Yaratılış Destanı

Yaratılış Destanı dünyanın nasıl yaratıldığını, insan ırklarının nasıl meydana geldiğini ve şeytanın nasıl bir kötülük unsuru olduğunu, Türklerin düşüncesine göre izah etmektedir. Altay Türkleri’ne ait doğal bir destandır.

Özet

Gök yoktu, yer yoktu. Yalnızca, sonu olmayan bir deniz vardı. Tanrı Ülgen, bu denizin üzerinde uçuyordu. Konacak sert bir yer arıyordu, bulamıyordu. Böyle uçarken gönlüne doğdu. Bir ses: ‘’Önündeki nesneyi yakala’’ diye fısıldadı. Ülgen, bu fısıltıyı yineledi. Ellerini öne doğru uzattı. O sırada su yüzüne bir taş çıkmıştı. Ülgen, taşı yakaladı, üzerine kondu. Taşın üstünde ne yapacağını düşündü. Uçsuz bucaksız suyun içinden Ak Ana, süzülüp Ülgen’in karşısına çıktı ve ‘’Yarat’’ dedi. Üç kez yineledi. Ülgen ‘’Nasıl?’’ diye sordu. Ak Ana ‘’Yaptım oldu de, yaptım olmadı deme.’’ dedi. Sonra, Ak Ana kayboldu. Bir daha da görünmedi. Ülgen, insanlara şu buyruğu verdi. ‘’Var olana yok demeyin; vara yok diyen de yok olur !’’

Ülgen, ‘’Yer yaratılsın!’’ dedi; yer yaratıldı. ‘’Gökler yaratılsın!’’ diye buyurdu; gökler yaratıldı. Sonra, üç büyük balık yaratıp yeri onların üzerine yerleştirdi. Balıklardan ikisini yerin kenarına, üçüncüsünü ortasına temel yaptı. Ortada bulunan balığın başı kuzey yönündedir. Bu balık başını eğerse, dünyayı sel götürür. Başını daha aşağı eğerse, yeryüzünde su basmadık bir avuç yer kalmaz. Onun için bu balık, büyük bir zincirle bir direğe bağlanmıştır. Onu, Ulu Kişi (Mandı-Şire) yönetir. Ülgen, dünyayı yaratırken ay ve gün ışığının dokunduğu Altın Dağ’da oturdu. Bu dağ, gökyüzü ile yeryüzü arasında idi.

Bizim Ay ve Güneş’imizin dünyasından başka, doksan dokuz dünya daha yaratılmıştır. Bunların hepsinde birer uçmag (cennet), birer tamu (cehennem) vardır. Her birinde insanlar bulunur. En büyük dünya, Han Kurbustan Tengere’dir. Bay-Ülgen, bu âlemin yönetimini yardımcılarından olan Mangızın Matmas Burkan adlı ruha vermiştir.
Bu âlemin bulunduğu dünyanın adı Altın Telegey’dir. Cehennemi, Mangız Toçiri Tamu’dur. Bu tamuyu, Matman Kara adlı bir zebani yönetir. Doksan dokuz âlemin ortancası, Ezre Kurbustan Tengere’dir. Ezre Tengere’yi, Belgin Keratlu Türün adlı melek yönetir. Bulunduğu dünyanın adı, Altın Şarka’dır. Cehennemi, Tüpken Kara Tamu’dur. Tüpken Kara Tamu’nun başındaki zebaninin adı, Matman Karakçı Han’dır. İnsanoğullarının yaşadığı bizim dünyamız, en küçük âlemdir. Adına, Kara Tengere Dünyası denilir. Bu dünyayı, Ulu Kişi yönetir. Cehenneminin adı, Kara Teş’tir ve bu cehennemin zebanisi, Kerey Han adında bir ruhtur.

Bizim dünyamızın üzerinde otuz üç kat gök vardır. Bay-Ülgen, bir gün denize bakarken, suyun üstünde bir toprak parçasının yüzdüğünü gördü. Toprağın üzeri, insan gövdesine benzeyen bir kil tabakası ile kaplıydı. Bay-Ülgen, ‘’Bu cansız toprak, kişi olsun!’’ diye buyurdu. Toprak, kişi oldu. Ülgen, ona Erlik adını verdi; olduğu yere bıraktı. Erlik, giderek Ülgen’i buldu. Ülgen de onu yanına aldı. Bir zaman sonra Erlik, Ülgen’i kıskandı. Ondan daha güçlü olmak istedi. Ülgen’e imrendi, ‘’Ben de onun gibi olmalıyım’’ diye düşündü. Düşüne düşüne Ülgen’e düşman oldu. Bunu anlayan Ülgen, Gök Oğul’u (May-Tere) yarattı. Sonra da, bizim dünyamızda yaşayan insanları biçimlendirdi. Bunların kemikleri kamıştan, etleri topraktan oldu. En sonra da, yine bir kişi olan Ulu Kişi’yi canlandırdı. Ona ‘’Bu insanları sen yönet’’ diye buyurdu.

 

⇒ Türk Destanları 

⇒ Destanlar Online Test



İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.