Tanzimat Edebiyatının Genel Özellikleri

Tanzimat edebiyatı, Doğu kültürünün yanında Batı kültürüyle de yetişen sanatçıların, Batı edebiyatını örnek alarak meydana getirdikleri bir edebiyattır. Bu edebiyat, 1860’ta, Şinasi’nin Agâh Efendi ile birlikte Tercüman-ı Ahval gazetesini çıkarmalarıyla başlamış, 1895’e kadar sürmüştür. O güne kadar Fars ve Arap kültürlerinden etkilenerek kendi dokusunu kaybetmeden bir Türk-İslam kültürü oluşturan Türk toplumu, yeni bir kültür ile (Batı kültür ve medeniyeti) yüz yüze gelmiş ve Batıya hayran sanatçıların ve bazı devlet adamlarının etkisiyle yaşamdan müziğe, politikadan anayasal düzene yeniliklerle tanışmaya başlamıştır. Edebiyatımızda yenileşme veya batılılaşma devri olan Tanzimat edebiyatı, dönemin sanatçılarından Şinasi ile başlamıştır. Şinasi, modern Türk edebiyatı için örnek olabilecek ilk çalışmalarını 1859-1860 yıllarında gerçekleştirmiştir.

  • Tanzimat edebiyatı, sanatçıların sanatı algılayışına ve işledikleri konuya göre iki döneme ayrılmıştır. Tanzimat edebiyatının I. döneminde Şinasi, Namık Kemal, Ziya Paşa, Ahmet Mithat Efendi, Şemsettin Sami, Ahmet Vefik Paşa; II. döneminde Samipaşâzade Sezai, Nabizâde Nâzım, Abdülhak Hamit Tarhan, Recaizâde Mahmut Ekrem, Muallim Naci gibi isimler eser vermiştir.
  • Tanzimat edebiyatı sanatçıları, Divan edebiyatında bulunan şiir, tarih, mektup, vb gibi edebiyat türlerini Batı anlayışına göre yenileştirmişlerdir.
  • Divan edebiyatında hiç bulunmayan makale, tiyatro, roman, hikâye, anı, eleştiri gibi yeni yazınsal türler getirilmiştir.
  • Tanzimat edebiyatının birinci dönem sanatçıları (Şinasi, Ziya Paşa, Namık Kemal, Ahmet Mithat Efendi, Şemsettin Sami) “toplum için sanat” anlayışıyla; ikinci dönem sanatçıları (Recaizâde Mahmut Ekrem, Abdülhak Hamit Tarhan, Sami Paşazâde Sezai, Nabizâde Nâzım) “sanat için sanat” anlayışı ile eser vermişlerdir.
  • Montesquieu, Rousseau, Voltaire, vb. Fransız devrimci yazarlarının etkisiyle vatan, millet, hürriyet, hak, adalet, kanun, meşrutiyet gibi kavramlar işlenmiştir.
  • Tanzimatçıların bazıları klasisizm (Şinasi, Ahmet Vefik Paşa), bazıları romantizm (Ahmet Mithat Efendi, Namık Kemal, Abdülhak Hamit Tarhan), bazıları realizm (Recaizâde Mahmut Ekrem, Sami Paşazâde Sezai, Nabizâde Nâzım), bazıları da natüralizm (Ahmet Mithat Efendi, Nabizâde Nazım) akımlarının etkisi altında eserler vermişlerdir.
  • Birinci dönem sanatçıları, dilin sadeleşmesi için çalışmışlar, ikinci dönem sanatçıları ise bu amaçtan uzaklaşmışlardır. Şiirin konusu genişletilmiş, günlük hayatla ilgili her türlü olay, duygu ve düşünce şiire konu edilmiştir. Dönemin başında Divan edebiyatı nazım biçimlerinin dışına pek çıkılmamış, yeni düşünceler eski biçimler içinde söylenmiştir. (Ziya Paşa, Namık Kemal) Daha sonraları yeni biçimler kullanılmaya başlanmıştır. (Recaizâde Mahmut Ekrem, Abdülhak Hamit Tarhan)
  • Divan şiirindeki “parça güzelliği” terk edilmiş, “bütün güzelliği”ne önem verilmiştir.
  • Divan edebiyatına tümden karşı çıkılmış ve bu edebiyat ağır bir dille eleştirilmiş; ama Divan şiiri nazım şekillerinden yararlanılmıştır.
  • Şiirde genel olarak aruz vezni kullanılmakla birlikte, Türklerin ulusal vezninin hece vezni olduğu görüşü ortaya atılmış, aruz veznine karşı hece vezni savunulmuş; fakat bu uygulanmamış, birkaç denemeden ileriye gidilememiştir.
  • Tanzimat edebiyatında nesirde önemli yenilikler yapılmıştır. Nesir, söz hüneri göstermek için değil, birtakım düşünceleri halka yaymak için kullanılmış, nesirdeki “seci”ler atılmış, doldurma sözlere yer verilmemiş, düşünceler nispeten kısa cümlelerle anlatılmaya çalışılmış, halkın anlayacağı bir dil kullanılmıştır. Makale, tiyatro, anı, kısmen de roman türlerinde bu yalın dille eserler verilmiştir.
  • Noktalama işaretleri ilk kez bu dönemde kullanılmaya başlanmıştır.
  • Hikâye, roman, tiyatro gibi türlerde kölelik – cariyelik, yanlış Batılılaşma, görücü usulü evlilik, aşk ve aile gibi sosyal konular işlenmiştir.

Bir yorum ekle

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.