Tanzimat Döneminde Roman ve Hikaye

EDEBİYATIMIZDAKİ İLKLER İÇİN TIKLAYINIZ
  • Türk edebiyatında roman, Tanzimat ile başlar. Yusuf Kamil Paşa’nın, Fransız yazar Fenalon’dan çevirdiği Telemaq isimli roman ile edebiyatımız roman ile tanışır.
  • Yusuf Kamil Paşa’nın ardından bir çeviri akımı başlar ve başta Fransız edebiyatı olmak üzere dönemin önemli romanları ve klasikler dilimize kazandırılır. Sefiller, Monte Cristo Kontu, Atala gibi romanlar işte bu dönemde hayatımıza girer.
  • Şemsettin Sami’nin 1873 yılında tamamladığı Taaşşuk-ı Tal’at ve Fitnat ilk yerli roman olma özelliği taşır.
  • Taaşşuk-ı Tal’at ve Fitnat’ın ardından Namık Kemal, Recaizade Mahmut Ekrem, Ahmet Mithat Efendi, Nabizade Nazım, Samipaşazade Sezai, Mizancı Murat gibi dönemin önemli isimleri de roman türünde eser vermeye başlarlar.
  • Tanzimat romanına genel olarak baktığımızda modern roman tekniğinden uzak, ilkel roman denemeleri görürüz.
  • Tanzimat romanlarında romantizm ve realizm akımlarının etkileri görülür.
  • Tanzimat romanın detaylı incelemesini şu şekilde yapabiliriz.

Kişi

Tanzimat romanlarının birinci dönem sanatçıları tarafından yazılanlarında (İntibah,
Felatun Bey’le Rakım Efendi, Cezmi) idealize edilmiş kişiler vardır. Namık Kemal, Cezmi’de kendi gençliğini ve kişiliğini anlatır âdeta. Ahmet Mithat’ın Felatun Bey’le Rakım Efendi’sinde Felatun Bey batılılaşmayı yanlış anlayan bir tiptir; Rakım Efendi ise batılılaşma konusunda idealize edilmiş bir tiptir ve doğru batılılaşmanın nasıl olacağını gösterir. İkinci dönem sanatçılarının eserlerinde ise (Sergüzeşt, Karabibik, Araba Sevdası) gerçekçi kişiler vardır: Dilber (cariye), Karabibik (köylü), Bihruz Bey (Batılılaşma sevdalısı cahil bir adam)… Tanzimat sanatçıları, her kesimden kişiyi kendi sosyal ve ekonomik konumlarına uygun olarak konuşturmuşlardır.

Olay

Tanzimat romanında anlatılan olayların ya gerçek ya da gerçeğe benzer olması gerektiği düşüncesi hâkimdir. Şemsettin Sami, Taaşşuk-ı Tal’at ve Fitnat’taki olayların gerçekten yaşanmış olduğunu söylemiştir. Tanzimat romanlarında olayların merkezinde aşk ve entrikalar vardır. Tanzimat sanatçıları romanları sürükleyici hâle getirmek için aşkı ve entrikayı olayların gelişmesinde tesadüflere çok yer vererek başarılı bir şekilde kullanmıştır. İntibah, Sergüzeşt, Araba Sevdası, Müşahedât, Taaşşuk-ı Talat ve Fitnat, Zehra adlı romanlarda bunun uygulamasını görebiliyoruz. Tanzimat romanında yaşanmış veya yaşanması mümkün olan olaylar anlatılmıştır.

Zaman

Tanzimat romanlarında zaman, Cezmi dışında, sanatçıların yaşadığı zaman, genellikle Osmanlı toplumunun Batı ile tanışmaya başladığı dönemdir. Bazı romanlarda Batıya dönük kişilerin yaşamı ve zamanı (Araba Sevdası, Felatun Bey’le Rakım Efendi) bazı romanlarda ise Osmanlı’nın içe kapanık dönemi yansıtılır. (Taaşşuk-ı Talat ve Fitnat, Sergüzeşt) Genel olarak zaman, Osmanlı toplumunun Batı medeniyeti ile tanışmaya başladığı zamandır.

Mekân

Tanzimat romanlarında olayların geçtiği mekân genellikle Istanbul’da Çamlıca ve Beyoğlu gibi eğlence mekânları öne çıkar. (İntibah, Araba Sevdası) Bu romanlar aile merkezli olduğu için mekân da aile çevresidir. (Taaşşuk-ı Talat ve Fıtnat, İntibah, Zehra, Felatun Bey’le Rakım Efendi, Müşahedât). Ahmet Mithat olayları, hakkında bilgi vermek istediği mekânlarda geçirmiştir. Bu mekânlar, genellikle Anadolu, Suriye, Kuzey Afrika, Balkanlar ve Batı Avrupa’dır. Karabibik’te ise mekân Antalya’nın bir köyüdür. Cezmi’de olaylar, Iran’da ve Kırım’da geçer. Sergüzeşt’in son bölümünde ise mekân Mısır’dır. Tanzimat romanlarında mekân, fon olarak kullanılsa da ağırlıklı olarak o dönemin sosyal yaşamını yansıtacak yerlerdir.

Tema

Tanzimat romanlarında şu konulara ağırlık verilmiştir: Yanlış batılaşmanın yol açtığı komik durumlar (Araba Sevdası), görmeden evlilik, erkek baskısı ve zulmüne dayalı aile şartları, kadınların esareti (Taaşşuk-ı Talat ve Fitnat), yanlış kadınları sevmenin doğurduğu yıkımlar (İntibah, Araba Sevdası), kölelik ve cariyelik (Sergüzeşt), Bir köy yaşamı (Karabibik), kıskançlık ve kıskançlığın yol açtığı olumsuzluklar (Zehra), tarihi bir olay (Cezmi), batılılaşmanın hangi yoldan ve ne şekilde olması gerektiği (Felatun Bey’le Rakım Efendi)…

Dil ve Üslûp

Tanzimat’ın birinci döneminde halkın anlayacağı bir dil kullanılmış, ikinci dönemde ise bu sade dilden uzaklaşılmıştır. Ahmet Mithat, olayları heyecanlı bir şekilde anlatmıştır. Sıfatlara, benzetmelere, abartmalara sıkça yer veren Namık Kemal, romanda anlatılan olaya göre üslûbunu değiştirmiştir. Savaş betimlemelerinde coşkuludur. Diyaloglarda ise sakindir. Şemsettin Sami, dili kullanmada başarısızdır. Romanında yer yer dilbilgisi bozukluklarına rastlanmaktadır. Yazar, kişilerin kendi ağızlarına göre konuşturulmasında başarılıdır. Samipaşazâde Sezai, Sergüzeşt’teki betimleme ve analizlerde, Türkçeden uzaklaşmıştır. Eserde özensiz bir üslûp görülür. Recaizâde Mahmut Ekrem, Araba Sevdası’nda, çoğunlukla Osmanlıca terkip ve tamlamalar kullanmıştır. Romanın dili bu yüzden sade değildir. Nabizade Nazım ise Farsça ve Arapça kelimelerden ve tamlamalardan mümkün olduğu kadar uzaklaşarak, ortalama bir dil kurmuştur.

 

TANZİMAT EDEBİYATINDA HİKÂYE

Tanzimat sanatçılarından bazıları Batılı anlamda hikâye yazmaya çalışmışlardır. Ahmet Mithat ve Samipaşazâde Sezai bu türde eser veren isimlerdir. Edebiyatımızdaki ilk hikâye kitabi Emin Nihat’ın 1873’te yayinlanan Müsameretnâme’sidir. 12 hikâyeden oluşan bu kitap, kurgusu ile Binbir Gece Masallari ve Dekameron hikâyelerini hatırlatır. Ahmet Mithat’in “Letaif-i Rivayat” adi altında topladığı 25 kitaplik hikâyelerinin bir kısmı telif, bir kısmı da derlemedir. Tanzimat devrinde ilk telif hikâye, Samipaşazâde Sezai’nin Küçük Şeyler’idir. Bunlar Maupassant tarzı hikâyelerdir. Nabizade Nazım’ın Anadolu köyü ve çiftçi hayatını edebiyatımızda ilk defa yansıtan Karabibik adli uzun hikâyesi de bir başka eserdir

Yorum yap

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.