Bireyin İç Dünyasını Esas Alan Hikâyeler

Cumhuriyet Dönemi Türk hikayeciliğinde görülen eğilimlerden biri de “bireyin iç dünyasını esas alan hikayeler”dir. Bu eğilimde olan yazarlar herhangi bir ideolojik görüşe bağlanmayarak medeniyet değişmelerini, ülke sorunlarını ve buna bağlı olarak bireyin yaşadığı travmaları arka fon olarak kullanmışlardır. Bireyin iç dünyasını esas alan sanatçılar, psikoloji ve psikiyatriden yararlanmış; kahramanların ruh dünyalarını ortaya koymak için iç monolog, bilinç akışı, iç çözümleme gibi anlatım tekniklerine başvurmuşlardır.



“Bireyin İç Dünyasını Esas Alan Hikâyeler”in Genel Özellikleri

  • Bu anlayışta “Sanat, sanat içindir.” ilkesi benimsenmiştir.
  • İnsanın iç dünyasının derinlikleri okura gösterilmek istenir.
  • Bireyin kendisiyle ve toplumla çatışması, kaçış, bunalım hikâyelerde en çok işlenen konudur.
  • Geleneksel anlatım teknikleri yerine, yeni anlatım teknikleri benimsenmiş; iç monolog, iç diyalog, bilinç akışı tekniklerinden yararlanılmıştır.
  • Merak unsuru arka plana itilmiş; daha çok, ruh tahlillerine yer verilmiştir.
  • Günlük hayat ve yakın çevreden beslenen hikâyelerde bu hayatın, bireyin iç benliğine olan etkisi vurgulanmak istemiştir.
  • Hikâyelerden sosyal bir yarar beklenmemiş, okurun bir ana fikre ulaşması istenmemiştir.
  • Psikolojinin imkânlarından yararlanılmış, ayrıntılı tasvirlere yer verilmiştir.
  • Tasvirlerde dış dünya ve gerçeklik yerine ruh tasvirleri önemsenmiş, çevrenin de insan ruhuna etkisi gösterilmiştir.
  • Hikâyelerde dış mekânlar yerine, kapalı mekânlar ön plana çıkarılmış; mekânın ruh üzerindeki etkisine dikkat çekilmiştir.
  • Kahramanlar sayıca az olup dışa dönük kişiler yerine bunalımlı ve kimlik arayışındaki kişilerden seçilmiştir.
  • Hikâyelerdeki olaylar çoğu zaman sonlandırılmamış; son, okurun yorumuna bırakılmıştır.
  • Olaylar kadar dil ve anlatım önem kazanmış, hikâyelerde şiirsel bir dil kullanılmıştır.
  • Bu anlayışta olan yazarlar “zaman” ve “rüya” kavramlarına büyük önem vermişlerdir.

Bireyin İç Dünyasını Esas Alan Hikayeciler

Bu anlayışı benimseyen yazarlar arasında
Peyami Safa (Hikâyeler)
Memduh Şevket Esendal (Temiz Sevgiler, Ev Ona Yakıştı, Otlakçı, Mendil Altında, İhtiyar Çilingir)
Tarık Buğra (Oğlumuz, Yarın Diye Bir Şey Yoktur, İki Uyku Arasında)
Halikarnas Balıkçısı (Ege Kıyılarında, Merhaba Akdeniz, Ege’nin Dibi, Yaşasın Deniz, Gülen Ada)
Sabahattin Kudret Aksal (Gazoz Ağacı, Yaralı Hayvan)
Mustafa Kutlu (Bu Böyledir, Uzun Hikâye, Mavi Kuş, Sır, Yokuşa Akan Sular, Ya Tahammül Ya Sefer)
Sevinç Çokum (Eğik Ağaçlar, Derin Yara, Makine, Rozalya Ana) yer almaktadır.



İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.