Anlatım Bozuklukları Konu Anlatımı

ANLAMSAL BOZUKLUKLAR

1. Gereksiz Sözcük Kullanımı

İyi ve doğru bir cümlenin en önemli özelliği duruluktur. Duruluk duygu ve düşüncelerimizi gerektiği kadar sözcükle anlatmaktır. Cümlenin açıklığını ve anlaşılırlığını etkilemeyip cümlede daralma ve bozulmaya yol açmayan her kelime, o cümle için gereksizdir.

Cümle içinde fazladan sözcük kullanılması akıcılığı engeller. Akıcı olmayan bir anlatım da gerekli ilgiyi çekmeyeceği için amacına ulaşamaz. Gereksiz kelime kullanma yanlışları içinde eş anlamlı kelimeleri kullanmak, anlam karşılandığı halde fazladan kelime kullanmak, kelime tekrarına düşmek başlıkları vardır.

Eş anlamlı kelimeleri bir arada kullanmak anlatım bozukluğu oluşturur:

  • Tarihinin en zor ve çetin dönemecinden geçtiği kesin.
  • Sosyeteyle de ahbaplık kurmaya kalkışmam… Fakir doğdum, yoksul büyüdüm.
  • Çikolata bu, ilgi alâka ister…
  • İkisi arasında nüans değil, fark var.
  • Bizden biri, içten ve samimi!

Anlam karşılandığı halde fazladan kelime kullanmak anlatım bozukluğu oluşturur:

  • Tabelasız durak yerlerine tabela takılacak.
  • “Beyefendi…” demiş görevli memur; burası polis merkezi değil.
  • Sel felaketi yaşayan bölgeye, bir yılda yağan yağışın üçte ikisinin iki günde yağdığı tespit edildi.
  • İşe ilk başladığım günden beri hemen herkesle görüşüyorum.
  • Mahkeme sırasında, kendisini beklenmedik sürprizlerle gelişen garip bir entrikanın içinde bulacaktır. 
  • Ben, senin beni sevebilme ihtimalini sevdim.

Kelime tekrarına düşmek anlatım bozukluğu oluşturur:

  • Bu yıl okuyacağımız dersler arasında ortak dersler denen dersler de varmış.
  • Geçen Ramazan Bayramı’nda Oktay’ı, Oktay’ın köydeki amcasını ve Oktay’ın büyük kardeşini de ziyaret ettik. Babam geldi ve çantasını köşeye bıraktı ve koltuğa oturdu.

2. Sözcüğün Yanlış Anlamda Kullanılması

Anlam ve dil bilgisi bakımından cümlede uygun sözcüğün kullanılmaması anlatım bozukluğuna sebep olur.

Örnekler:

  • O arabayı almak istiyorsan bazı isteklerinde kesinti yapmalısın.
    “Kesinti” kelimesi anlam bakımından cümleye uymamaktadır. “Bazı isteklerinden fedakarlık yapmalısın.” şeklinde kullanılmalıdır.
  • İnsanın kendisine özverisi olursa başaramayacağı şey yoktur.
    “Özveri” kelimesi cümleye uymamaktadır. Bunun yerine “güven” kelimesi kullanılabilir.
  • Başarı, insanın yapabileceği ve onu elde etmek için çabaladığı bir kavramdır.
    “Yapabileceği” kelimesi cümleye uymamakta ve bozukluğa sebep olmaktadır. ‘Başarı’ yapılmaz, elde edilir.
  • Böyle bir hastalığa yakalananların ölme şansı çok yüksek.
    “Şans kelimesi olumlu durumlar için kullanılır. Burada “ihtimal”kelimesi kullanılmalıydı.

3. Deyimlerin ve Atasözlerinin Yanlış Kullanımı

Deyimler ve atasözleri belli bir kalıp içinde biçimlendirilmiş olan söz birimleridir. Deyimler ve atasözlerindeki sözcüklerin yerine yakın ya da eş anlamlılarını kullanmak, sözcüklerin sırasını değiştirmek bu söz birimlerinin niteliğinin bozulmasına sebep olur. Yine deyimin ya da atasözünün anlamca uygun olmayan bir cümlede kullanılması anlatım bozukluğuna yol açar.

Örnekler:

  • “Gönülsüz yenen yemek, ya karın ağrıtır, ya kafa.”

Atasözlerindeki kelimelerin yerine eş anlamlılarını kullanmak anlatım bozukluğuna yol açar. “Gönülsüz yenen aş, ya karın ağrıtır, ya baş.” biçiminde olmalı.

  • “Vermeyenin bir yüzü, isteyenin iki yüzü kara.”

Atasözlerindeki sözcüklerin yeri değiştirilemez; çünkü atasözleri kalıplaşmış sözlerdir. “İsteyenin bir yüzü, vermeyenin iki yüzü kara” biçiminde olmalı.

  • “Çocuk, suyu devirmiş kediye döndü.”

Deyimler de kalıplaşmış sözler olduğu için onlardaki sözcüklerin değiştirilmesi de anlatım bozukluğuna yol açar. Deyim, “Süt dökmüş kediye döndü” biçiminde kullanılmalı.

  • “Yağmur kovadan boşanırcasına yağıyordu.”

“Yağmur bardaktan boşanırcasına yağıyordu” şeklinde olmalı.

  • Yapılan bütün uyarılara rağmen yollar, bugün de “kan gölüne bulandı.”

Cümlede kan gölüne dönmek ile kana bulanmak deyimleri bir arada düşünülmüş, karışıklığa yol açmıştır.

4. Mantık ve Sıralama Hatası 

İyi ve doğru bir cümlenin mantık açısından doğru olması gerekir. Mantık hatası olan bir cümle kendi içerisinde tutarlı değildir ve anlatım bozukluğu oluşturur.

Örnekler:

  • Bugüne kadar Türkiye’nin yapacağı en büyük organizasyon olacak.

“Bugüne kadar” kelime grubu belirtilen sürecin geçmişte olduğunu gösterir. Geçmişteki bir süreç için “yapacağı” ifadesinin kullanılması doğru değildir, ”yaptığı” şeklinde olmalıdır.

  • Geleneksel şiir dinletimizin ilkine hoş geldiniz.

İlk defa yapılan bir şey geleneksel olmamıştır. Cümledeki mantık hatası “gelenekselleştirmeyi düşündüğümüz…” şeklinde düzeltilebilir.

  • Eğrisiyle doğrusuyla çok doğru şeyler yapıyorlar.

Eğrisiyle doğrusuyla yapılan bir iş çok doğru yapılamaz. Bu cümle tutarlı bir cümle değildir.

Birden fazla unsur birbiriyle karşılaştırılacağı zaman ya da bu unsurlar arasında bir sıralama söz konusu ise bunun dil bilgisi ve anlam açısından doğru bir şekilde yapılması gerekir. Karşılaştırma ya da sıralama yanlışları mantık hatasından ve anlam belirsizliğinden kaynaklanabilir.

Örnekler:

  • Sen futboldan, benden daha çok hoşlanırsın.

Bu cümle birden fazla anlama gelmektedir. İkimiz de futboldan hoşlanıyoruz anlamı çıkartıldığı gibi futbola olan sevgin bana olan sevginden daha çok anlamı da çıkartılmaktadır.

  • Beyin zarı iltihapları iyi tedavi edilmezse ölüme hatta sara nöbetlerine yol açabilir.

Bu cümlede sıralama yanlışlığı vardır. “Sara nöbetlerine hatta ölüme….” biçiminde olmalı.

  • Bırakın patates doğramayı yemek bile yapamaz.

Cümlede sıralama yanlışlığı vardır. Cümle “Bırakın yemek yapmayı, patates bile doğrayamaz.” şeklinde kurulmalıdır.

5. Anlamca Çelişen Sözcüklerin Kullanılması

Anlamca birbirini tutmayan, birbiriyle ters düşen sözlerin aynı ifade içerisinde kullanılması çelişkiye yol açar. Birbiriyle çelişen sözlerin aynı ifade içerisinde kullanılması cümlenin açıklık niteliğinden uzaklaşmasına sebep olur.

Örnekler:

  • Müfettişlik sınavını kesinlikle kazanırım herhalde.
  • Güneşin batışını, günaşırı bu kıyıda her akşam seyrederdim.
  • Kuşkusuz duyduğum onun sesi olmalı.
  • Kısmen de olsa kendimi ona karşı tamamen sorumlu hissediyorum.

6. Sözcüğün Yanlış Yerde Kullanılması

Cümle içerisinde önce kullanılması gereken unsurların sonra, sonra kullanılması gereken unsurların önce bulunması anlatım bozukluğuna sebep olur. Sözcüğün cümle içerisinde yanlış yerde kullanılması anlatımın kapalı, bulanık olmasına; farklı bir anlamın ortaya çıkmasına yol açar.

Türkçe’de nitelik ve nicelik bildiren sözcükler bulundukları yere göre göreve girer. Başka bir deyişle Türkçe’de, Batı dillerinde olduğu gibi yalnızca sıfat, yalnızca zarf olan sözcükler yoktur. Diyelim aynı “iyi” sözcüğü, ‘insan’ın yani bir adın önündeyse sıfat, “koşuyor” eyleminin önündeyse belirteç görevinde kullanılmıştır. İşte bu özellik, sözcükleri koyduğumuz yere de dikkat etmeyi gerektirir.

Örnekler:

  • Gazetemiz, herkesi ücretsiz üniversite sınavına hazırlıyor.

Cümlede zarf olarak kullanılan ‘ücretsiz’ sözcüğünün üniversite isminden önce getirilmesi sıfat gibi düşünülmesine ve yanlış anlamaya yol açıyor. ‘Ücretsiz’ sözcüğü fiilden önce getirilmeli.

  • Bir başka ülkemizin sorunu da gençliğe gereken önemin verilmeyişidir.

“Ülkemizin bir başka sorunu da gençliğe gereken önemin verilmeyişidir.” şeklinde olmalıdır; aksi takdirde cümle farklı bir anlama gelmektedir.

  • Konuşma dilini en iyi yazıya aktaran Orhan Veli’dir.

‘En iyi’ kelime grubunun yeri değiştirilip fiilimsiden önce getirilmesi gerekir. “Yazıya en iyi aktaran…” biçiminde olmalı.

7. Anlam Belirsizliği

Cümleden farklı anlamların çıkması ve bu yargılardan hangisinin iletilmek istendiğinin anlaşılamaması, belli olmaması durumudur. İyi ve doğru bir cümlede anlam açık ve net olmalıdır. Cümlenin farklı biçimlerde yorumlanabilmesi o cümlenin açıklık özelliğinden uzak olduğunu gösterir.

Bir anlatımdan tek anlamın çıkması, vericinin (söyleyen, yazan) ve alıcının (dinleyen, okuyan) tek anlamda birleşmesidir. Edebiyattaki yoğunluk kavramı (yoruma elverişlilik, çok anlamlılık, derin anlamlılık…) ile karıştırılmamalıdır.  Açıklık, iletilmek istenenin söylenmesi, sunulmak istenen anlamla dilsel göstergelerin ilettiği anlamın çakışması demektir.

Örnekler:

  • Kardeşiyle eşini öldüren kadın tutuklandı.

Bu cümleden kadının hem eşini hem kardeşini öldürdüğü anlamı çıkartılırken, bir de kardeşinden yardım alarak eşini öldürdüğü anlamı çıkartılmaktadır.

  • Tevfik Fikret, 100. doğum yıldönümünde törenlerle anıldı.

Bu cümlede Tevfik Fikret’in doğumunun 100.yılında törenlerle anıldığı anlatılmak istenmiş; ancak cümleden Tevfik Fikret’in yüzüncü kez doğduğu anlamı çıkartılmaktadır.

  • Yedi aylık iş adamı sevgilisinden ayrıldı.

Bu cümleden iş adamının yedi aylık bebek olduğu ve iş adamının görevini yedi aydır sürdürdüğü anlamları çıkartılmaktadır.

 

Noktalama işaretleri anlatımın doğru ve eksiksiz olması için şarttır. Noktalama yanlışlarının büyük bir kısmı virgülle ilgilidir. Noktalı virgül de anlam karışıklığına neden olabilir.

Örnekler:

  • Yaralı çocuğu bir yerlerden tanıyor gibiydi.
  • Öğretmen okulundaki çiçekleri suladı.

YAPISAL BOZUKLUKLAR

1. Özne – Yüklem Uyumsuzluğu

Türkçede özne genellikle yalın durumda bulunur. Özne yalın durumda değilse ya da özneyle yüklem arasında teklik-çokluk veya kişiler bakımından uyum yoksa özne-yüklem uyumsuzluğu ortaya çıkar.

Özne kaçıncı şahıs ise yüklem de o şahısla çekimlenir. Aksi halde anlatım bozukluğu oluşur:

  • Gazetedeki yazısında sorduğu soruyla biz ve Avrupa karşı karşıya kalıyor. (“kalıyoruz” olmalı)
  • Ne ben ne sen ne de o bu problemi çözebilir. (“çözebiliriz.” olmalı)
  • Topluluk bildiren sözcükler özne olarak kullanıldığında yüklem tekil olmalıdır:
  • Millet biz keçi sürüsü değiliz, diyorlar. (-lar atılmalı)

Çokluk ifade eden kişi zamirlerinin özne olduğu cümlelerde yüklem tekil olur:

  • Kimler iki gün boyunca dünya ekranlarına geldiler? (-ler atılmalı)

Özne; “birkaç, herkes, hiçbir” gibi belirsizlik zamiri ise yüklem daima tekil olur. Belgisiz zamirlerin, belgisiz sıfatların çoğulları özne olduğunda veya öznede sayı sıfatı bulunduğunda yüklem tekil olur:

  • Bazıları işin ciddiyetinin farkında değiller. (-ler eki atılmalı)
  • Yüz yolcu hava limanında beklediler. (-ler eki atılmalı)
  • Her işçi kendi haklarını savunmalıdırlar. (-lar eki atılmalı)

2. Yüklem (Fiil) Eksikliği

Birleşik, sıralı ve bağlı cümlelerde, cümlelerin birindeki eylemin eksikliği, sıralanan ögeler aynı eyleme bağlandığı için anlam bozukluğuna yol açar.

  • Yaygın bir üne (sahip olmasına) ve kendi adıyla anılan bir âşık kolunun kurucusu olmasına rağmen Emrah’ın sadece doğum ve ölüm yerlerini bilebiliyoruz.
  • Hoca beni (tanıyor), ben de kendisini tanıyorum.
  • Partide meyve suları (içildi), kekler, pastalar yendi.

3. Öge Eksikliği

Özne Eksikliği

Uzun cümlelerde, özellikle de art arda sıralanan sıralı, bağlı ve birleşik cümlelerde sık karşılaşılan bir yanlışlıktır. Cümlelerin birinin öznesi, diğer cümlelerinkiyle ortakmış gibi görünebilir. Her fiilin yapanı yani cümlenin öznesi belirtilmelidir.

  • Çocukların adları neydi ve (çocuklar) ne durumdaydılar?
  • Kitabın kapağı büyük yankı uyandırmış, (kitap) satış rekorları kırmıştı.
  • Bütün dergilerin sayısı azalıyor, (dergiler) okunmaz oluyor.

Nesne Eksikliği

Diğer öge eksiklerinde olduğu gibi uzun cümlelerde, sıralı, bağlı ve birleşik cümlelerde görülür.

  • Bunu anlamanın yolu yazmaya başlamak ve (yazmayı) sürdürmektir.
  • Tasarımın belirlenen yerlerine resim, şekil yapınız ve (tasarımları) renklendiriniz.
  • Günlerdir ne eve gitmişsin ne (evi) aramışsın.

Dolaylı Tümleç Eksikliği

Uzun, sıralı, bağlı veya birleşik cümlelerde ortak öge zannıyla cümlede dolaylı tümleç eksik bırakılmaktadır. Eksik ögeyle kurulan cümlelerin kuruluşları yanlış, anlatımları bozuktur.

  • Uzaylıları taşlamayalım, (onlara) çiçek verelim.
  • Cebrail, sabahın kör karanlıklarında evden çıkıyor, gecenin bir vaktinde (eve) dönüyordu.
  • Buna ancak okurlar karar verir ve (bunu) uygular.

Zarf Tümleci Eksikliği

Sıralı, bağlı ve birleşik cümlelerde ilk cümlelerde belirtilen zarf tümleci, sonraki cümlelerde söylenmeden geçilmektedir. Bu yüzden de cümlede zarf tümleci eksikliği meydana gelmektedir.

  • Onu her zaman destekledim, (hiçbir zaman) savunmasız ve yalnız bırakmadım.

Edat Tümleci Eksikliği

Birleşik, sıralı ve bağlı cümlelerde aynı tümleci almayan, birincisi nesne veya dolaylı tümleç alan, ikincisi ise edat tümleci alması gereken yüklemler için ortak tümleç kullanılması anlatım bozukluğuna neden olur.

  • Belki kafasından geçenleri söyleyecekti bana, (benimle) düşüncelerini paylaşacaktı.
  • Yeni yetişen sanatçılara yardım eder, (onlarla) ilgilenirdi.
  • Bir daha seni görmek ve (seninle) karşılaşmak istemiyor.

4. Tamlama Yanlışları

Tamlamalardaki kuruluş yanlışlıkları daha çok tamlama ögelerinden birinin eksikliği, tamlayan-tamlanan uyumsuzluğu, tamlama eklerinin eksikliği ya da fazlalığı, isim ve sıfatın ortak tamlanana bağlanması biçiminde görülmektedir.

  • Kütüphanemizde tarih ve kültürel araştırmalar yapılmaktadır.

Bu cümlede “tarih” ismi ile “kültürel” sıfatı, ortak tamlanan olan “araştırmalar” sözcüğüne bağlanmıştır. Oysa “kültürel araştırmalar” doğru bir tamlama iken “tarih araştırmalar” yanlış bir tamlamadır. Doğrusu:

  • Kütüphanemizde tarih araştırmaları ve kültürel araştırmalar yapılmaktadır.

Benden başkasını özler, kokusunu duyar, düşünür.
“Kokusunu” sözcüğünün tamlayanı eksiktir. Doğrusu şu şekilde olmalıdır: Benden başkasını özler, başkasının kokusunu duyar, düşünür.

  • Birinden dükkân, ev ve arkasındaki bostanımsı bahçe kaldı.

Cümlede tamlayan eksikliği vardır. Neyin arkasındaki bahçeden bahsedildiği belli değildir. “evin arkasındaki…” şeklinde olması gerekir.

  • Bunda ne senin ne de benim kabahatim var.

Cümlede tamlanan eksikliği vardır. Doğrusu: “ne senin kabahatin ne benim kabahatim…”

  • Siyasi ve ekonomi ilişkileri çıkmaza girdi.

Siyasi ve ekonomi sözcükleri aynı tamlanana bağlanamaz. Cümlede tamlanan eksikliği vardır. Cümle “Siyasi ilişkiler ve ekonomi ilişkileri çıkmaza girdi.” şeklinde olmalıdır.

  • Bizim şanssızlığımız başlıca sistemimiz olmayışı.

Cümlede tamlayan eki eksikliği vardır. Doğrusu: “sistemimizin olmayışı”

  • Fotoğraf kulübesinin aynada görüyor kendini.

Cümlede tamlanan eki eksikliği vardır: Doğrusu: “ fotoğraf kulübesinin aynası…”

  • Sergilenen eserlerden tümü, sanatseverlerin beğenisini kazandı.

Tamlayan ekinin yerine “–den” ekinin kullanılması yanlıştır. Doğrusu: “Eserlerin tümü…”

  • “Turizm eski bakanlarından birinden öğrendiğime göre…”

Tamlama “Eski turizm bakanlarından…” şeklinde olmalıdır; çünkü “eski” sıfatı “turizm bakanı” tamlamasının sıfatı konumundadır.

  • Babam inşaat yüksek mühendisidir.

Tamlama üstteki örnekle aynı sebepten, “yüksek inşaat mühendisi” şeklinde olmalıdır.

5. Ek Yanlışları

Gereksiz ek kullanımı: Cümleye herhangi bir anlam katmayan, cümledeki bir sözcük veya ek tarafından kapsanan, cümleden çıkarıldığında cümlenin anlamında bir daralma ya da bozulmaya neden olmayan ekler gereksizdir.

  • Onunla konuşaraktan bir lokantaya girdim. (konuşarak)

Cümlede, bu ekin kullanılmasını gerektiren bir anlam olmadığı gibi bu ekin çıkarılması da cümlenin anlamında bir bozulma ya da daralmaya neden olmaz.

  • Tekerleklerin rayları döverken çıkardıkları tıkırtılar gittikçe uzaklaştı ve sonra duyulmaz oldu. (çıkardığı)

“Tekerleklerin çıkardıkları” tamlamasında, tamlanana getirilen “- lar” çokluk eki gereksizdir. Çünkü tamlayan zaten çoğul eki almıstır ve tamlanana getirilen çokluk ekinin cümlenin anlamına hiçbir katkısı yoktur.

  • “… herkesler yattıktan, el ayak çekildikten sonra …” (herkes)

“Herkes” kelimesi bir bütünün tamamını karşılayan, çokluk ifade eden bir belgisiz zamirdir. Çokluk ifade eden bir zamire “- ler” çokluk ekini getirmek doğru değildir.

Ek eksikliği: Türkçe’de kelimenin sonuna gelen ekler kelimelerin anlamlarını ve görevlerini belirlediği için bu eklerin yazılmaması, düşürülmesi anlatım bozukluğuna neden olur.

  • Bir daha yıla orta ikiye geçeceğim.

Burada “bir daha yıla” tamlamasında sıfat yapım eki olan “- ki” ekinin düşürülmesi anlatım bozukluğuna yol açmıştır. Kelime “dahaki” şeklinde yazılmalıdır.

  • Ona kalırsa durum daha iyi anlayabilmek için çok fazla araştırma yapmak gerekiyor.

Durum kelimesi “durumu” şeklinde yazılmalıdır. Aynı zamanda nesne – yüklem uyumsuzluğu da kabul edilebilecek bu yanlış ek eksikliğinden kaynaklanmaktadır.

Yanlış Ek Kullanımı: Türkçe’de bir ekin yanlış biçimde kullanılması anlatım bozukluğuna neden olur.

  • Bununla hasta anamı şehre, hekime götürecekmiş. Bu niyete biriktirmiş parayı.

Cümlede geçen “niyete” sözcüğü yönelme hali eki değil vasıta hali eki almalıdır. (niyetle)

  • Ev aletlerini kullanmasını biliyordum.

Kullanmasını kelimesi yerine “kullanmayı” sözcüğü uygundur.

  • Öğrencilerin başarısına ilgilenmek gerekir.

Cümledeki “başarısına” kelimesi vasıta eki almalıdır. Kelime “başarısıyla” şeklinde yazılmalıdır.

  • İlk soruyu sizden başlamak istiyorum.

Soru kelimesi belirtme hal eki değil yöneltme hal eki olan –a ekini almalı, “soruya” şeklinde yazılmalıdır. Aynı zamanda dolaylı tümleç – yüklem uyumsuzluğu olabilecek bu bozukluk yanlış ek kullanmaktan kaynaklanmaktadır.

6. Çatı Uyumsuzluğu

Birleşik, sıralı ve bağlı cümlelerde yüklemlerin etkenlik – edilgenlik bakımından uyumsuzluğu, işlevleri özdeş çatı eklerinin aynı fiilde kullanılması, yanlış çatı eki kullanılması, kurallı birleşik fiillerde çatı eklerinin hem ana fiile hem de yardımcı fiile getirilmesi çatı yanlışlığına sebep olur.

Özne yüklem ilişkisi bakımından çatı uyumsuzluğu:

Birleşik, sıralı ve bağlı cümlelerde yüklemler etkenlik edilgenlik bakımından uyumlu olmalıdır. Yüklemler ya etken – etken ya da edilgen – edilgen olmalıdır.

  • Buradaki lüzumsuz eşyayı topladık, bir karyola, bir dolap, bir yazıhane kondu.

Cümlede “topladık” yüklemi etken, “kondu” yüklemi ise edilgendir. Doğrusu: Buradaki lüzumsuz eşyayı topladık; buraya bir karyola, bir dolap, bir yazıhane koyduk.

  • Sanatçının bu sözlerle yansıttıklarına dayanarak aşağıdaki genellemelerden hangisine ulaşılabilir?

Cümlede dönüşlü çatıyla edilgen çatının bir araya gelmesi uyumsuzluk meydana getirmektedir. Doğrusu: Sanatçının bu sözlerle yansıttıklarına dayanılarak aşağıdaki genellemelerden hangisine ulaşılabilir?

 



İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.