Tanzimat Edebiyatında Öğretici Metinler

Tanzimat edebiyatı en büyük yeniliği nesirde (düzyazıda) gerçekleştirmiştir. Gazete aracılığıyla makale, fıkra, eleştiri gibi türler ilk defa Türk edebiyatına girmiş; anı, gezi yazısı, mektup gibi türler Batılı nitelik kazanmıştır.

Tanzimat döneminde Şinasi, Namık Kemal’le başlayan gazetecilik çok gelişmiş ve gazete etkili bir iletişim aracı olmuştur. Bu gazetelerde makale, fıkra, deneme, tenkit gibi öğretici metinlere de yer verilmiştir. Ayrıca anı, günlük, mektup gibi türler Tanzimat’la birlikte önem kazanmış ve Batılı bir nitelik kazanmıştır.

Tanzimat Dönemi öğretici metinlerinin genel özellikleri:

  • Hürriyet, eşitlik, kanun, bilim ve teknikle ilgili Batılı kavramlar konu olarak işlenmiştir.
  • “Sanat, toplum içindir.” anlayışı benimsenmiştir.
  • Öğretici metinler toplum için, toplumun anlayacağı bir dille yazılmıştır.
  • Söz hüneri göstermek değil, bazı düşünceleri halka yaymak amaçlanmıştır.
  • Anlatım süsten ve yapmacıktan giderek uzaklaşmış, yerini düşüncenin önemine bırakmıştır.
  • Konu genişlemiş, her şey düzyazının konusu hâline gelmiş, anlatım serbestleşmiştir.
  • Somut ve gözleme dayalı anlatım öne çıkarılmıştır.
  • Genellikle açıklama ve tartışma gibi anlatım türleri kullanılmıştır.
  • Türk edebiyatında ilk defa bu dönem eserlerinde konuşmaları gösteren çizgiler ve noktalama işaretleri kullanılmıştır.

Makale

Tanzimat Dönemi’nde gazete ile birlikte edebiyatımıza girmiştir. İlk makale Şinasi’nin yazdığı “Tercüman-ı Ahval Mukaddimesi” sayılır. Namık Kemal’in Tasvir-i Efkâr gazetesinde yayımlanan “Lisan-ı Osmanînin Edebiyatı Hakkında Bazı Mülahazâtı Şâmildir” Millî Edebiyat Dönemindeki dil anlayışını belirleyecek düzeyde bir içeriği vardır. Edebiyatın gerçek sorunları ilk kez dile getirilmiştir. Bu makalede dilin sadeleştirilip somutlaştırılması gerektiği vurgulanmış, divan edebiyatının somut gerçekliği yansıtmadığı görüşünü savunmuştur. Ziya Paşa tarafından Hürriyet gazetesinde yayımlanan “Şiir ve İnşa” makalesinde ise ulusal değerlere yönelme savunulmuş, halkın anlayabileceği bir dil kullanılması önerilmiştir.

Eleştiri

Batılı anlamdaki eleştiri Tanzimat’la birlikte gelmiştir. Ziya PaşaŞiir ve İnşa” adlı makalesinde eski edebiyatı eleştirmiştir. Ancak daha sonraki “Harabat” adlı eserinin ön sözünde “Şiir ve İnşa”daki görüşlerini reddetmiştir. Namık Kemal, Ziya Paşa’nın “Harabat” adlı eserini eleştirmek için “Tahrib-i Harabat”ı yazmıştır. Daha sonrasında da “Takip”i kaleme almıştır. Bu dönemde Muallim Naci ile Recaizade Mahmut Ekrem arasında eski-yeni tartışması yaşanmıştır. Servet-i Fünûn Edebiyatının doğmasında Muallim Naci ile Recaizade Mahmut Ekrem arasındaki bu eski-yeni tartışması çok önemli bir rol oynamıştır. Recaizade Mahmut Ekrem, görüşlerini “Zemzeme” ve “Takdir-i Elhan” adlı eserlerinde toplamıştır. Muallim Naci de bu eserlere “Demdeme” ile cevap vermiştir.

Hatıra (Anı)

Hatıra, Tanzimat döneminde edebiyatımızda görülmeye başlanan bir yazı türü değildir. Bu dönemden önceki zamanlarda da hatıralar yazılmıştır. Düzyazı eski edebiyatımızda geri planda kaldığından hatıra da pek öne çıkmamıştır. Tanzimat döneminden itibaren öne çıkmaya başlamış, sanatçılar anılarını yazma yoluna gitmiştir. Tanzimat Döneminde Akif Paşa’nın “Tabsıra”, Namık Kemal’in “Magosa Mektupları”, Ziya Paşa’nın “Defter-i Amal”, Muallim Naci’nin “Ömer’in Çocukluğu” adında anı türünde eserler verdiğini görüyoruz.

Gezi Yazısı (Seyahatname)

Bu dönemde devlet adamları ve sanatçılar yurt dışına gönderilmişlerdir. Batı’ya gönderilen bu kişiler orada gördüklerin, Avrupa şehirlerindeki gözlemlerini yazmışlardır. Ahmet Mithat Efendi’nin “Avrupa’da Bir Cevelan”, “Sayyadane Bir Cevelan” adlı eserleri vardır.

Mektup

Tanzimat’tan sonra gazetelerde yayımlanan birçok açık mektup göze çarpar. Tanzimat Döneminde ilk mektup örnekleri Akif Paşa’ya aittir. Onun “Şeyh Müştak’a Mektup” adlı eseri 1885’te yayımlanmıştır. Bu türde Namık Kemal’in “Ebüzziya’ya Mektuplar”ı, Abdülhak Hamit Tarhan’ın “Mektuplar”ı, Ahmet Mithat Efendi ve Muallim Naci’nin “Muhaberat ve Muhaverat” adlı eserleri vardır. Şinasi’nin annesine yazdığı mektuplar da önemli sayılır. Muallim Naci ile Beşir Fuat arasındaki mektuplaşmalar bu türün örnekleri arasında yer alır. Tanzimat’tan bu yana mektuplarda doğal, açık, süssüz bir anlatım benimsenmiştir.

Bir yorum ekle

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.