Şiirde Redif ve Kafiye

REDİF

İki ve daha fazla dize arasında yazılışları, anlamları ve görevleri aynı olan eklerin, kelime ve kelime gruplarının tekrar edilmesine redif denir. Tanımdan da anlaşılacağı üzere redif ek olarak da kelime olarak olabilmektedir.

Nice güzellere bağlandım kaldım
Ne bir vefa gördüm ne fayda buldum
Her türlü isteğim topraktan aldım
Benim sâdık yârim kara topraktır

Koyun verdi kuzu verdi süt verdi
Yemek verdi ekmek verdi et verdi
Kazma ile döğmeyince kıt verdi
Benim sâdık yârim kara topraktır  (Aşık Veysel)

Not 1: Redif için harfler tıpa tıp aynı olmak zorundadır ama bazı kaynaklar olmak zorunda değildir diye düşünür. Aslında mantıklıdır da bu. Örneğin yukarıdaki birinci dörtlükte dım ve dum heceleri redif oluşturabilir. Dı (görülen geçmiş zaman) m (şahıs ekidir) Bunun yanında ı-i, u-ü, o-ö ünlüleri de kendi arasında redif oluşturabilir. Ama bu durum kafiye için geçerli değildir çünkü kafiyede her harf aynı olmak zorundadır.

Not 2: Redif ile kafiye genelde beraber kullanılır. Genelde de kafiyeden sonra redif gelir. Ama beraber kullanılmak zorunda değildir. Yani tek başına redif de kafiye de kullanılabilir. Burada dikkat edilmesi gereken en önemli şey kafiye ve redifin birbirinden ayırt edilmesidir. Çünkü ikisi de ahenk unsurudur. İşte buna dikkat edilirse kolaylıkla kafiye ve redif yapılır. Hangi ekin ne olduğunu iyi tespit etmek gerekir. Eklerin görevlerini bildikten sonra iş zaten biter. Çünkü asıl sorun eklerin tam olarak ne eki olduğunu bilmektir.

  • Kafiye bulurken köke inilecek diye bir kural yoktur önemli olan eklerin görevlerinin aynı olup olmadığını bilmektir çünkü. O yüzden ek dâhilinde ihtiyaç olursa köke inilir çünkü ekin tam anlamıyla ne eki olduğunun bilinmesi için köke inmeye de ihtiyaç duyulabilir.
  • Kafiye ve redif bulunurken dörtlükte inceleme yapıyorsak öncelikle hangi dizelerin ahenk oluşturduğuna bakılır. Sonra ahenk oluşturan diziler arasında kafiye veya redife bakılır.
  • Kafiye ve redif beyitlerde de olur.

 

KAFİYE (UYAK)

Genellikle mısra sonlarında bulunan, okunuşu, yazılışı aynı olan ancak görevleri farklı olan ses benzerliklerine kafiye ya da uyak adı verilir.

DİKKAT! Bir şiirin şekil özellikleri incelenirken önce redif aranır. Daha sonra kafiyeye bakılır.

 

1) Yarım Kafiye: Mısra sonlarında bulunan tek ses benzerliğine dayanan kafiyedir.

Yürü bre Dadaloğlu’m yürü git
Dertli dertli Çukurova yolun tut
Bunda suçum varsa Hakk’a tövbe et
De ki gayrı bizim iller iniler     (Dadaloğlu)

 

Yukarıdaki dörtlükte ilk üç dizenin son kelimesi kök halindedir. Bu nedenle bu dizelerde redif aranmaz. Mısra sonlarında tek ses benzerliği bulunduğu için (t) bu dörtlüğün kafiyesi yarım kafiyedir.

 

2) Tam Kafiye: Mısra sonlarında bulunan iki ses benzerliğine dayanan kafiye türüdür.

Ne içindeyim zamanın,
Ne de büsbütün dışında;
Yekpare geniş bir anın
Parçalanmaz akışında   (Ahmet Hamdi Tanpınar)

Yukarıdaki dörtlükte, kalın yazılan kısımlar rediftir. “Zaman ve an” kelimelerinde sondan iki ses benzerliği vardır (an); “dış ve akış” kelimelerinde sondan iki ses benzerliği vardır (ış) bu nedenle bu dörtlükte tam kafiye vardır.

 

3) Zengin Kafiye: Mısra sonlarında bulunan üç ya da daha çok ses benzerliğine dayanan kafiye türüdür.

İsâ Bey’in fetihte açılmış mezarlığı 
Hulyâma âhiret gibi nakşetti varlığı 

Yahya Kemal’in bu dizelerinde mezarlık ve varlık sözcüklerine gelen “–ı” yönelme hal eki rediftir. Redifi ayrıdıktan sonra geri kalan kısımdaki ses benzerliğine baktığımızda beş sesin benzeştiğini görüyoruz. (arlığ) Bu nedenle bu dizelerde kullanılan kafiye zengin kafiyedir.

 

4) Cinaslı Kafiye: Yazılışları ve okunuşları aynı, anlamları farklı olan kelime ve kelime gruplarının mısra sonunda tekrarı ile oluşan kafiyedir.

Gayet çoktur değil benim yaram az
Bana yardan gayrı cerrah yaramaz

 

Niçin kondun a bülbül
Kapıdaki asmaya
Ben yârimden vazgeçmem
Götürseler asmaya

Bu dörtlükte ikinci dizede kullanılan “asma” kelimesi üzüm ağacı anlamındayken dördüncü dizedeki “asma” kelimesi fiildir. Bu tür sözcüklere sesteş adı verilir. Bu sözcüklerden yapılan kafiyeye ise cinaslı kafiye denir.

 

Tunç Kafiye: Mısra sonunda bulunan ve kafiyeyi barındıran bir kelimenin diğer mısraların içinde geçmesiyle oluşan kafiye türüdür.

Sakaryam, sana mı düştü bu yük?
Bu dâva hor, bu dâva öksüz, bu dâva büyük!  (Necip Fazıl Kısakürek)

Yukarıdaki dizelerde “yük” sözcüğü “büyük” sözcüğünün içinde geçmektedir. Bu kafiyelere tunç kafiye adı verilir.

DİKKAT! Son yıllarda yapılan sınavlarda tunç kafiye kavramı kullanılmamaktadır. Eğer şıklarda tunç kafiye yer almazsa ses benzerliği sayısına bakılır. Bu durumda yukarıdaki dizelerde üç ses benzerliği bulunduğu için bu dizelerin kafiyesine zengin kafiye de diyebiliriz.

 

Yorum yap

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.