Tahsin Nahit

  • İstanbul’da doğmuş (1887), eğitimini burada tamamlamış, Galatasaray’dan mezun olmuştur.
  • İlk şiirleri Selanik’te yayımlanan “Çocuk Bahçesi” dergisinde çıkmıştır. Bunlardan ilki, 1905’te çıkan “Fener” şiiridir.
  • Hukuk öğrenciliği sırasında politikaya ilgi duymuş, İttihat ve Terakki’ye girmiş, cemiyetin aktif bir üyesi olmuştur. 31 Mart olaylarında Ittihat ve Terakki’yi suçlu bulmuş ve partiden ayrılmıştır. Bir daha da politikaya girmemiş, kendini edebiyat çalışmalarına vermiştir. Ancak genç yaşta (1919) ölmüştür.
  • Eleştirmenlerin çoğu, genç yaşta ölmeseydi Tahsin Nahit’in tiyatro ve şiir alanında başarılı eserler vereceği düşüncesindedir.
  • Sanatçının tek şiir kitabı “Ruh-ı Bikayd” adını taşımaktadır. Bu kitaptaki şiirleri Fecr-i Âti şiirinin özelliklerini taşır. Pek çoğu kadın ve aşk üzerine olan bu şiirlerde şair, hissîlikten öte geçememiştir.
  • Bunun dışında birkaç şiirinde yaşamdan kesitleri, çocuk masumiyetini işlenmiştir.
  • Aruzla yazdığı şiirlerinde serbest müstezadı denemiştir.
  • Şiirlerinde Servet-i Fünûncuların başlattığı şiir içinde temaya paralel olarak vezin değiştirme gibi teknik oyunlara da yer vermiştir.

ESERLERİ

Şiir: Ruh-ı Bikayd

Tiyatro: Firar, Hicranlar, Jön Türk, Kösem Sultan, Bir Çiçek Bir Böcek (Adapte)
Osman-ı Sani, Rakibe (Adapte), Talak, Sanatkâr, Ben Başka

HASTA BİR TELDE HASTA BİR NAĞME

ah ben, ben ne hastayım bilsen:
kalbimin ıztırab-ı malülü,
ruhumun ihtisas-ı mechulu
ne kadar başka herkesinkinden.

sen ki feyfa-yı binasibimde,
bir küçük nur-ı rahm ü şefkatsin,
dinle, ruhumdan akseden bu tanin
hasta bir telde hasta bir nağme.

bu bütün kış devam eden kahhar
ihtisasat içinde hırpalanan
daima hasta, daima sehhar
bir ümidin peyinde şefkat uman
fikr-i me’yus u gam-penahımı ben
saf denizlerde belki bir mahzun
hiss-i şefkat bulur mehasinden
hissedar-ı şifa olur diye dün
akşamüstü deniz kenarında
hayli gezmiş ve çok düşünmüştüm.
bu sema-yı mükedder altında
acı bir hande mürtesem gördüm.

aşıkından muvakkaten mahrum
hasta bir genç kadındı sanki deniz.
şüphesiz bahtiyar, fakat mahrum,
besliyor bir ümid-i şefkat-riz.

güneş artık çekildi eşyadan.
sular artık menekşe olmuştu.
gölgelenmiş sema-yı ruyadan
bir hayal-i baid ü mevhumu

bekleyen gözlerim yorulmuştu.
sonra birden semaya baktım ben:
semt-i re’simde bir hayal-i semen

Yorum yap

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.