1950 – 1980 Yılları Arası Türk Tiyatrosu

1950 – 1980 Yılları Arası Türk Tiyatrosu önemli gelişme kaydetmiştir. 1950’li yıllardan başlayarak Türk tiyatrosu büyük bir değişim ve gelişim sürecine girmiştir. Bu yıllarda İstanbul Şehir Tiyatroları toparlanmaya başlamış, Devlet Tiyatroları kurulmuş, özel tiyatrolar İstanbul dışında da yaygınlaşmış, üniversite düzeyinde tiyatro eğitimi gündeme gelmiş, tiyatro yazarlığı ve eleştirisi köklü ve kurumsal bir nitelik kazanmıştır. Tüm bunlar da tiyatromuzun gelişmesinde önemli rol oynamış, tiyatromuza büyük bir yenilik ve dinamizm getirmiştir. Yazar sayısı artmış, konular çeşitlenmiştir.

Bkz: 1923 – 1950 Yıllarında Tiyatro Eserleri, Konuları ve Yazarları

1950’li Yıllar Türk Tiyatrosu

  • 1950’li yıllarda tiyatronun ele aldığı konuların başında köy sorunları gelir. Köylerdeki geri kalmış ve yoksul bir yaşama mahkum edilmiş insanların dramı ele alınırken ağa-köylü ilişkisi ve ağaların yanlış tutumları ortaya konmuştur. Cahit Atay Pusula adlı oyununda, Necati Cumalı Susuz Yaz’da, Nazım Kurşunlu Toprağın Kurbanları’nda, Zeki Özturanlı Batak Gölü’nde ağalar ve köylüler arasındaki sorunlar ve çatışmaları ele almış, köylünün yoksulluğunu gözler önüne sermişlerdir.
  • Tiyatromuzda sıkça ele alınan bir başka konu da evlilikler, aile sorunları ve toplumsal dengenin bozulmasıdır. Orhan Asena’nın Yalan, Ahmet Muhip’in O Böyle İstemezdi, Sabahattin Kudret Aksal’ın Bir Odada Üç Ayna, Tersine Dönen Şemsiye ve Kahvede Şenlik Var adlı oyunlarında aile içindeki sorunlar, evliliklerdeki çıkar çatışmaları, anne-babalar ile çocukları arasındaki iletişim kopuklukları irdelenmiştir.
  • Eğitimin önemi ve yanlış eğitimin kuşaklar üzerindeki olumsuz etkilerini ele alan, yol gösterici nitelikler taşıyan oyunlar yazılmıştır. Rıfat Ilgaz Hababam Sınıfı’ndan hareket ederek eğitimdeki düzensizlikleri sergilemiştir.
  • Batılılaşma ve modernleşmenin yarattığı sıkıntılar, genç kuşak ve yaşlı kuşak arasındaki karşıtlıklar bu dönemde tiyatroda ele alınan başlıca konular olmuştur. Kimi yazarlar modern yaşam biçimine karşı gelenekseli savunmuş, kimisi Batılı olmayı yüzeysel algılayan kişileri eleştirmiş, kimisi de modern yaşam biçimini savunmuştur. Cevat Fehmi Başkut Küçük Şehir, Harput’ta Bir Amerikalı oyunlarında, Turgut Özakman Pembe Evin Kaderi ve Kaneviçe’de, Refik Erduran Cengiz Han’ın Bisikleti’nde, Haldun Taner Dışardakiler ve Fazilet Eczanesi’nde Batılılaşma ve modernleşme konularını ele almışlardır.
  • Bu dönemin oyun yazarlarının üzerinde durduğu önemli konulardan biri de ekonomik sorunlar olmuştur. II. Dünya Savaşı’nın yarattığı buhranın ardından gelen ekonomik durum, savaş vurguncuları, karaborsacılar, ticaretin yeni bir yöne evrilmesi, köyden kente yapılan göç artışı ve yarattığı maddi zorluklar oyunlarda sık sık ele alınmıştır. Reşat Nuri’nin Balıkesir Muhasebecisi, Nazım Hikmet’in Enayi ve Yusuf ile Menofis adlı oyunları bu konuyu ele alan başlıca eserleridir.
  • Tarih, efsane ve masal ekseninden hareketle bireysel ve toplumsal sorunlara evrensel bir bakış açısıyla yaklaşmaya yönelik oyunlar da kaleme alınmıştır. Nazım Hikmet’in Ferhat ile Şirin, Nazım Kurşunlu’nun Fatih, Orhan Asena’nın Tanrılar ve İnsanlar, Hürrem Sultan, Güngör Dilmen’in Midas’ın Kulakları adlı oyunları böyle bir içeriğe sahiptir.



1960’lı Yıllar Türk Tiyatrosu

  • 1960’lı yılların en önemli toplumsal değişimlerinden biri de köyden kente yapılan göç olgusudur. Kentlerdeki sanayileşme, işçi ve insan gücüne ihtiyaç duymakta, bu durum da kentlere bir göç yaratmaktadır. Daha iyi bir yaşam sürme isteği yüz binlerce insanı kentlere taşımıştır. Göç, sadece köyden kente olmamış, başta Almanya olmak üzere Avrupa ülkelerine de yönelmiştir. “Gurbetçi” kavramı da böyle ortaya çıkmıştır. Parçalanan aileler, değişen değer yargıları ve yaşam biçimleri, kültürel yapıdaki yozlaşma, gecekondu olgusu, tiyatronun da ele aldığı konular olmuştur. Vasıf Öngören’in Almanya Defteri, Mehmet Akan’ın Ham Hum Şarolop, Haldun Taner’in Gözlerimi Kaparım Vazifemi Yaparım, Cevat Fehmi Başkut’un Buzlar Çözülmeden, Recep Bilginer’in İsyancılar, Haldun Taner’in Keşanlı Ali Destanı, Oktay Rıfat’ın Çil Horoz adlı oyunları; gecekondu yaşamı, bireylerin çıkmazları ve özlemleri, yozlaşan değerler, kültürel yapıdaki bozulma, çarpık kentleşme, kente gelen köylünün yalnızlığı ve geçim sıkıntısı, gurbet olgusu üzerinde duran başlıca oyunlardır.
  • Altmışlı yılların oyun yazarları, toplumun genelinin sesine kulak veren, şikayetlerini dile getiren eserler yazmışlardır. Toplumsal düzenin bozukluğu, insanların bu düzenin dışında kalan ve düzene baş kaldıran kahramanlara umut bağlaması biçiminde tiyatro yapıtlarına yansımıştır. Bu kahramanlardan bazıları Şeyh Bedrettin, Keşanlı Ali, Atçalı Kel Mehmet, Kerpiç Memet, Pir Sultan Abdal’dır. Bunlar bozulan düzeni yeniden kurmak, adaletsizliklere son vermek üzere yaratılmış kahramanlardır.
  • 1960-1970 yılları arasında Devlet Tiyatroları’nda 84 yerli, 118 yabancı, 10 çocuk oyunu sergilenerek Türk tiyatrosu büyük bir canlılık kazanmıştır. Bu yıllar özel tiyatrolar açısından da bir atılım dönemi olmuştur. Bunlardan akla ilk gelenler Kenter Tiyatrosu, Dormen Tiyatrosu, Ankara Sanat Tiyatrosu, Dostlar Tiyatrosu adlı topluluklardır.
  • 1960’lı yılların önemli bir özelliği de “kabare tiyatrosu” örneklerinin verilmesidir. Geleneksel Türk tiyatrosuyla epik tiyatro anlayışının harmanlanmasıyla oluşan kabare örnekleri bu dönemde verilmiştir. Devekuşu Kabare Tiyatrosu bu dönemde açılmıştır.
  • 1960’lı yıllarda Türk tiyatrosunda Oktay Rifat, Haldun Taner, Güngör Dilmen, Turan Oflazoğlu, Sermet Çağan, Turgut Özakman, Vasıf Öngören, Melih Cevdet Anday, Adalet Ağaoğlu, Orhan Asena, Refik Erduran göze çarpan önemli isimler olmuştur.

1970’lı Yıllar Türk Tiyatrosu

  • 1970’li yıllarda Brecht’in yarattığı epik tiyatronun etkisi sürmüş, dönemin yazarları geleneksel tiyatroyu epik öğelerle biçimlendiren oyunlar yazmışlardır. Oktay Arayıcı’nın Rumuz Goncagül, Bir Ölünün Toplumsal Anatomisi, Başar Sabuncu’nun Çark ve Zemberek oyunları epik tiyatronun etkisiyle yazılan örneklerdendir.
  • Haldun Taner’in öncülüğünde kurulan Devekuşu Kabare Tiyatrosu için Vatan Kurtaran Şaban, Astronot Niyazi, Ha Bu Diyar, Yalan Dünya gibi oyunlar bu yıllarda yazılmış ve sahnelenmiştir.
  • 1970’li yıllarda yazarlar güncel, toplumsal ve politik olaylar üzerinde durmuş, yaşadıkları dönemi bir belgesel gibi oyunlarına yansıtmışlardır. Bu dönemde bireysel konulardan çok toplumsal konulara yönelme ağırlık kazanmış, yazarlar toplumsal duyarlılığa önem vermişlerdir. Döneme egemen olan toplumcu bakış açısı, tiyatroda ortaklaşa oyun yazma, grup yazarlığı düşüncesini de doğurmuştur.
  • Türk toplumunun yaşadığı sanayileşme süreci, emek-sermaye çatışması, işçi örgütlenmeleri, sömüren-sömürülen karşıtlığı bu dönemin tiyatro eserlerinde ele alınan başlıca konular olmuştur. Ahmet Oktay’ın Kurt Dişi, Vasıf Öngören’in Zengin Mutfağı, Ömer Polat’ın 804 İşçi, İsmet Küntay’ın 403. Kilometre adlı tiyatroları bu konuları ele alan örneklerden bazılarıdır.
  • 1970’li yıllarda köyler, modern hayatın nimetlerinden yoksun, çok kötü şartların hüküm sürdüğü yerler olarak tiyatro eserlerine yansımıştır. Köydeki toplumsal değişikliği ve köy sorunlarını ele alan başlıca tiyatro oyunları şunlardır: Turan Oflazoğlu’nun Elif Ana, Recep Bilginer’in Sarı Naciye, Orhan Asena’nın Toroslardan Öteye, Necati Cumalı’nın Yaralı Geyik, Ömer Polat’ın Aladağlı Mıho, Fazıl Hayati Çorbacıoğlu’nun Erkek Satı, Nezihe Araz’ın Bozkır Güzellemesi.
  • 1970-1980 dönemi içinde tarihsel ve mitolojik konulu oyunlar da yazılmış, tarihe başvurma 70’li yılların ikinci yarısında iyice ağırlık kazanmaya başlamıştır. Güncel olanların yıpratıcı etkisinden yorgun düşen birçok yazarımız tarihsel oyunlar kaleme almıştır. Turan Oflazoğlu’nun Kösem Sultan, Genç Osman, Turgut Özakman’ın Fehim Paşa Konağı, Haldun Taner’in Sersem Kocanın Kurnaz Karısı, Orhan Asena’nın Şili’de Av, Ölü Kentin Nabzı, Güngör Dilmen’in Midas’ın Kördüğümü, Deli Dumrul, Recep Bilginer’in Yunus Emre, Tarık Buğra’nın İbiş’in Rüyası adlı eserleri bu konuda akla gelen örneklerden bazılarıdır.



İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.