psikiyatri biliminden yararlanılmıştır.

Peyami Safa Kimdir? 
Ahmet Hamdi Tanpınar Kimdir? 
Abdülhak Şinasi Hisar Kimdir? 
Mustafa Kutlu Kimdir? 
Samiha Ayverdi Kimdir? 



2) 1950-1980 Arası Türk Romanı

a. Toplumcu Gerçekçi Romanlar

Cumhuriyet Dönemi Türk romanı 1950’den sonra Köy Enstitüsü çıkışlı yazarlarla yaygınlaşan “köy romanı” etkisine girmiş, bu dönemden sonra sosyalist düşüncenin etkisiyle ideolojik bir yön kazanmış, bu etki 1960’lı ve 1970’li yıllarda da devam etmiştir.

  • Yazarlar özellikle köylerdeki toprak kavgaları, ağa-köylü, zengin-fakir, güçlü-güçsüz, öğretmen-imam çatışması, köyden kente göç ve sonuçları, dar gelirlinin sorunları ve geçim mücadelesi gibi konuları işlemişlerdir.
  • Yazarlar, Marksist ve sosyalist düşünceden etkilenerek eserlerde bu ideolojiyi ön plana çıkarmışlardır.
  • “Sanat, toplum içindir.” görüşüyle hareket etmişlerdir.
  • Sanatçılar, kendi görüşlerini okuyucuya aktarmak ve halkı aydınlatmak için romanları bir araç olarak kullanmışlardır.
  • Yazarlar, yurt gerçeklerini ve sorunlarını anlatmayı kendileri için sosyal bir görev saymışlardır.
  • Anadolu coğrafyası, halkın sorunları, büyük şehirlere göçün meydana getirdiği olumsuzluklar, köy hayatı ve köylülerin sorunları, yoksulluk, işsizlik, batıl inançlar, kan davası, öç alma gibi toplumsal sorunları işlemişlerdir.
  • Toplumsal düzensizlik ve adaletsizlikleri sorgulamışlardır.
  • Konuşma dilini esas alarak kahramanları, bulundukları yörenin ağzıyla konuşturmuşlardır.
  • Kahramanları ruhsal ve fiziksel yönleriyle tasvir etmişlerdir.
  • Gözleme dayalı, başarılı betimlemeler yapmışlardır.
  • Eserlerde realizm ve natüralizm etkili olmuştur.

Sadri Ertem Kimdir?
Orhan Kemal Kimdir?
Aziz Nesin Kimdir?
Kemal Tahir Kimdir?
Yaşar Kemal Kimdir?
Fakir Baykurt Kimdir?

b. Modernizmi Esas Alan Romanlar

1950–1980 yılları arasında bazı yazarlar, toplumsal gerçekliği, geleneksel anlatımı ve klasik roman kurgusunu reddederek modernizmi yansıtan eserlere yer vermişlerdir. Olaylara sorgulayıcı bakışla yaklaşmışlar, eserlerinde kendi “ben”lerini öne çıkarmışlardır.

  • Modernizm, geleneksel olanı yeni olana tabi kılma tavrı, yerleşik ve alışılmış olanı yeni ortaya çıkana uydurma eğilimi olarak tanımlanır.
  • Yerleşik kurallara ve toplumun bayağılığına isyan vardır.
  • Yaşamın çok boyutlu ve kavranması zor gerçeklerden oluştuğu, gerçeklerin göründükleri gibi olmadığı savunulmuştur.
  • Bilinç akışı, bilinçaltı ve postmodern anlatım tekniklerinden yararlanılmıştır.
  • Çağrışım gücü yüksek, şiirsel ve alegorik bir anlatım benimsenmiştir.
  • Bireyin hayatının huzursuzluk üzerine kurulduğu düşünülmüş, kişinin bunalımlarına ve toplumla çatışmalarına yer verilmiştir.
  • Toplumsal değerleri yansıtma amacı güdülmemiştir.
  • Anlatılanlar bireylerin iç dünyasından süzülerek verilmiştir.
  • Anlatıcı, birey düşüncesinden hareket ederek kendi “ben”ini öne çıkarmıştır.
  • Yazarlar, varoluşçuluktan etkilenerek küçük burjuva aydınının ruhsal bunalımlarını işlemişlerdir.

Oğuz Atay Kimdir?
Adalet Ağaoğlu Kimdir?
Yusuf Atılgan Kimdir?
Oktay Akbal Kimdir?



İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.