Ali Ekrem Bolayır Kimdir? Hayatı, Edebi Kişiliği, Eserleri

Hayatı

Tanzimat edebiyatının önde gelen fikir, sanat ve edebiyat adamı Namık Kemal’in oğlu olan Ali Ekrem Bolayır, 2 Ağustos 1867 günü İstanbul’da Hubyar mahallesinde dünyaya geldi. İsmini, yine dönemin önemli sanatçılarından Recaizade Mahmut Ekrem’den aldı. Babası Namık Kemal’in Avrupa’ya kaçması nedeniyle çocukluğu dedesi Mustafa Âsım Bey’in yanında geçti. İlk öğrenimini Hubyar Mahalle Mektebi’nde gördü. Aynı zamanda Fransızca dersleri aldı. Daha sonra Fatih Askerî Rüştiyesi’ne devam etti. Babası yurda döndükten sonra sürgüne gönderildi. Babası ile Rodos ve Sakız adalarında bulundu. Buralarda özel hocalardan dersler aldı. İstanbul’a döndükten sonra “Mabeyin Kâtipliği”nde görev aldı. 1906’da Kudüs Mutasarrıflığına atandı. İkinci Meşrutiyet’in ilanından sonra İstanbul’a gelerek konferanslar verdi. Cumhuriyetin ilk yıllarında Dârülfünûn’da öğretmenlik yaptı. Soyadı Kanunu’nun çıkması ile babası Namık Kemal’in çok sevdiği ve defnedildiği yer olan Bolayır’ı soy isim olarak seçti. 27 Ağustos 1937 günü hayatını kaybetti.

Edebi Kişiliği

  • Ali Ekrem Bolayır, Servet-i Fünun Edebiyatı’nın kurucuları arasında yer almıştır.
  • Edebî kültürünü ailesinden almış ve babası Namık Kemal gibi edebiyatımızın yenileşmesi yolunda çalışmıştır.
  • Servet-i Fünûn hareketi içinde edebiyata yaklaşımı, bu topluluğun benimsediği edebiyat anlayışına tam bir uyum gösterir. Ona göre edebiyat, hayatın her yönünü yansıtabilen bir özelliğe sahip olmalıdır.
  • Şiirlerinde “hayal” unsurunu ön plana çıkarmıştır.
  • Ali Ekrem, edebiyat içinde şiire ayrı bir değer ve önem vermiştir. Ona göre her vezinli ve kafiyeli söz şiir değildir. Şiir daha çok duymak içindir, nazım ise öğrenmek içindir.
  • Şiirlerinde aruz ölçüsünü kullanmıştır. Kafiyeyi şiir için vazgeçilmez bir unsur olarak görmüştür.
  • Şiir dışında edebiyat tarihi ve monografik çalışmaları ile piyesleri yanında tenkit türündeki yazıları ile de dikkat çekmiştir.
  • 1908 Meşrutiyet’inden sonra Genç Kalemler dergisinin öncülüğünde edebî çevrede gelişen dilin sadeleştirilmesi hareketine karşı kayıtsız kalmamış; Serveti Fünûn’dan beri benimsemiş olduğu edebî dili savunmaya devam etmiştir.
  • Dili sadeleştirmek yerine dili zenginleştirmekten yana tavır takınmıştır. Bu konudaki görüşlerini Lisan-ı Osmani isimli kitabında dile getirmiştir. “Seninle ey müterennim Lisanı Osmanî / Seninle ben yazarım en bülend efkârı” dizeleri ile Osmanlıca’ya övgüler dizmiştir.
  • Servet-i Fünun topluluğunu içerden eleştiren ilk isim olmuştur. “Şiirimiz” isimli makalesinin Tevfik Fikret tarafından sansürlenmesinin ardından topluluktan ayrılmıştır. Böylece Servet-i Fünun topluluğunun dağılma süreci başlamıştır.

Bkz: Tevfik Fikret, Ali Ekrem Bolayır Tartışması



Eserleri

Şiir
Kasîde’i Askeriyye
Kırmızı Fesler
Rûh-ı Kemâl
Zılâl-ı İlhâm
Lisân-ı Osmânî
Ordunun Defteri
Ana Vatan
Şiir Demeti
Vicdan Alevleri

Tiyatro
Bâria
Yavuz Sultan Selim
Sükût
Mama Dadım Darılır

Monografi
Recaizade Mahmut Ekrem
Namık Kemal

Düz Yazı
Tarih-i Edebiyat-ı Osmaniyye
Lisan-ı Edebiyat
Nazariyyât-ı Edebiyye Dersleri
Şerh-i Mütûna Medhal
Lisanımız



İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.