Türkçe Paragraf Test

BU TESTİ ONLİNE OLARAK ÇÖZEREK PUANINIZI GÖREBİLİRSİNİZ.

1) Yahya Kemal’in şiirlerinde insan ve toplum dinamiktir, içinde bulunduğu an ve durum onu durdurmaz ve korkutmaz. Tevfik Fikret’in realist olmasına karşın Yahya Kemal idealisttir. O, Fikret gibi maddeye değil, ruha inanır; onun hayat karşısında aldığı tavır kötümser değil, iyimserdir.
Bu parçanın anlatımında aşağıdakilerden hangisi ağır basmaktadır?
A) Örnekleme
B) Benzerlik kurma
C) Karşılaştırma
D) Tanık gösterme
E) Tanımlama

2) ……. Kimisi, yazı yazarken ayaklarını bir leğen dolusu suya sokarmış. Kimi, yatağa girip başına da bir buz torbası oturtmadan tek satır yazamazmış. Kimileri, yazacağını yazıp bitirene dek deli danalar gibi döner, kimi de masa başsından hiç kalkmazmış.
Bu parçanın başına düşüncenin akışına göre aşağıdakilerden hangisi getirilemez?
A) Yazı yazmanın yöntemleri yazardan yazara değişir.
B) Her romancı, yazarken kendine özgü bir yöntem kullanır.
C) Yazarlar, değişik alışkanlıklarla yazılarını yazar.
D) Her romancının kendine özgü bir anlatım biçimi vardır.
E) Bir romancının yazma yöntemi bir diğerine uymaz.

3) (I) Son yıllarda özelikle büyük şehirlerde açılan kitap fuarlarının sayısı gittikçe artıyor. (II) Okuyucular, bir merkezde her türlü kitaba ve yayınevine ulaşabiliyor. (III) Ayrıca buralardaki İndirimli satışlar, dar gelirli kitleleri okumaya yönlendiriyor. (IV) Yayınevleri de fuar mekânlarının darlığından ve iyi tanıtım yapılmadığından şikâyet ediyor. (V) Yine bu fuarlarda, imza günleri düzenlenerek yazar ile okuyucunun buluşması sağlanıyor. (VI) Böylece, yazar ile okuyucu arasında oluşan sıcaklık edebiyata ilgiyi sürekli kılıyor.
Bu parçada numaralanmış cümlelerden hangisi düşüncenin akışını bozmaktadır?
A) II    B) III   C) IV   D) V    E) VI

4) Şiir yazmaya başladığım sıralarda ünlü olmaya çok imrendiğimi saklamayacağım. Fakat
sonra, gerçek ünlüleri yalancı ünlülerden ayırt etmeye başlayınca, bir okuyucu kitlesi tarafından sevilip beğenilmenin kolay bir iş olmadığını anladım ve bu anlayışla çalışmaya koyuldum. Bugün ünlü bir şair sayladığım için ünü hor gördüğüm de sanılmasın; hem, bırakın ünlü olmayı, gerçekten güzel bir şeyler yazmanın insana verdiği haz, az şey midir?
Bu sözler aşağıdaki sorulardan hangisine karşılık olarak söylenmiş olabilir?
A) Edebiyata karşı ilk ilgi sizde ne zaman ve nasıl uyandı?
B) En çok hangi şairlerin etkisinde kaldınız?
C) Şiirimizin gelişmesi ünlü şairlere mi bağlıdır?
D) Bir gün ünlü bir şair olacağınızı tahmin eder miydiniz?
E) İlk şiirlerinizle şimdikiler arasında ne gibi farklılıklar görüyorsunuz?

5) (I) Stefan Zweig’in bir romanı vardır: Merhamet…(II) Bu roman daha sonradan “Acımak” adıyla dillimize çevrildi. (III) Zweig, orada Doktor Kondor’un ağzından iki tur merhameti tarif ediyor: (IV) Birisi, sizi kavrayan o acı heyecandan olabildiğince çabuk kurtulmak için kalbinizin gösterdiği sabırsızlıktır. (V) Romanın diğer erkek kahramanı da Teğmen Hofmiller’dir. (VI) Öteki merhamet ise insan gücünün son sınırına kadar dayanmayı başaran acıma duygusudur.
Bu parçada numaralanmış cümlelerden hangisi anlatımın akışını bozmaktadır?
A) II    B) III   C) IV   D) V    E) VI

6) Aşağıdakilerden hangisi bir paragrafın giriş cümlesi olmaya uygun değildir?
A) Romanda anlatıma güç katmak için çeşitli yollara başvurulur.
B) Bu tür resimlerde doğanın ana öğe olarak kullanılması tabloyu güzelleştirir.
C) Eleştirmenler, düşünce ile sanatın kaynaştığı yerde yetişir.
D) Edebiyat, toplumdaki değişik iletişim yollarından biridir.
E) Sinemaya ilişkin kitapların sayısında son yıllarda bir artış göze çarpıyor.

7) Sıcak, bütün gün kuluçkaya yatmış gibi adanın üstüne çökerdi. Güneşin verdiği bir sersemlikle acaba bu sıcaktan neler doğacak diye beklerdik. Akşamın huzuru saatlerine doğru da serinliğin taze kokusunu getiren rüzgârlar çıkardı ortaya. Bu saatlerde adaya son vapurların gelişleriyle adeta bir bayram yaşanırdı. Herkes, açık renk elbiseler içindeki yolcuları karşılamak için iskeleye gelirdi.
Bu parçanın anlatımı için aşağıdakilerden hangisi söylenemez?
A) Mevsimin kişiler üzerindeki etkisinden söz edilmiştir.
B) Mecaz anlamlı sözcükler kullanılmıştır.
C) Öyküleme tekniğinden yararlanılmıştır
D) İşitsel öğelerden yararlanılmıştır.
E) Niteleyici sözcüklere yer verilmiştir.

8) İngiltere’de öğretmenlere profesyonel aktörler tarafından konuşma dersleri verilecekmiş. Yapılan araştırmalar, öğrencilerin ders esnasında uyuklamalarının öğretmenin ses tonu ile ilgili olduğunu ortaya çıkarmış. Benim okulda verdiğim derslerde karşılaştığım uyuklamaların (arada sırada horlama seslerini de duymadım değil) ses tonumla ilgili olabileceği doğrusu aklıma gelmemişti ama eğer böyle bir eğitim bizim okullarımızda da başlatılırsa ben hazırım.
Bu parçaya göre öğretmenlere konuşma dersleri verilmesinin asıl amacı aşağıdakilerin hangisidir?
A) İngilizlerin güzel konuşmaya meraklı olmaları
B) Öğretmenlerin topluma örnek kişiler olmaları
C) Ses tonlarını iyi ayarlayarak öğrencilerin dikkatini canlı tutabilmeleri
D) Öğretmenlerin daha etkili konuşmaları
E) Etkili konuşanların başarılı olmaları

9) Yayınevinin “Mevsim Masalları” adıyla başlattığı dizi “Güz Masallar”yla sona eriyor. Macaristan’dan Tataristan’a, Türkiye’den Almanya’ya pek çok farklı ülkenin ve kültürün geleneksel masallarını içeren kitabı, “Her Güne Bir Masal” kitabıyla tanıdığımız Tarık Demirkan hazırladı. “Güz Masalları” çocuklara güz mevsiminin özelliklerini ve bu mevsimde doğanın geçirdiği değişimleri anlatırken bütün masallarda olduğu gibi dostluk, dayanışma, iyimserlik gibi duyguları da vurguluyor. Masal seven herkese önerilir.
Bu parçaya göre masalların ortak özellikleri aşağıda verilenlerden hangisidir?
A) Olağanüstü olayların anlatılması
B) Çocuklar için yazılmaları
C) Çocukları uyutmak için kullanılmaları
D) Çocuklarda güzel duygular geliştirmeleri
E) Farklı ülkelerin kültürlerini içermeleri

10) Gerçek yazar mı olmak istiyorsunuz? Size ilk önerim şu: Önce kendiniz olun. Herkesin kullandığı orta malı sözleri, sözcükleri kullanmayın. Eğer biri “Şimşek parlıyor ve ışıltısı kayalara yansıyor.” diye yazmışsa siz “Şimşekler, kayaların üstünde oynuyor.” diye yazın. Birçok kez “Yıldızlar parlıyordu.” diye yazılmıştır. Siz dimağınızı zorlayıp “Yıldızlar, sihirli gözler gibi açılıp kapanıyordu.” cümlesini kurun.
Bu parçada genç yazarlara aşağıdakilerden hangisi önerilmektedir?
A) Özgün bir anlatımla yazmaları
B) Sanatlı, süslü bir dil kullanmaları
C) Usta yazarların yapıtlarını okumaları
D) Eserlerini günlük dille oluşturmaları
E) Yapıtlarını düş gücüyle biçimlendirmeleri

11) Başarılı romancımız Yaşar Kemal, seri romanları için “Bunlar benim yaşantım ve tanıklığımdır.” diyor. Bu eserlere baktığımızda sanatçının bunlarda aktardığı buz dağının suyun üstünde görünen parçası kadardır. Sanatçı, buz dağının görünmeyen o büyük ana gövdesini görüp incelemeseydi görünen o küçük parçayı yazamazdı. Görüp tanıdığı o ana gövdeyi olduğu gibi yazmaya kalksaydı da yazdığı, roman olmazdı.
Bu parçaya göre Yaşar Kemal, başarısını aşağıdakilerden hangisine borçludur?
A) Hayatın gerçekliğini tüm çıplaklığıyla aktarmaya
B) Yazdıklarıyla duygulardan çok düşüncelere seslenmeye
C) Okuru etkileyebilecek olgun bir dünya görüşüne sahip olmaya
D) Kendi yaşamından yola çıkarak eserin odağında yer almaya
E) Birikimlerini süzgeçten geçirerek anlatmaya

I. Belli bir işi, düzenli geliri yok hatta günlerini daha çok aylaklık ederek geçiriyor ve parası varsa son kuruşuna kadar harcıyor.
II. Parası yoksa çöp tenekelerini karıştırmaktan utanmıyor.
III. Romanlar, öyküler yazıyor ama yayımlatma şansına ulaşamıyor.
IV. Henry Miller, New York’taki eşini, çocuğunu ve işini terk edip yeni bir hayat kurmak için Paris’e gelmiş.
V. Çöp tenekesinde yenebilecek bir şey bulamazsa da aç karnına uyumaya çalışıyor.
12) Yukarıdaki numaralanmış cümleler anlamlı bir bütün oluşturacak biçimde sıralandığında hangisi, ilk sırada yer alır?
A) I B) II C) III    D) IV   E) V

13) Ülkemizde “kamusal alan”, “özel alan” bilinci yeterince gelişmemiştir. Bu nedenle de korular, parklar, yeşil alanlar, kıyılar kolaylıkla betona dönüştürülebilir. Kentlerin sokakları hatta ana caddeleri otopark hâline getirilebilir. Kaldırımları büfelerin, satıcı tezgâhlarının işgal etmelerine göz yumulabilir. Öyleyken kamuoyundan hiç ses çıkmaz. Tek bir kişi bile sesini yükseltip “Bu kadarı da fazla!” demez.
Bu parçada yazarın asil yakındığı aşağıdakilerden hangisidir?
A) Kentsel yapılaşmanın çağdaş kentleşmenin gereklerine uygun planlanmaması
B) Kamuya ait alanların amaç dışı kullanılması karşısındaki toplumsal duyarsızlık
C) Özellikle büyük kentlerde görülen trafik sıkışıklığı ve otopark yetersizliği
D) Kentlerde trafiğin yayaların geçişi dikkate alınmadan planlanıp düzenlenmesi
E) Doğa ve çevre konusunda toplumda egemen olan eğitimsizlik

14) Bizde eskiden edebiyat denince akla yalnızca şiir gelirdi. Düzyazı âdeta üvey evlattı. Yüzyıllarca şiirin gölgesinde kalmış, nerdeyse unutulmuştu. Ama öyle kalmadı. Tanzimat edebiyatının başlamasıyla durum bir bakıma tersine döndü. Tanzimat ile kültür hayatımıza düzyazı ağırlıklı bir iletişim aracı olan gazete girince düzyazının yıldızı birdenbire parladı. Düzyazı kısa sürede şiiri tahtından etmeyi başardı.
Bu parçada vurgulanmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?
A) Bizde düzyazı, Tanzimat yılarında gazeteciliğin başlamasıyla önem kazanmıştır.
B) Bizde gazetecilik Tanzimat ile başlamış ve gelişmiştir.
C) Bizde Tanzimat öncesi yıllarda düzyazıya gereken önemi sadece şairler vermiştir.
D) Tanzimat ile edebiyatımız hızlı bir gelişme sürecine girmiştir.
E) Tanzimat Dönemi’nden sonra edebiyatta içeriğe ve düşünceye verilen önem artmıştır.

15) Günümüzdeki bazı çocuklar, büyükleri oldukça şaşırtmaktadır. Bunların algılama ve yorumlama güçleri yaşıtlarından çok daha fazla. Bu durum, onların “dâhi” olarak nitelendirilmesine yol açıyor. “Dâhi” olarak nitelendirilen bu çocuklar da bulunduğu çevreden büyükler tarafından koparılıyor, bu ya da şu alanda çarpıcı bir üstünlük gösterdi diye çocuğun normal gelişimi durdurulup başka alanlarla alışverişi kesiliyor. Bu durum, sınırlarını başkalarının belirlediği bir camekânda çiçek yetiştirmeye benziyor. Bu durumda da çiçeğin rengi ve kokusu başkaları tarafından belirlenmiş oluyor.
Bu parçaya göre büyüklerin “dâhi” çocuklara karşı sergiledikleri davranışla ilgili olarak aşağıdaki çıkarımlardan hangisi yapılabilir?
A) Çocuğu en iyi okullara gönderme amacıyla hareket edilmektedir.
B) Çocuğun yaşıtları arasında özgürce gelişmesine engel olunmaktadır.
C) Farklı zekâ düzeyindeki çocukların bir araya getirilmesi hedeflenmiştir.
D) Çocuğun, kendi yeteneklerinin farkına varması için çalışılmaktadır.
E) Yetenekli çocukların evrensel bir düzeye ulaşmasına yardımcı olunmaktadır.

 

 

Cevap Anahtarı

  1. C
  2. D
  3. C
  4. D
  5. D
  6. B
  7. D
  8. C
  9. D
  10. A
  11. E
  12. D
  13. B
  14. A
  15. B



İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.