Bireyin İç Dünyasını Esas Alan Hikâyeler

  • Bu anlayışta “Sanat, sanat içindir.” ilkesi benimsenmiştir.
  • İnsanın iç dünyasının derinlikleri okura gösterilmek istenir.
  • Bireyin kendisiyle ve toplumla çatışması, kaçış, bunalım hikâyelerde en çok işlenen konudur.
  • Geleneksel anlatım teknikleri yerine, yeni anlatım teknikleri benimsenmiş; iç monolog, iç diyalog, bilinç akışı tekniklerinden yararlanılmıştır.
  • Merak unsuru arka plana itilmiş; daha çok, ruh tahlillerine yer verilmiştir.
  • Günlük hayat ve yakın çevreden beslenen hikâyelerde bu hayatın, bireyin iç benliğine olan etkisi vurgulanmak istemiştir.
  • Hikâyelerden sosyal bir yarar beklenmemiş, okurun bir ana fikre ulaşması istenmemiştir.
  • Psikolojinin imkânlarından yararlanılmış, ayrıntılı tasvirlere yer verilmiştir.
  • Tasvirlerde dış dünya ve gerçeklik yerine ruh tasvirleri önemsenmiş, çevrenin de insan ruhuna etkisi gösterilmiştir.
  • Hikâyelerde dış mekânlar yerine, kapalı mekânlar ön plana çıkarılmış; mekânın ruh üzerindeki etkisine dikkat çekilmiştir.
  • Kahramanlar sayıca az olup dışa dönük kişiler yerine bunalımlı ve kimlik arayışındaki kişilerden seçilmiştir.
  • Hikâyelerdeki olaylar çoğu zaman sonlandırılmamış; son, okurun yorumuna bırakılmıştır.
  • Olaylar kadar dil ve anlatım önem kazanmış, hikâyelerde şiirsel bir dil kullanılmıştır.
  • Bu anlayışı benimseyen yazarlar arasında Peyami Safa (Hikâyeler), Memduh Şevket Esendal (Temiz Sevgiler, Ev Ona Yakıştı, Otlakçı, Mendil Altında, İhtiyar Çilingir),Tarık Buğra (Oğlumuz, Yarın Diye Bir Şey Yoktur, İki Uyku Arasında), Halikarnas Balıkçısı (Ege Kıyılarında, Merhaba Akdeniz, Ege’nin Dibi, Yaşasın Deniz, Gülen Ada), Sabahattin Kudret Aksal (Gazoz Ağacı, Yaralı Hayvan), Mustafa Kutlu (Bu Böyledir, Uzun Hikâye, Mavi Kuş, Sır, Yokuşa Akan Sular, Ya Tahammül Ya Sefer), Sevinç Çokum (Eğik Ağaçlar, Derin Yara, Makine, Rozalya Ana) yer almaktadır.



İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.