Ahmet Kutsi Tecer Kimdir? Hayatı, Edebi Kişiliği, Eserleri

Hayatı

Ahmet Kutsi Tecer, 4 Eylül 1901 tarihinde Kudüs’te doğdu. Aslen Erzincanlıdır. Babası, Düyûn-ı Umûmiye reislerinden Abdurrahman Bey, annesi Hatice Hanım’dır. Ahmet Kutsi Tecer, ilköğrenimine doğduğu şehirdeki Fransız Frerler Okulu’nda başladı; babasının memuriyeti Kırklareli’ne nakledilince orada devam etti. İlk ve orta okulu Kırklareli’nde bitirdi. Lise öğrenimini İstanbul Kadıköy Sultânîsi’nde tamamladı. Liseden sonra Halkalı’daki Ziraat Yüksek Okulu’na girdi ve oradan mezun oldu. Bir yıl kadar İzmir’de bir akrabasının çiftliğinde çalıştıktan sonra İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi’nin Felsefe Bölümü’nde öğrenim görmeye başladı. Yüksek öğretmen Okulu bursuyla biyoloji öğrenimi görmek üzere Paris’e gönderildi. Yurda döndükten sonra Ankara Gazi Orta öğretmen Okulu ve Terbiye Enstitüsü’nde Türkçe – edebiyat öğretmenliği yapmaya başladı. Daha sonra Sivas Lisesi’ne tayin edildi. 1934 -1941 yıllan arasında Ankara’da Millî Eğitim Bakanlığı Yüksek Öğretim Şube Müdürü olarak çalıştı. Devlet Konservatuarı’nın kurulup teşkilatlanmasında rol oynadı. Talim Terbiye Kurulu üyeliği yaptı. 1941 ara seçimlerinde Adana’dan, 1942 genel seçimlerinde Urfa’dan milletvekilliğine seçildi. Milletvekilliği sona erince Gazi Eğitim Enstitüsü’ne felsefe öğretmeni olarak tayin olundu. 1950’de UNESCO Yürütme Komitesi Türk delegesi oldu. 1951’de yurda dönüşünde Galatasaray Lisesi edebiyat öğretmenliğine verildi. 1966 yılında emekliye ayrıldı. 22 Temmuz 1967’de İstanbul’da siroz hastalığından vefat etti.

Edebi Kişiliği

  • Şiir ve tiyatro türlerinde eserler vermiş, asıl ününü şiirleri ile kazanmıştır.
  • İlk şiirlerini Dergâh dergisinde ve Milli Mecmua’da yayınlamıştır. Bu şiirlerinde Beş Hececilerin izleri görülür.
  • 1930-1932 yılları arasında Ankara’da “Görüş” dergisini yayınlamıştır.
  • Şiirlerinde yer yer Anadolu halk motiflerini işleyen sanatçı, içten, duygulu memleket şiirleriyle tanınmıştır. Âşık tarzı söyleyişe yönelmiştir.
  • Memleket şiirleri dışında kalan manzumelerinde bireysel temaları işlemiştir. Aşk, vatan, tabiat, ölüm, yurt güzellikleri işlediği konulardır.
  • Bütün şiirlerinde hece ölçüsünü kullanmıştır. Kafiye, onun için vazgeçilmez bir unsurdur.
  • Dilde Millî Edebiyat Akımı’nın canlı dil, yaşayan Türkçe anlayışına kesin bir inançla bağlıdır ve bu bakımdan benimsediği tek örnek ve ölçü halk dilidir. Dili doğal ve canlı olduğu gibi, üslûbu da yalın ve yapmacıksızdır.
  • Sivas’ta halk şâirlerini ve Türk folklorunu yakından tanıdı. Hayatı boyunca severek uğraşacağı folklor çalışmalarına burada başladı. 1931’de “Halk Şairleri Bayramı” düzenleyerek Âşık Veysel, Talibi, Ali İzzet gibi yaşayan Sivaslı halk şairlerinin tanınmasına vesile oldu.
  • Ahmet Kutsi Tecer Atatürk’e olan bağlılığını ömrünün sonuna kadar da devam ettirmiştir. Cumhuriyet’in resmi görüş ve telkinlerinin dışına taşmamıştır.
  • 1931 yılında Halk Şairlerini Koruma Derneğini kurmuştur.
  • Nerdesin, Orda Bir Köy Var Uzakta” tanınmış şiirleridir.

Eserleri

Şiir
Şiirler

Tiyatroları
Koçyiğit Köroğlu
Köşebaşı
Satılık Ev
Bir Pazar Günü




NERDESİN

Geceleyin bir ses böler uykumu,
İçim ürpermeyle dolar:-Nerdesin?
Arıyorum yıllar var ki ben onu,
Âşıkıyım beni çağıran bu sesin.

Gün olur sürüyüp beni derbeder,
Bu ses rüzgârlara karışır gider.
Gün olur peşimden yürür beraber,
Ansızın haykırır bana:-Nerdesin?

Bütün sevgileri atıp içimden,
Varlığımı yalnız ona verdim ben.
Elverir ki bir gün bana, derinden,
Ta derinden, bir gün bana “Gel” desin.

HALAY

Çekin halay, çalsın durmadan sazlar
Çekin ağır ağır, halay düzülsün.
Süzülsün oyunlar, süzülsün nazlar
İnce beller, mahmur gözler süzülsün. Tutun kızlar tutun, birleşsin eller
Çalın sazlar çalın, kırılsın teller.
Dönün kızlar dönün, kıvrılsın beller
Uzun, siyah saçlar tel tel çözülsün. Bakışlar saçılsın kirpiğinizden
Kayan yıldızlar gibi geceki izden
Etekler içinde naz eden dizden
Üzülsün bu deli gönlüm üzülsün.
ILGAZ DAĞLARINDAN
Siz, ağaçlar, elbet beni bildiniz, 
Ben sizden ayrılmış yürür bir dalım.
Ey çamlar, köknarlar, ey yeşil deniz.
Ben kendi kendini sürür bir dalım. Kırığım, içimden çıkmaz bu acı,
Gün oldu başıma hasretin tacı,
Düşündüğüm zaman asıl ağacı,
İçimi yalnızlık bürür bir dalım. Ne sert kış ne gümrah ve gölgeli yaz,
Ne ılık meltemler, ne keskin ayaz.
Mevsimler derdime bir şifa olmaz,
Ben kökünden kopmuş çürür bir dalım.



İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.