Asafname Nedir? Asafname’nin Özellikleri

16. yüzyılda Lütfi Paşa tarafından kaleme alınan Asafname, tam olarak bir tarih olmamakla beraber, tarihe ışık tutan bir önemli bir telif eserdir. Lütfi Paşa, Kanuni Sultan Süleyman’ın teveccühünü kazanarak sadrazamlığa getirilmiş bir devlet adamı, bir kumandan, aynı zamanda ilimle, şiirle meşgul olmuş bir sanatçıdır.

Bkz: Divan Edebiyatında Nesir

Asafname’nin Özellikleri

  • Lütfi Paşa sadrazamlık görevine geldiğinde Osmanlı İmparatorluğu’nun devlet teşkilatının bozuk olduğunu, kanun ve siyasi düzenin eskisi gibi olmadığını ve teorideki şeylerin yanlış olarak pratiğe döküldüğünü ileri sürmüş, kendisinden sonra devlet kademelerinde görev alacaklara birtakım önerilerde bulunmak için de bu risalesini oluşturmuştur.
  • Asafname, Osmanlı idaresinde sadrazamların vazifesini ve sadaret makamına gelen devlet adamlarının nelere dikkat edip hangi işlerde, ne yolda hareket etmeleri lazım geldiğini madde madde tespit eden, çok dikkate değer bir risaledir.
  • Yavuz Sultan Selim’in idaresini çok beğenen ve onun hareketlerini devlet idaresine örnek gösteren Lütfi Paşa, bu eserinde sadrazamlığın gerek moral gerek dış hareketler bakımından tecrübe mahsulü bir planını çizmiştir.
  • Bu arada görevden alınan Lütfi Paşa’nın birçok devlet meselelerinde çok ince şeyler düşündüğü de bu eserde göze çarpmaktadır.
  • Lütfi Paşa, kendinden bahsederken övgü dolu bir dil kullanmaktan geri kalmamıştır.
  • Eser bir giriş ve dört bölüm halinde düzenlenmiştir. Giriş bölümünde Lütfi Paşa’nın saraya giriş süreci anlatılırken diğer bölümlerde işlenen hususlar şunlardır:

Birinci Bölüm: Sadrazamların taşımaları gereken özellikler, padişahla ve devlet erkanı ile kurması gereken ilişki
İkinci Bölüm: Kara ve deniz seferlerinin önemi
Üçüncü Bölüm: Hazinenin yönetimi
Dördüncü Bölüm: Reayanın korunmasının gerekliliği

Asafname’den Bir Bölüm

Sultan Selim merhum zamanında bir kerre feth-i Diyarbekir’e giderken otak önüne birkaç casus harimzadeler ki Şah İsmail tarafından irsal olunmuşlar, hayme-i padiaşhi’yi ateşe urub gece ile padişahı bekleyüb taşra çıkarsa hançer ile urmak niyyetine gelmiş(ler) imiş. Duyulub haklarından gelinmiş idi. Ol zaman birer nevbet ile bir bölük ağası beklemek emr olunmuştur.

Ve padişah, mahall-i cenkde gaayet geride durmak gerek. Padişahun önünde top ve zencir durmak gerek ve padişahun atı ayağına bukağı urulmuştur amma bukağıdan murad istihkam üzre durmakdur. Yanında bir aziz kimse durub havf etme padişihum fursat biziındür deyu kuvvet ve takviyet içündür. Cenk ile tefrika hatur etmemek gerekdür ve cenk içinde askere hılaf-ı kanun vergi verilmemek gerekdür.

Ve askere bir müstakim nüzful emini gerekdür. Padişah Yeniçeri ve Sipahi’ye altı gün zahire bağışlamak kanundur. Üç gün serhadde dahil oldukda, üç gün çıkarken Sultan Selim Han vermişdür.

 



İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.