Abdülhak Hamit Tarhan Kimdir? Hayatı,Edebi Kişiliği,Eserleri

Hayatı

2 Ocak 1852 tarihinde İstanbul’da doğmuştur. Tarihçi ve diplomat Hayrullah Bey ile Münteha Hanım’ın çocuğudur. Bebek’teki mahalle mektebinde ilk eğitimini aldıktan sonra bir süre Rumelihisarı Rüştiyesi’ne devam etti, daha sonra evde özel dersler alarak yetişti. On yaşındayken gittiği Paris’teki öğrenimini İstanbul’da Robert Koleji’nde tamamlamıştır. Henüz çocuk yaşta iken Bab-ı Ali Tercüme Odası’nda kâtip olarak çalıştı. Daha sonra Tahran büyük elçiliğine atanan babasıyla birlikte İran’a gitmiş, burada Farsça öğrenerek İran edebiyatını yakından tanıma fırsatı bulmuştur. Daha sonra Paris, Bombay, Lahey, Brüksel elçiliklerinde bulunmuştur. 1914’te görevden alınmış, döndüğü İstanbul’da bir süre işsiz kalmış, 1914’te Meclis-i Âyân üyeliğine getirilmiştir. Mütareke yılarını Viyana’da yoksulluk içinde geçirmiş, Cumhuriyet’in ilanından sonra yurda dönerek üç dönem İstanbul milletvekilliği yapmıştır. 12 Nisan 1937’de İstanbul’da vefat eden Abdülhak Hamit Tarhan, Zincirlikuyu Mezarlığı’na defnedilmiştir.

Edebi Kişiliği

  • Tanzimat edebiyatı ikinci dönem sanatçılarındandır.
  • Türk edebiyatına getirdiği yeniliklerle döneminde eski-yeni tartışmasının odak noktası olmuş, değeri çok tartışılmış, kendisini sevenlerce Şair-i Azâm (en büyük şair) unvanıyla anılmıştır.
  • Hayallerinin zenginliği, duygularının çeşitliliği ve sıcaklığı ile Tanzimat döneminin en renkli sanatçısıdır.
  • Yayımlanan kırka yakın eserinin yirmi biri tiyatro türünde olup geri kalanı şiirdir.
  • Şiirlerinde en çok aşk, doğa, ölüm temalarına yer vermiş; lirik, felsefi şiirler yazmıştır.
  • Gözleme dayanmayan bir kır ve köy hayatının övgüsü olan “Sahra”, pastoral şiirin edebiyatımızdaki ilk örneği sayılır.
  • Eşi Fatma Hanım’ın ölümü üzerine yazdığı mersiye niteliğindeki “Makber” adlı uzun şiiri, Türk şiirinde metafiziğin ve serbest düşünmenin başlangıcı sayılır.
  • Tiyatro eserlerini oynanmak için değil, okunma için yazmış; bu yüzden sahne dili ve tekniğine kayıtsız kalmıştır.
  • İkisi dışında (Sabr u Sebat, İçli Kız) tiyatro eserlerinin konularını tarihten ya da yabancı toplumların hayatlarından almış ve bu tercihini “milli tiyatro” anlayışıyla açıklamıştır. Ona göre, yerli hayatı konu alan bir eser, bilineni tekrarlamaktan başka bir şey yapmaz. Tiyatrolarında karakter tahliline önem vermiş; bireyin çeşitli tutkularını ele almıştır. Dil ve anlatımın savrukluğu, karmaşıklığı, çoğu zaman açıklık ve yalınlıktan uzaklığı, eserlerindeki zengin içeriğe gölge düşüren en önemli kusurlarıdır.
  • Shakespeare, Victor Hugo gibi yazarlardan etkilenen Hamit’in bütün eserlerinde romantizm akımının etkisi görülür.

Eserleri

Şiir
Sahra
Makber
Ölü
Hacle
Bir Sefilenin Hasbihali
Bâlâ’dan Bir Ses
Validem
İlham-ı Vatan
Tayflar Geçidi
Ruhlar
Garâm
Arziler
Bir Sefilenin Hasbihalinden
Kürsî-i İstiğrak
Bunlar O’dur
Divaneliklerim yahut Belde
Külbe-i İştiyak

Tiyatro
İçli Kız
Nesteren
Sabr-ü Sebat
Duhter-i Hindu
Nazife yahut Feda-yı Hamiyet
Tarık yahut Endülüs Fethi
Eşber
Zeynep
Macera-yı Aşk
İlhan
Turhan
İbn-i Musa yahut Zatülcemal
Sardanapal
Abdullah-i Sagir
Finten
İbni Musa
Yadigar-ı Harb
Hakan



İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.