TYT Türkçe Deneme Sınavı

BU TESTİ ONLİNE OLARAK ÇÖZEREK PUANINIZI GÖREBİLİRSİNİZ.

1) Onun adı, büyü dolu dizeleriyle bıraktığı her bir sözcükte yaşayacak.
“Yaşamak” sözcüğü, aşağıdakilerin hangisinde bu cümledeki anlamıyla kullanılmıştır?
A) Bu koskoca evde tek başına yaşıyor, kimsesiz ve yalnız.
B) Bütün derdi; adını yaşatacak, benzersiz romanlar yazmaktı.
C) Dünyayı umursamadan devam ediyorum yaşamaya.
D) Kadının gözlerinde, yaşadığı büyük acıların izleri vardı.
E) Hayatı boyunca köyde yaşamış, başka hiçbir yer görmemişti.

2) Evinden henüz uzaklaşmış, mahzun bir gurbet çocuğuyum ben.
Aşağıdakilerin hangisinde altı çizili sözcüğün bu cümleye kattığı anlam yoktur?
A) Az önce çıkıp gitmiş gibisin hayatımdan, hep özlemimdesin.
B) Hayata yeni atılmış, toy bir genç gibi davranıyorsun.
C) Bana güvenebileceğini hâlâ öğrenemedin, üzüyorsun beni.
D) Ait olduğum topraklardan şimdi kaçmış gibi hissediyorum kendimi.
E) Okuldan yeni mezun olmuştum, ne yapacağımı bilemiyordum.

3) Bir dilin gelişimi, o dilin konuşulduğu coğrafyadaki kültürel zenginliklere, o dilde yazılmış edebiyat ürünlerine, sözcüklere yüklenen çağrışımlara, usta kalemlere bağlıdır.
Bu cümledeki “kalem” sözcüğüne benzer bir kullanım aşağıdakilerin hangisinde görülmektedir?
A) Ağız yer, yüz utanır.
B) Ağaç yaşken eğilir.
C) Ayıpsız yâr olmaz.
D) Açık yaraya tuz ekilmez.
E) Akıl kişiye sermayedir.

4) Edebiyatta konunun o kadar önemli olduğuna inanmıyorum. Yani önemli olan kitabın aşkı, savaşı ya da polisiye bir hikâyeyi anlatmasından çok ………
Bu parçada boş bırakılan yere düşüncenin akışına göre hangisi getirilemez?
A) kullandığı dilin okuyucuya yakın olmasıdır.
B) nasıl bir anlatım tekniği kullandığıdır.
C) anlaşılır, yalın dil kullanmasıdır.
D) bu konuların okuyucuya ne kadar yakın olduğudur.
E) bu konuları kendine özgü bir dille aktarmasıdır.

5) Gerçek mutluluk kendi içinizdedir; onu dışarıda arayarak zamanınızı ve çabanızı boşa harcamayın.
Aşağıdakilerden hangisi bu cümleye anlamca en yakındır?
A) İnsanoğlu mutluluğu dışarıda aramamalı, çünkü insanın içindedir mutluluk.
B) Mutluluğu yakalamak ulaşılması güç bir düştür.
C) Mutlu olmanın yolu insanlarla paylaşmayı öğrenmekten geçer.
D) Mutluluğun gerçek tanımı insanın yaşamından çıkar.
E) Mutluluğu gerçek anlamda yaşamak olanaksızdır.

6) (I) Bundan böyle her ay bir yazardan ya da sanatçıdan benim için bir yemek hazırlamasını isteyeceğim. (II) Ama önceden değil, sohbetin bir parçası olarak birlikteyken. (III) Sonra da yeme-içme konularından başlayıp o sanatçının uğraşına kadar uzanan bir söyleşi yapacağız. (IV) Herhalde belirtmeye gerek yok, aranan aşçılık vasıfları değil, birlikte hazırlanan bir yemeğin oluşturacağı farklı atmosfer. (V) Böyle bir sohbet ortamının bu sayfaların konukları açısından da ilginç olacağını umuyorum.
Yukarıdaki numaralanmış cümlelerin hangisinde bir “beklenti” söz konusudur?
A) I.  B) II. С) III.   D) IV.  E) V.

7) Aşağıdakilerin hangisinde yazar ya da eserle ilgili olumlu bir eleştiri söz konusudur?
A) Nazım Dikbaş’ın çevirisi, yazarın anlatım özelliklerini yabancı bir dilde yakalamak açısından bizim için iyi bir örnek.
B) Kitabı tam olarak bitirmedim ama yine de kitapta bir tutukluk olduğunu düşünüyorum.
C) Kitabın çevirisindeki bu eksiklikler, çevirmenin, Türkçenin günlük kullanımlarına uzak olduğunun bir göstergesi.
D) Yeni kurulan bir yayınevinin yeni bir anlayışla ve özenli bir çeviriyle yayın hayatına başlaması umulurdu; ama belli ki işler aceleye gelmiş.
E) Kitap, konuyla uzman olarak ilgilenenlere hitap ettiği için kitabın üslubu, okunmasını zorlaştırıyor.

8) Aşağıdaki cümlelerin hangisinde eylemin daha önceden de yapıldığı anlamı vardır?
A) On beş yılı aşan bir suskunluktan sonra “Sahibinin Sesi” adlı oyun Devlet Tiyatroları’nda tekrar sahnelendi.
B) Eğer her şey yolunda giderse filmin ikinci bölümünü çekmeyi düşünüyoruz.
C) Ressam Ömer Uluç’un Paris’te açtığı sergi, resim, heykel, nesne üçlemesini içeriyor.
D) Yazarın bundan sonraki eseri bu romanın devamı niteliğinde olacak.
E) Dergâh Yayınları, Mehmet Galip Bey’in dönemin kudretli paşasını anlatan kitabını, geçen hafta okuyucunun beğenisine sundu.

9) Aşağıdaki cümlelerden hangisi hem üslup hem de içerikle ilgilidir?
A) Kitaba adını veren hikâye, bir satıcının sevdiği kıza şirin görünmek amacıyla yaptıklarını ve trajik sonunu konu edinmekte.
B) Yazar, kitabında, bir yandan kendine özgü, anlaşılır bir dil kullanıyor; bir yandan da Türkçe ile nasıl felsefe yapılabileceği konusunda bizi aydınlatıyor.
C) Yazarın yaşadığı çalkantılı ilişkinin bitimiyle birlikte kapanan kitap, bende huzurla karışık bir hüzün bıraktı.
D) Onun şiirlerinde, arşivlerde ve siyah beyaz görüntülerde kalan, babamızın bize anlattığı Türkiye’yi görebiliyoruz.
E) İsmail Hakkı Sunata, ikinci baskısı yapılan bu eserinde Çanakkale Savaşı’nda yaşadıklarını, günü gününe tuttuğu notlarla kaleme almış.

I. İyi bir çocuk kitabı küçükleri etkileyebildiği gibi büyükleri de etkileyebilmelidir.
II. Fazła alkışlanan kişiler, mesleğinin zirvesine çıkmış kişilerdir.
III. Bu konuda çok etkileyici yönlerin altını çizmişsin.
IV. Reşat Nuri’nin “Çalıkuşu” romanı on iki kez basılmış.
V. İstanbul, yedi tepenin birleşmesinden oluşmuştur.
10) Yukarıdaki numaralanmış cümlelerin hangileri kanıtlanabilirlik açısından farklıdır?
A) I ve II
B) II ve III
C) I ve IV
D) II ve V
E) IV ve V

11) Klasik öyküyü çok seviyordum. Bu biçimle, özellikle ilk kitabim için, bilinçli olarak seçtim. Bu tür kitapların ilk okuyuşumda, beğendiğim cümlelerin altını çizer, sonra onları bir deftere yazar ve tekrar tekrar okurdum; bundan çok zevk alırdım. Sonra bir gün Kunt Hamsun’un Açlık adlı yapıtını okudum. Altı çizilecek tek satır bile bulamadım. Oysa kitabı çok beğenmiştim; beğenmek de ne kelime, çarpmıştı kitap beni. “Nerede bunun alt çizilecek satırları?” diye düşündüm. Aynı şeyi, sevdiğim öteki yazarların yapıtlarında da gördüm …….. Şimdi niyetim altı çizilecek tek satırı bile olmayan bir kitap yazmak.
Bu parçada boş bırakılan yere düşüncenin akışına göre aşağıdakilerden hangisi getirilebilir?
A) Demek ki ben, kimsenin başaramadığını başarmıştım.
B) Artık okurken kitabın sonuna kadar dikkatimi canlı tutuyordum.
C) Sanatta ulaşmak istediğim özgünlüğü yakaladığımı o zaman fark ettim.
D) Sonunda, özlü sözlerden çok, yalın anlatıma değer verilmesi gerektiğini anladım.
E) Söylenenlerin tersine, çağa ayak uyduramamıştım.

12) İlk okurum, çalıştığım iş yerinde kitap okumaya meraklı bir arkadaşımdı. Yazdığım bölümleri önce ona okuttum. Her bölümden sonra çok hayret ettiğini, bölümlerin birbirini tamamlaması karşısında şaşırdığını söyledi. Yazım ve dil bilgisi yanlışları oldukça fazlaydı tabii ama kurgu çok hoşuna gitti. Daha sonra ilk taslağı, çevremde yerli yazarların kitaplarını okuyan bazı arkadaşlarıma okuttum. Hepsi beğendi ve çok kısa sürede okuduklarını, kendilerini kurguya kaptırdıklarını söylediler. İlk profesyonel okurlarım Sistem ve Okyanus yayınlarının editörleriydi. İkisi de romanı çok beğendikleri hâlde yayın politikalarına uymayacağı gerekçesi ile yayımlamayı düşünmediler.
Bu parça, aşağıdaki sorulardan hangisine karşılık söylenmiştir?
A) İlk okuyucularınız kimlerdi ve yazılarınıza nasıl tepkiler gösterdiler?
B) Bir kitabı yayımlatmadan önce neler yaparsınız?
C) Okurlarınızdan beklediğiniz ilgiyi bu kitapla yakaladınız mı?
D) İlk kitabınızı nerede ve nasıl yayımlattınız?
E) Yaşamdaki gerçeklere kitabınızda yer vermeniz okurlarca nasıl karşılandı?

13) İnsan, yaşadığı yörenin etkileriyle biçimlenir. Bu nedenle de her yazar, eserlerinde daha çok, yaşadığı kenti anlatır. Sait Faik Burgaz’da yaşamış, Burgaz’ı anlatmıştır; Yaşar Kemal Çukurova’da yaşamış, Çukurova’yı anlatmıştır. Unutmayalım ki edebiyatta önemli olan içerik değil, biçemdir. Yazar eserinde kurgu ve üslup yönünden bir ustalık göstermişse sorun yok demektir. Yazarın şu ya da bu yöreyi anlatmış olması eleştirilecek bir kusur değildir.
Bu parçada vurgulanmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?
A) Bazı yazarlar eserlerinde yalnız, gezdikleri yerleri anlatmıştır.
B) Sait Faik ve Yaşar Kemal, yaşadıkları yerlerden kopamayan yazarlarımızdandır.
C) Türk edebiyatında Çukurova’yı en çok anlatan yazar, Yaşar Kemal’dir.
D) Bir yazarın eserlerinde yaşadığı yöreyi anlatması doğaldır.
E) Kurgu ve üslup yönünden özgünlük taşımayan bir yapıtın başarı şansı yoktur.

14) (I) Çağla Şikel hayatımıza, 1997 yılında yapılan Miss World Güzellik Yarışması’nda dünya dördüncüsü ve Avrupa Güzeli Ödülü’nü alarak girdi, aslında balerin olan ancak geçirdiği rahatsızlık nedeniyle modelliğe yönelen Çağla Şikel, 2003 yılına kadar pek çok defilede görev aldı. (II) 2004 yılında “Cennet Mahallesi” adlı diziyle oyunculuğa da adım attı. (III) 2008 de ise yaklaşık altı yıldır birlikte olduğu Emre Altuğ ile evlendi. (IV) Eğitimini aldığı baleye tam 16 yıl sonra, geçtiğimiz ay yapılan “11. Uluslararası Bodrum Bale Festivali’nde Samsun Devlet Opera ve Balesi dansçılarıyla, “Bach Alla Turca” adlı eserde dans ederek döndü. (V) 16 Eylül’den itibaren Show TV’de yayımlanmaya başlanan “Her Şey Dâhil” programıyla ekrana geri dönen Şikel’le evliğini, çocuklarını ve gelecek projelerini konuştuk
Bu parçada Çağla Şikel’le ilgili olarak aşağıdakilerin hangisine değinilmemiştir?
A) Modelliğe nasıl başladığına
B) Kaç çocuğunun olduğuna
C) Oyunculuk da yaptığına
D) Hangi programı sunduğuna
E) Yıllar sonra bale yaptığına

15) (I) Değişik alanlarda ürün veren edebiyatçı sayısının, kendisini belli bir alanla sınırlamış edebiyatçılara oranla daha fazla olduğunu görebiliyorduk. (II) Ancak bunların çoğunda yine de belli bir alan daha “baskın” gözüküyor. (III) Söz gelimi Nâzım Hikmet, romanlarına ve oyunlarına rağmen hep şairdir. (IV) Edebiyatın bütün dallarında başarılı sayılmış Ahmet Hamdi Tanpınar da kendisinde esas olanın şiir olduğunu, öteki türlere oradan açıldığını söyler. (V) Tabii bu örneklerde serüvenin şiir ile başlamış ve şiir ile istikrar kazanmış olması belirleyicidir.
Bu parçadaki numaralanmış cümleler ile ilgili olarak aşağıda verilenlerden hangisi yanlıştır?
A) I. cümlede, karşılaştırma yapılmıştır.
B) II. cümlede, kendinden önceki cümlenin nedeni açıklanmıştır.
C) III. cümlede, kendinden önceki açıklamaya örnek verilmiştir.
D) IV. cümlede, örnek verilmeye devam edilmiştir.
E) V. cümlede, verilen örneklerle ilgili bir açıklamaya ver verilmiştir.



16) İyimserlerle kötümserleri anlatırken hep şu bilinen örneği verirler: İyimser, bir çölde yarısına kadar dolu bir bardak bulunca “Ne güzel, bardak yarısına kadar dolu!” der. Kötümser ise: “Ne yazık, yarısı boş!” der. Mutlu olmanın, yaşamı anlamlı ve değerli bulmanın sırrı bu güzel örnekte gizlidir bence. Mutlu olmaksa amacınız, yarışına kadar dolu bardağı dolu görmeye başlayın önce.
Bu parçadan aşağıdaki yargıların hangisine varılamaz?
A) Yaşam, iyiyle kötünün iç içe olduğu bir çelişkiler yumağıdır.
B) İyimser insan, en kötü koşullarda bile olumlu bir yön bulur.
C) Kötümser insan, yaşamın insanı mutlu edecek yönlerini göremez.
D) Yaşama iyimser bir gözle bakamayan insan mutlu olamaz.
E) Mutluluk, insanın yaşama bakışıyla doğrudan ilgili bir olgudur.

17) (I) Yaşlandın sen artık, yarım saat dolaşsan yoruluveriyorsun, bir de gezme sözü mü edeceksin; diyeceksiniz. (II) Haklısınız, yürüyemiyorum artık, çabucak bir kesiklik geliyor. (III) Ama yaşlandım diye benim uzun gezme hülyaları kurmamı da yasak edecek değilsiniz ya! (IV) Bırakın, unutuvereyim yaşlandığımı, unutayım da yaz gelince o uzun günlerde dilediğimce gezebileceğimi umayım… (V) Hem ben ışığı, ışıklı günleri yalnız gezmek, yürümek için sevmem ki…
Bu parçadaki numaralanmış cümlelerle ilgili olarak aşağıda verilenlerden hangisi yanlıştır?
A) I. cümlede, başkalarının neler düşünebileceğinden bahsediliyor.
B) II. cümlede, düşüncelerin onayladığı belirtiliyor.
C) III. cümlede, farklı düşünceler dile getiriliyor.
D) IV. cümlede, yapılmak istenenlerden söz ediliyor.
E) V. cümlede, hayal edilenlerin asla yapılamayacağı anlaşılıyor.

18) Gerçekte, düşünülürse, şiirin hiçbir zaman tam bir pazarı olmamıştır. (II) Büyük şiirsel işlevin kol gezdiği; akımların, devinimlerin kestane fişeği gibi gözleri aldığı 1915 Fransa’sında bile şiir kitaplarının baskı sayısı öyle çok fazla değildi. (III) Guillaume Apollinaire’in yapıtı Alcools’ün ilk baskısı 500’dü. (IV) Valery, Mallarme dahil, birçok Fransız usta, yayınevi bulamadıklarından, ilk kitaplarını kendi kişisel olanaklarıyla bastırmak zorunda kalmışlardı. (V) Şiirde sözcüklerin yerli yerine oturmaması, şiirin okunma sayısını ve satışını zayıflatmıştır.
Bu parçadaki numaralanmış cümlelerden hangisi düşüncenin akışını bozmaktadır?
A) I.  B) II. С) III.   D) IV.  E) V.

19) Sabah serinliğinin tatlı sarhoşluğunda ırgatlar, ellerinde çapalarıyla, sulama kanallarından gürül gürül akan suyun ve cıvıldayan kuşların söylediği şarkıların eşliğinde, pamuk tarlalarına doğru yola koyulurlar. Pamuk tarlalarına ulaştıklarında köylü kadınlar ve erkekler, tıpkı karıncalar gibi akşama kadar dinlenmeksizin çalışırlar.
Bu parçanın anlatımıyla ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi söylenemez?
A) Betimleyici ögelere yer verilmiştir.
B) Benzetmeden yararlanılmıştır.
C) Öneri nitelikli cümleler kullanılmıştır.
D) Yinelemeye yer verilmiştir.
E) Kişileştirmeye başvurulmuştur.

20) Her şair, belli bir fikre sahip olarak şiirini yazar. Örneğin, bilimselliğin edebiyattaki temsilcisi olan Emile Zola: “Pozitif bilimler edebiyattan ayrılamaz, hatta ona yön verir bu yüzden şiir, her zaman bilim ışığında ilerlemelidir.” der. Özetle Şairlerin eserleri onların düşünce tarzlarından bağımsız olarak ele alınamaz.
Bu parçada asıl vurgulanmak istenen düşünce aşağıdakilerden hangisidir?
A) Şairlerin, yapıtlarını oluştururken önceki sanat anlayışlarından sıyrılamadığı
B) Şairlerin yaşamdan edindikleri tecrübelerin, eserlerini olumlu etkilediği
C) Hiçbir gerçekliğin üretilenlere tam olarak yansıtılamayacağı
D) Şairlerin düşüncelerinin şiirlerin etkilememesinin düşünülemeyeceği
E) Özgün bir şiirin ancak şairlerin izlenimlerini yansıtmakla oluşabileceği

21) Kırk iki şiirden oluşan bu kitabıyla şair, iyi bir gözlemci olarak okurlarının karşısına çıkıyor. Şiirlerini, birlikte yaşadığı insanların yaşamlarından beslediği anlaşılıyor. Olayları, olayların insanlar üzerindeki etkilerini, törelerin var olan çarpıklıklarını duygusal bir üslupla şiirleştiriyor. Özgün bir kurgunun göze çarptığı bütün şiirlerinde şair, psikolojik derinliği, şiirlerine akıcılık kazandıran lirik bir anlatımla yakalamayı başarıyor.
Bu parçada sözü edilen şiirlerle ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi çıkarılamaz?
A) Yaşamdan izler taşıdığı
B) Okurlar tarafından beğeniyle karşılandığı
C) Duygusal bir anlatımının olduğu
D) Farklı bir olay örgüsüyle oluşturulduğu
E) Toplumsal olumsuzlukları yansıttığı

22) Uzun seneler yurt dışında yaşadıktan sonra yaşadıklarından hareketle yazarlığa başladı. Kitapları ilk zamanlar pek tutmadıysa da zamanla tanınıp sevildiğini, kitaplarının satmasından anlıyoruz. Özellikle öykü türünde yazıyor. Öykülerinde içten, sıcak bir anlatım seziyor ve bir eziklik duyuyorsunuz. Kısa cümlelerle oluşturduğu yalın bir anlatımı var.
Bu parçada söz edilen yazar ve öyküleriyle ilgili aşağıdakilerden hangisine değinilmemiştir?
A) Eserlerinin ilk zamanlar pek ilgi görmediğine
B) Öyküleri oluştururken tecrübelerinden yararlandığına
C) Süssüz, sade, içten bir anlatımı olduğuna
D) Öykülerin insanda burukluk hissi uyandırdığına
E) Kahramanlarını oluşturmadaki ustalığına

23) Hisselerle yüklü bir öykü bu kitap. Aktarılmak istenenlerin çokluğu, değil çocukları, biz yetişkinleri bile yoracak ölçüde. Fakat, öykü eğlenceli, yalın anlatımı, renkli ve mizahi resimleriyle çocuklara güzel zaman geçirtebilir. Kitaplarını çocuklar kadar yetişkinlerin de merakla beklediği yazar, bir çocuğun mahallesine park yapılması için verdiği mücadeleyi anlattığı bu yeni öyküsünü sürprizli bir sonla kaleme almış.
Bu parçada sözü edilen öyküyle ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi söylenemez?
A) İçerik yönüyle klasik bir yapıt olduğu
B) Rahat okunabilecek bir özellikte olduğu
C) Çocuklara bazı mesajlar aktarmanın amaçlandığı
D) Beklenmedik bir şekilde sona erdiği
E) Görsel yönden ilgi çekici olduğu

24) Çalışmamız sonuç verdi. Neler mi oldu? Ot bitmeyen bozkırlar, İpek gibi yumuşak topraklı ovalara dönüştü. Tarlalar, an kovanları gibi uğuldamaya başladı. Toprağın derinliklerinde uyuyan sular yeryüzüne çıkarıldı. Kova kova süt veren inekler kovan kovan bal veren arılar yetiştirildi. Sofraları el ele verilerek üretilen yiyecekler süsledi.
Bu parçanın anlatımında aşağıdakilerden hangisi yoktur?
A) Benzetme sanatından yararlanma
B) Öykülemeye başvurma
C) Yinelemelere yer verme
D) Tanık gösterme
E) Betimleme yapma

25) Kuşkusuz, bir toplumun dili, o toplumun dünya görüntüsünden ayrılamaz. Toplumun dünya görüşü, dilinin gelişmesinde etkili olduğu gibi, dünya görüşünün belirlenmesinde de dil bir etkendir. Toplumlardaki kültürel değişiklikleri inceleyen insan bilimciler bu bağıntıyı uzun uzun araştırmışlardır. Nitekim Eskimo dilinin sözcükleri üzerinde yapılan bir araştırmada savaşla ilgili tek bir sözcüğe rastlamamış. Buradan şöyle bir yargıya varmışlar: ……………”
Bu parça düşüncenim akışına göre aşağıdakilerden hangisiyle sürdürülebilir?
A) Eskimolar savaşçı bir toplum değildir.
B) Eskimolar geleneklerine bağlı bir toplumdur.
C) Toplumsal ilişkileri düzenlemede dil, savaştan daha etkilidir.
D) İnsanlar artık, sorunların savaşla çözülemeyeceğini anlamıştır.
E) Eskimoların dili öteki dillerden daha az gelişmiştir.

26) …………. Bu devrede edinilen izlenimler ve yapılan gözlemler, sırası gelince sanat yapıtında bir malzeme olarak sanatçının işine yarayacaktır. Hazırlık devresi eksik ve kısır olursa sanat yapıtı diye önümüze konanlara daima şüpheyle bakmak gerekir.
Bu parçanın başına aşağıdaki cümlelerden hangisinin getirilmesi en uygundur?
A) Bir sanat yapıtına başlamadan önce sanatçı için bir hazırlık dönemine ihtiyaç vardır.
B) Bir sanatçı, yaşadığı dönemi en ince ayrıntılarıyla yapıtlarına yansıtabilmelidir.
C) Bir sanatçı, bir türde birkaç yapıt verdikten sonra daha olgun yapıtlar vermeye başlar
D) Bir sanatçı, her şeyden önce yapıtlarının okuru ne ölçüde etkileyeceğini sezgileriyle ortaya koyabilmelidir.
E) Bir sanatçı, yapıtlarında mutlaka gözlemden yararlanmalı, hayal unsurlarına yer vermelidir.

I. Ayrıca belli bir konunun, tiyatrodakinin aksine, roman ve hikâye gibi türlerde daha rahat ele alındığının ve betimlendiğinin de farkındayım.
II. Tiyatronun seyre yönelik bir sanat olduğunu ve seyredilmek için kaleme alındığını inkâr edecek değilim.
III. Bu açıdan bakıldığında tiyatro eseri hem yazarı hem okuru sınırlayan keskin çizgiler taşıyor gibidir.
IV. Bu türlerde insanı, mekânı ve olayları daha ayrıntılı bir şekilde betimleme olanağının yazara sınırsız bir özgürlük tanıdığına inanmamak mümkün değil.
27) Yukarıdaki numaralanmış cümlelerden bir paragraf oluşturulmak istense en uygun sıralama aşağıdakilerden hangisi olabilir?
A) I, II, IV, II
B) II, I, IV, III
C) I, IV, II, II
D) II, III, IV, I
E) II, I, III, IV

28) (I) Virgülün asıl işlevi dilde toplama işlemi yapmaktır matematikteki gibi, aynı türden şeyleri toplar virgül: Eş görevli sözcükleri, sözcük öbeklerini, sıralı cümleleri. (II) Bu asil görevinin dışında, öznenin kolay algılanması için, özneden sonra konur. (III) Özelikle çok sözcüklü öznelerde ya da tamlama oluşturabilecek sözcüklerin arka arkaya gelmesi durumunda önemlidir. (IV) Örneğin bir reklâmda geçen “Saç, kökleri beslenemediği zaman zayıflar ve dökülür.” cümlesinde özne olan “saçtan sonra virgül konmazsa “saç kökleri” diye bir tamlama oluşur; sonrasında da saçların değil saç köklerinin döküldüğü anlamı ortaya çıkar.  (V) Noktalı virgül, toplama işlemi yapar ama o sözcükleri değil, cümleleri toplar. (VI) Noktalı virgül denmesinin nedeni budur.
Yukarıdaki parça iki paragrafa ayrılmak istense ikinci paragraf kaç numaralı cümleyle başlar?
A) II   B) III   C) IV   D) V   E) VI

29) (I) İnsanın hayatı boyunca yaşadığı büyük olaylar, kırık ayna parçalarına benzer ve her bir parçada ayrı bir suretinizi bulursunuz. (II) Etrafta ne kadar parça varsa sizin hayatınız da o kadar kırılmış, siz o kadar çoğalmışsınız demektir. (III) Her parçayla bir başka yöne savrulmuş, çevresine uyum sağlamaya çalışan canlılar gibi küçük ya da büyük değişimler geçirmişsinizdir. (IV) Hayat başladığınız gibi bitirmenize izin vermez çünkü hiçbir şeyi. (V)
Bu parçadaki numaralanmış yerlerden hangisine “Yola çıktığınız gibi değilsinizdir artık.” cümlesinin getirilmesi uygun olur?
A) I.  B) II. С) III.   D) IV.  E) V.

30) Refik Halit, eserlerinde insani değerleri esas aldığı için onun eserlerindeki kahramanlar insanı her yönüyle adeta kuşatır. Toplumun her kesiminden seçilen kahramanlar, yüzeysel bir şekilde tanıtılmaz. Yazar, kahramanlarının mizacı ve psikolojileri üzerinde yoğunlaşarak onların iyiye ya da kötüye doğru yönelişini tarafsız bir şekilde verir. Bunu yaparken de toplum gerçeklerini göz ardı etmez ve toplum gerçeklerini olduğu gibi yansıtmaya çalışır.
Bu parçadan Refik Halit’le ilgili olarak aşağıdakilerin hangisine varılamaz?
A) Kahramanlarını gerçekçi bir şekilde tanıtmıştır.
B) Kahramanlarının ruhsal yönleri üzerinde de durmuştur.
C) Kahramanları ya tam iyidir ya da tam kötüdür.
D) Kahramanlarını tanıtırken yan tutmaz.
E) Eserlerinde toplumun her kesiminden insana rastlamak mümkündür.



31) ………. Oysa bana göre roman sadece roman olmalıdır. Roman olmanın da ilk kuralı kurgusal olmalıdır. Bu nedenle roman da yüzde yüz gerçeklik aramak çok yanlıştır. Temel amacı gerçeği yansıtmak olan anılar, biyografiler bile yüzde yüz gerçeği yansıtamazken onlarda anlatılanlar bile gerçeğin ancak belleklerde kalan kısmıyken romandan böyle bir şey beklenemez. Bu romana büyük bir haksızlıktır. Onda gerçeğin bire bir yansımalarını aramak boşunadır.
Bu parçanın başına düşüncenin akışına göre aşağıdakilerden hangisi getirilebilir?
A) Bazıları romanları olay ve kişileriyle gerçeğin bire bir aktarımı olarak görüyor.
B) Yaşamın gerçekleri en iyi romanda anlatılabilir.
C) Bir romanın, geçmişte yaşadığımız güzellikleri çağrıştırması onun olumlu bir özelliğidir.
D) Romanın sanatsal bir yön içermesi gerekmediğini baştan kabul etmek gerekir.
E) Yazın tarihinde dış gerçekliği kendi allama yetisine göre değiştirip yansıtan romancılar da vardır.

32) Yazarın tamamen hayal örünü kahramanlardan oluşan bu yapıtını incelemiş biri olarak şunları söyleyebilirim: Bu yapıtta, sözcüklerin dünyasını tam olarak keşfetmek için ince
bir zekâ, iyi bir kavrayış gücü ve iyi bir eğitim gerektiriyor. Alışılmışın dışında olan bu
durum, bilmeceden hoşlanmayan okuru zorlayabilir, sıradan bir okura, “Beni kitap raflarına kaldır.” dedirtecek türden bir kitap bu. Yine de son sayfasına kadar okunmalıdır. Çünkü ancak sonuna kadar sabırla okunduğunda, söylenenler bütünüyle anlaşılabilir.
Bu parçada sözü edilen yapıtla ilgili olarak aşağıdakilerden hangisine değinilmemiştir?
A) Üsluptaki kapalılığın okuru sıkabileceğine
B) Okuru günlük sıkıntılardan uzaklaştırdığı
C) Anlamın son sayfalara doğru belirginleştiği
D) Orijinal bir anlatım yeğlediğine
E) Kişilerinin bütünüyle kurgusal olduğuna

33) (I) Okuruna bazen unutulmuş bir romanın ayak izlerini takip ettirterek şehri keşfettiriyor yapıt. (II) Babanın ani kaybının acısı, reddedilmenin acısıyla birleşip yapıtın kahramanıyla İstanbul’u baştan başa dolaşıyor. (III) Yapıtın yaratıcısı kahramanda mı yaşıyor acaba, diye düşünmeden edemiyorsunuz. (IV) Hemen sonra bambaşka bir gerçeklik sizi sarmalayıveriyor. (V) Gözler, yakın çağın unutulmaz bir kişisine çevriliyor ister istemez.
Yukarıdaki cümlelerin hangisinde anlatım bozukluğu vardır?
A) I.  B) II. С) III.   D) IV.  E) V.

34) Ne sana ne de ona şu anda gerçekleri açıklamak zorunda değilim.
Bu cümledeki anlatım bozukluğu aşağıdaki değişikliklerden hangisiyle giderilebilir?
A) “gerçekleri” sözcüğü yerine “hakikatleri” sözcüğü getirilerek
B) “de” bağlacı cümleden atılarak
C) “zorunda değilim” sözcükleri yerine “zorundayım” sözcüğü getirilerek
D) “Şu anda” sözcükleri “şu andaki” olarak değiştirilerek
E) “açıklamak” sözcüğünden sonra “kimse” sözcüğü getirilerek

35) Aşağıdaki cümlelerin hangisinde birden fazla yazım yanlışı yapılmıştır?
A) Zengin olma hayalleriyle Yeni Delhi’ye göçeden bir adamın öyküsü bu.
B) Heyecanla beklenen filmin her karesi bir düşkırıklıklarına imza atıyor.
C) Bizi çevreleyen gerçekleri gerçekçilikten uzak bir tavırla ve ironiyle anlatır.
D) Baş yapıt romanların film uyarlamaları hiç bir zaman başarılı olamaz.
E) Romanın çizgisine sadık kalan filimin senaryosu fantastik ögelere örülü.

 

36) Sürekli soruyorlar bana ( ) Öykülerinizdeki olayların ne kadarı gerçek ( ) ne kadarı kurgu ( ) Yahu () matematikçi değilim ben; edebiyatçıyım, edebiyatçı ( )
Parçada numaralanmış yerlere, sırasıyla getirilebilecek en uygun noktalama işaretleri aşağıdakilerden hangileridir?
A) (.) (;) (?) (.) (.)
B) (:) (,) (.) (,) (!)
C) (;) (.) (?) (,) (?)
D) (,) (:) (;) (.) (!)
E) (:) (,) (?) (,) (!)

37) (I) Ben çıkarıma göre konuşmuyorum. (II) Size düşündüklerimi söylüyorum. (III) Geçenlerde bir genç bana bir şiir getirdi. (IV) Şiiri çok beğendim. (V) Bu şiiri hemen yayımlamasını ve şirin çok satacağını söyledim.
Bu parçadaki numaralanmış cümlelerin hangisinde zarf türünde bir sözcük kullanılmamıştır?
A) I B) II C) III D) IV E) V.

Üç kez (I) denedin de ay ışığında (II) gördün
Boş yere (III) bağırıyor boşlukta çırpınışlar
Zaman hâlâ (IV) düşmüyor ağırlaşan gövdeden
(V) Sallanıyor zamanın ucunda saniyeler
38) Bu dizelerdeki numaralanmış sözcüklerden hangisi yapıca diğerlerinden farklıdır?
A) I   B) II   C) III   D) IV   E) V

Matemle yayılan bu ihtişamın
Mutlaka önünde durup döneyim
Alınca rengini sönen akşamın
O zaman sorarım kimin, neyin?
39) Yukarıdaki dizelerde aşağıdakilerden hangisi yoktur?
A) Zarf
B) Edat
C) Bağlaç
D) Sıfat
E) Zamir

40) Hepimiz, kendi düşündüğümüzü söylüyor ve kendi bildiğimizi okuyoruz. Sanatın kurallarını hiçbirimiz göz önünde bulundurmuyoruz.
Bu parçayla ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi söylenemez?
A) Ünsüz yumuşaması kuralına aykırı sözcük vardır.
B) İki sözcükte ünlü daralması görülmektedir.
C) Kaynaştırma ünsüzü kullanılmıştır.
D) Yazımında yanlışlık yapılan sözcük vardır.
E) Ünsüz türemesi görülmektedir.
Cevap Anahtarı

  1. B
  2. C
  3. A
  4. D
  5. A
  6. E
  7. A
  8. A
  9. B
  10. E
  11. D
  12. A
  13. D
  14. B
  15. B
  16. A
  17. E
  18. D
  19. C
  20. D
  21. B
  22. E
  23. A
  24. D
  25. A
  26. A
  27. B
  28. D
  29. D
  30. C
  31. A
  32. B
  33. A
  34. C
  35. D
  36. E
  37. B
  38. E
  39. C
  40. D

 



İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.