Bir Günün Sonunda Arzu | Şiir İncelemesi

Bir Günün Sonunda Arzu

Yorgun gözümün halkalarında
Güller gibi fecr oldu nümâyân,
Güller gibi… sonsuz, iri güller
Güller ki kamıştan daha nâlân;
Gün doğdu yazık arkalarında!

Altın kulelerden yine kuşlar
Tekrârını ömrün eder i’lân.
Kuşlar mıdır onlar ki her akşam
Âlemlerimizden sefer eyler?

Akşam, yine akşam, yine akşam
Bir sırma kemerdir suya baksam;
Üstümde semâ kavs-i mutalsam!

Akşam, yine akşam, yine akşam
Göllerde bu dem bir kamış olsam!

Ahmet HAŞİM


Bir Günün Sonunda Arzu | Şiir İncelemesi

Bir Günün Sonunda Arzu, dört bölümden oluşmuş bir şiirdir.

Şair birinci bölümde gecenin bitişi ve güneşin yavaş yavaş doğmaya başladığını anlatarak karanlığın yerini aydınlığa bırakmasından duyduğu tedirginliği ifade etmektedir. Tan yerinin yavaş yavaş bir kızıllığa bürünerek günün ağarmasıyla iri, kırmızı güller arasında bir bağlantı kurmuştur. Uykusuzluktan çevresi halka halka olmuş yorgun gözlerinin önünde güller gibi kırmızı şafağı görmüştür. Karanlıkta tam anlamıyla seçilemedikleri için daha gizemli bir hava taşıyan güller, şafağın sökmesiyle bütün çıplaklığıyla görünmeye başlamış, onların gizemli havasını ortadan kaldırmıştır, bu da şairi üzmektedir. Şaire göre güller kamıştan daha narin, daha içlidir, daha çok inlemektedir. Güneşin doğuşuyla gecenin büyüsü bozulmuş, şairin hayallerini süsleyen o yarı belirgin görüntüler gerçek halleriyle görülmeye başlamıştır. Güneşin doğmasını istemediğini şair “yazık” sözüyle ifade etmiştir.

İkinci bölümde kuşların sabah güneşi vurduğunda altın gibi parlayan yuvalarında veya kondukları dallarda cıvıldaşarak yeni bir günün başladığını haber verdikleri ifade edilmiştir. Bu cıvıltılar her sabah tekrar etmekte, insan ömrünün yeni bir güne daha başladığını ilan etmektedir. Sabahları ortaya çıkan, ömrün yeni bir gününü tekrar eden kuşlar, akşam olunca ortalıktan çekilerek kaybolmakta, bu dünyanın dışında bambaşka alemlere sefer etmektedir.

Üçüncü bölümde “Akşam, yine akşam” diyen şair, sürekli tekrarlanan gün dönümüne vurgu yapmıştır. Aynı zamanda bu söz şairin akşam saatlerini çok sevdiğini ve özlediğini de göstermektedir. Akşamın olmasını sabırsızlıkla bekleyen Haşim, akşamın hiç bitmemesini istemektedir. Akşam, gerçeğin çıplaklığını örtmekte, dış dünyadaki varlık ve nesneleri belli belirsiz kılmaktadır. Bu da şairin her şeye farklı bir gözle bakmasını, hayal dünyasında onları istediği gibi şekillendirmesini sağlamaktadır.

Dördüncü bölümde şairin doğayla iç içe yaşamaya, bütünleşmeye duyduğu arzu ve özlem dile getirilmektedir. Göller, kamışların yetiştiği yerlerdir, kamışların büyüyüp boy attığı suların akşam saatlerinde doyumsuz bir güzelliği vardır. Şair de bu saatlerde göllerde yaşayan kamışlar gibi orada bulunmak ve yaşamak isteğini ifade etmiştir.

Bir Günün Sonunda Arzu şiiri hakkında Ahmet Haşim, yakın arkadaşı Abdülhak Şinasi Hisar’a “En güzel şiirim, ama korkarım ki yegane güzel şiirim. Ötekiler hep çocukluk, hep iptidai şeyler. Şiir ne kadar tartışılmaza, ölçülmeze yaklaşırsa o kadar güzel, o kadar şiir oluyor. Ben de bu itibarla bir tek bu şiiri yazmış oldum.” demiştir.

Şiirin Yapısı ve Ahenk Unsurları

Şiirde bent ve beyit birimi kullanılmıştır. Bentler beş, dört ve üçer dizeden meydana gelmiş, son bölüm bir tek beyitten oluşmuştur.

Şiir aruz ölçüsüyle yazılmış, şiirde aruzun “mef’ûlü-mefâîlü-feûlün” kalıbı kullanılmıştır.

Şiirdeki bentlerde dize sayıları eşit değildir. Şiirin kafiye örgüsü de düzenli değildir.

Şiir serbest müstezata uygun olarak kaleme alınmıştır. Saf (öz) şiir geleneğine bağlı bir şiirdir.

Şair kafiye kullanmakla birlikte, dizelerin sonunu düzenli bir biçimde aynı seslerle bitirmemiştir. Ancak şiirde kafiye, özellikle de son bölümde ahengi arttıran bir öge olarak kullanılmıştır.

…………..halkalarında

……………arkalarından

……………nümayan

…………….nalan

“lar-ın-da” redif

“ka” tam kafiye

“an” tam kafiye

I. bölüm

…………..akşam

…………..baksam

…………..mutalsam

“şam- sam” tam kafiye

III. bölüm

…………..ilan ( birinci bölümdeki nümayan ve nalan sözcüleriyle

tam kafiye oluşturmuştur.)

IV. bölüm

…………..akşam

…………..olsam

Dil ve Anlatım

Şiirin dili açık ve anlaşılır bir niteliktedir. Birkaç yabancı sözcük ve tamlama dışında anlamı herkesçe bilinen sözcükler kullanılmıştır. Ancak bu sözcükler rastgele seçilmiş değildir. Şiirde anlam derinliği olan birçok sözcüğe yer verilmişitir. “Kamış”, tasavvuf geleneğinde “ney”in yapıldığı bir bitkidir. Yine “gül”,”sırma kemer” gibi ifadeler çağrışım gücü yüksek sözcüklerdir. Şair, sözcük seçimine, onların yan yana getirilişindeki ahenge önem vermiş, şiirde bir müzikalite yaratmak istemiştir. Anlam derinliği ve anlamda kapalılık yaratma çabası sembolist şiirin belirgin özelliklerindendir.

Bir Günün Sonunda Arzu Şiirinin Teması

Akşam saatlerinde doğanın genel görünüşü ve bunun şairde yarattığı hüzün

Söz ve Anlam Sanatları

Birinci bölümde güneşin doğduğu ilk saatlerdeki görüntüsü sonsuz, iri güllere benzetilmiştir. Güneşin ortaya çıktığı ilk anlarda rengi kızıldır. Bu yönüyle güllerle arasında bir benzerlik ilişkisi kurulmuştur. “Güller gibi fecr oldu nümayan” dizesinde teşbih sanatı vardır. “Sonsuz iri güller” tamlaması bir mübalağadır. Çünkü hiçbir gül sınırı olmayan bir irilikte olamaz. Yine bu bölümde “güllerin inlemesi teşhis sanatına örnektir. Birinci bölümde “güller” sözcüğü sık sık tekrarlanmış, tekrir sanatı yapılmıştır

İkinci bölümde “kuşların yuvası” “altın kulelere” benzetilerek istiare yapılmıştır. Kuşların sabahın başladığını duyurması da teşhistir. Aynıca “Kuşlar mıdır onlar ki her akşam alemlerimizden sefer eyler?” dizelerinde istifham vardır

Üçüncü ve dördüncü bölümde “akşam sözünün sık sık yinelenmesiyle tekrir yapılmış, “su”, “sırma bir kemere benzetilerek teşbih yapılmıştır.

 



İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.